
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Hayali bırakın, gerçeğe bakın...
NE güzel şarkıdır:
"Hayal içinde akıp geçti ömrü derbederim Bakıp bakıp da o maziye şimdi ah ederim."
Hem de nasıl, hem de nasıl?
Hem hayal ediyorsunuz, her duyduğumuzu da hayal hazinesinde gerçekmiş gibi kabul ediyorsunuz.
* * *
MESELA, Genelkurmay Başkan'ımız Sayın Orgeneral Büyükanıt'ın iki gün önce, "Biz lafımızın arkasında hep dururuz, dediklerimizden caymayız!" lafı, kim bilir çoğumuzu hayal hanemizde, nerelere götürmüştür?
Sayın Orgeneral, cumhurbaşkanı adayını tanımlarken şöyle demişti:
"Laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı, ama sözde değil, özde bağlı bir adam."
* * *
EN hazin olanı da nedir bilir misiniz?
Seçimlerden sonra Avrupa Konseyi Üyesi Fattini'nin "Türkiye'deki laik azınlık korunmalıdır, güvence altına alınmalıdır" demeye gelen lafları...
Ağırınıza gitse bile gerçek payı yok mu?
"Nereden nereye kaldık ey gazi hünkâr
Eşek dizdar oldu, katır hükümdar" demeyin...
* * *
EĞER, emekli Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 367 sayısını hatırlamasaydı, siz görürdünüz, "sözde değil, özde laik cumhurbaşkanını..."
* * *
HAYAL etmek hem zordur hem de kolay!
Şimdi siz Zafer Üskül'ün "Anayasa'dan milliyetçilik ve Atatürkçülük çıkarılsın!" lafını durup dururken, hoşluk olsun diye, laf ola beri gele söylediğini hayal eder misiniz?
Hiç öyle şey olur mu?
Belki zamanlamasında hata vardır, o kadar...
Baksanıza kendi gazeteleri bile "Canım, şimdi sırası mıydı?" diye başlık attı.
Elbette değil!
Terazi var, tartı var.
Her bir işin vakti var.
Zafer Üskül gibileri durup dururken o partiye alınmadı.
* * *
DEMOKRATİK Toplum Partisi'nin bağımsız milletvekilleri Meclis'e gelip form doldururlarken "bildikleri yabancı dil" ya da "yabancı dil" bölümüne "Türkçe" yazmışlar...
Vay efendim nasıl yazarlarmış?
Niye yazmasınlar, adamın anadili Kürtçeyse, Türkçe ona yabancı dil olmaz mı?
Efendim devletin resmi dili Türkçeymiş. Olsun, onun da anadili Kürtçe....
* * *
YA Meclis kürsüsünde edeceği yemin:
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim."
Yani bu andı içen, bildiği yabancı dil hanesine "Türkçe" yazamaz mı?
Geçin bir kalem, vazgeçin bu hayalden...
Ne güzel şarkıdır o:
"Hayal içinde akıp geçti ömrü derbederim
Bakıp bakıp da o maziye, şimdi ah ederim."
Daha çoookkk ah çekersiniz.
Hele "Mazi kalbimizde bir yara" şarkısını söylemişseniz.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe