|
 |
|
|
Tabandan başlamak
"Afetlere gönüllü hazırlığın gerçek ortamı sevgili muhtarlarımızın çevreleri değil midir?" testusuna buyur ola bu hafta
Modern afet yönetiminin temel ilkesi halkın afete hazırlık sürecine katılmasıdır. Oysa seçim bildirgelerinde, ne tuhaftır ki, Türkiye'nin afet ülkesi olduğu ve afete hazırlığın tabandan başlaması koşulu unutuldu. Afet yine gündem dışındaydı. CHP'nin seçim bildirgesinde deprem konusu kısaca yer almıştı ama seçim hengamesi içinde bu bölüm kamuya yansıyamadı. Kürsülerden inip bunu halka anlatamadılar. Üstelik afete hazırlığın halkın katılımıyla ilişkisini kuramamışlardı. Bildirgede muhtarla ilişki daha çok asayiş açısından ele alınmış, "başta güvenlik olmak üzere, kamu hizmetlerinden kaynaklanan sorunlara halkın sahip çıkması"ndan söz edilmişti.
Afet eminim ki ya gökyüzünden ya da yerin fersah fersah altından bizim ne denli cesur bir millet olduğumuza kıs kıs gülüyordur. Afetten o denli korkmayan bir toplumuz ki, gülerse gülsün, biz güzel kadınlara Afet adını veriyoruz. Ama çözümün doğru adını neden bir türlü koyamıyoruz? 1999 Ekim'inde şekillenmiş Mahalle Afet Yönetimi projesinin temeli, afetlere hazırlığın toplumun tabanından ve muhtar etrafında toplanacak gönüllü birimlerden başlatılması gereğidir. Afete karşı mücadele kapasitesinin artırılması ancak böyle gerçekleştirilebilir.
Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü'nde verdiğim acil durum işaret sistemleri dersinde, öğrencilerimin yaptığı muhtarlık araştırmasında İstanbul mahallelerinin yüzde 63'ünde afete hazırlık çalışmalarının yapılmadığı ortaya çıktı. Toplum tabanının bilinçlendirilmesinde ne büyük bir fırsat kaçıyor! Bu testusu yazarken görüştüğüm muhtarlar, özellikle son zamanlarda devre dışı bırakıldıklarından ve hiçbir konuda kendilerine danışılmadığından yakınıyor. Oysa "Gönüllü hazırlığın gerçek ortamı sevgili muhtarlarımızın çevreleri değil midir?" testusuna ve bazı anket sonuçlarını paylaşmaya buyur ola bu kez de...
1- Anket sonuçlarına göre muhtarın bizde nesi var, nesi yok?
a. Mahallesi var, mahalli yok
b. Sorumluluğu var, yetkisi yok
c. Temsil yeteneği var, manevra alanı yok
d. Muhtarlık ödeneği var, özel bütçesi yok
e. Özel kişiliği var, tüzel kişiliği yok
f. Adı var, sanı yok
g. Hepsi
2- İstanbul'da muhtarlık örgütü ilk kez 1829'da kurulmuştu. Daha önce köylerde "kethuda" denen ve devletle köy arasında bir çeşit köy temsilcisi olarak çalışan kimseler vardı. Peki, şehir mahallelerinde muhtarın görevini daha önce kim yapıyordu?
a. Bakkal
b. Bekçi
c. İmam
d. Mimar
3- Peki, İstanbul metropoliten alanında toplam kaç mahalle var?
a. 486
b. 600
c. 972
d. 1400
4- Yetki alanı ilmühaber ve nüfus cüzdanı örneklerini vermekle sınırlı olan muhtarlar adrese dayalı kayıt sisteminin sonucu olarak bu yetkilerini de yakında kaybedecekler. Yeni muhtar kanunu bir türlü çıkmıyor. Peki, yürürlükteki muhtar kanunu ne zaman çıkarılmıştı?
a. 23 Nisan 1920
b. 29 Ekim 1923
c. 15 Nisan 1944
d. 12 Eylül 1981
5- Köy muhtarlarının yetki ve sorumluluklarını belirleyen kanun, mahalle muhtarlarınınkinden daha eskidir. Tarih 18 Mart. İnanmayacaksınız belki ama köy muhtarının yetkileri mahalle muhtarınınkinden fazla. Nasıl?
a. Köy muhtarı sizi evlendirebilir, mahalle muhtarı evlendiremez
b. Köy muhtarı her işinize karışır, mahalle muhtarı karışamaz
c. Köy muhtarı hükümetin temsilcisidir; mahalle muhtarı ise yeni kanunu beklemekten başka çaresiz, beklemede
d. Hepsi
6- Anayasanın merkezi ve yerel idare tanımı içinde yer almayan... Tüzel kişiliği, bütçesi, bağımsız gelir kaynakları bulunmayan... Bunlara karşın kentin örgütlenmesinde ilk basamak olan nedir?
a. Mafya
b. Mahalle (belediye sınırları içinde yer aldığı için yerel, muhtarı kaymakama bağlı olduğu için merkezi, muhtarı seçimle geldiği için de sivil; Türkiye'nin adeta bir özeti)
c. Tarikat
d. STK
Yanıtlar: 1) g, 2) c, 3) c, 4) c, 5) d, 6) b.
|
|
|

|