|
 |
|
|
Antik çağ zeytin ezmesi
Çeşitleme / Selim Türsen
Tatil köyleri ve otellerle şimdilerde patlama yapan deniz, kum, güneş turizminin bir süre sonra doyum noktasına ulaşması kaçınılmaz. Dünyada yükselen trend haline gelen kültür turizmi ve otantik yaşam biçimlerini kapsayan farklı turizm türleri 21’inci Yüzyıl’ın gözdesi olacak. Neyse ki, Milattan Önce 10 bin yıl öncesinden bugünlere uzanan geçmişleriyle Efes, Hattuşa, Kapadokya, Nemrut, Mevlana, Ayasofya gibi sayısız tarihi ve kültürel zenginliklere sahip Türkiye bu alanda dünyada eşi bulunmaz ülkelerden biri.
Ama kitle turizminden fırsat bulup, kültürel ve tarihi zenginliklerimizi çekim merkezi yapmak için yapılanlar yeterli mi emin değilim. Hele Atina’nın tek bir tapınağı, Akropol’ü pazarlamasındaki başarısını gördükçe bence daha alacak çok yolumuz var.
* * *
Sözü uzatmadan İzmir’in göz bebeği Efes’e ve Selçuk’a getireyim. Geçen hafta yurtdışından gelen dostlarımızla yolumuz sürpriz bir şekilde Selçuk’a düştü. Meğer bizim dostların orada küçük bir yeri varmış ve birkaç yıla kadar da Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorlarmış. Selçuk’ta çok yakın bir dostlarıyla Nadide Azatoğlu’yla tanıştırdılar. Uzun yıllardan beri Selçuk’ta yaşayan ve birçok restorasyona imza atan Almanya’da mimarlık eğitim almış biri Nadide Hanım. Örneğin Efes’in kazılarını yapan Avusturya ekibinin restore ettirdiği ve büyük beğeni toplayan Avusturya Kazı evi onun eseri.
* * *
Nadide Azatoğlu ile sohbet ederken Selçuk için hazırlanan yeni master plandan söz etti. Efes, Selçuk’un değişik bölgelerinde tam yedi kere kurulmuş. Yani şehrin her yerinden tarih fışkırıyor. Geçmişi koruyarak bugünü kurmayı amaçlayan plan son şeklini aldığında Saint Jean Kilisesi, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı gibi değerler daha iyi ortaya çıkacak. Böylece Selçuk sahip olduğu zenginlikleri kültür turizmi sevdalılarına cömertçe sunabilecek. Aynı İtalya Floransa’da ya da Roma’da olduğu gibi geçmiş ve bugün bir arada solunabilecek.
Selçuk’ta bizim için bir başka sürpriz, başta ilçede yaşayan yabancılar olmak üzere, tarih ve kültür sevdalılarının adresi Anton Kallinger Caddesi’ndeki Amazon adlı bistro, cafe, bar oldu. Azatoğlu burayı buluşma noktası yapmak için iki yıl önce kurmuş. Başta Efes olmak üzere antik çağ tarihi üzerine olan yoğun bilgisini, binlerce yıl öncesinin yemeklerine kadar derinleştirmiş. Sonuçta ortaya müthiş lezzetler çıkmış. Antik Çağ Zeytin Ezmesi de bunlardan biri.
* * *
Nadide Hanım, binlerce yıl önce üretim çok zor yapıldığından antik çağda en değerli şeyin yiyecek olduğunu anlatıyor. Öyle ki yiyecek bir statü sembolü imiş. En iyi yiyeceklere sahip olanlar, aşçıları en iyi yemekleri yapanlar, toplumun en saygın aileleri oluyormuş. O nedenle her ürünü korumak için metotlar geliştiriliyor, bizim kahvaltıda bol keseden atıştırdığımız zeytin taneleri, daha o zamanlarda bazı otlar ve karışımlarla enfes bir zeytin ezmesi haline geliyormuş.
Kendini geçmişle bugünü buluşturmaya adamış Nadide Hanım, antik çağdaki yaşamı örnek almış olmalı ki, İzmir Bonjour Restoran’da 22 yıl lezzet dağıtan aşçıbaşı Ramazan Usta’ya Amazon’u teslim etmiş. Böylece mevsimine göre ot çeşitlerinden Girit usulü salyangoz yahnisine, konyak soslu kırma biberli biftekten mürver şurubuna kadar hem tadı hem sunumu nefis, üstelik fiyatları da uygun menüler ortaya çıkmış.
* * *
İşte tarih ve kültür turizmi böyle bir şey. Tarihiyle, yemekleriyle, yöre halklarının yaşamı ve doğa yürüyüşleri gibi aktivitelerle, turizmi deniz, kum, güneş üçgeninden çıkaran yükselen bir yıldız.
Susuz yazın pahalı faturası
''Dağlarından yağ, ovalarından bal akan yerler'' olarak bilinen Ege’de, sıcakların kavurduğu ekili alanlarda yüzde 50’den fazla rekolte düşüşleri bekleniyor. Aydın Ziraat Odası incirde yüzde 50-60 rekolte düşüşü bekliyormuş. Aynı şekilde sebze meyvede yüzde 30-40, mısırda yüzde 40, pamukta da yüzde 30’a varan oranlarda rekolte düşüşleri bekleniyormuş.
Bunlar çok ciddi rakamlar. Tarım kesiminde çiftçinin gelirinin büyük ölçüde azalması anlamına gelir. Aynı şekilde üretim azlığı nedeniyle fiyatlar da artar. Çiftçinin gelirinin azalmasının Ege ekonomisinin çarklarına girecek parayı da azaltacağına hiç şüphe yok. Geliri azalacak tarım kesimi daha az tüketecek bu da dalga dalga piyasalara yansıyacak. Mesela yeni buzdolabı, çamaşır makinesi ya da traktör otomobil alınamayacak. Belki ertelenen düğünler bile olacak.
* * *
Su hayat demektir. 21. Yüzyıl’da savaşların petrol değil, su yüzünden çıkacağı kehanetleri 80’li yılların başından beri siyaset bilimciler tarafından dile getirilir... Galiba kehanetlerin gerçekleşmesi çok uzun sürmeyecek.
Bir damla suyun boşa gitmemesi ve kaynakların en verimli şekilde kullanılması için yeni stratejiler belirlenip, acil eylem planları devreye girmezse işimiz çok zor olacak.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|