Fenerbahçe'nin yumuşak karnı
"Şüyuu vukuundan beter" derler...Yani "söylenmesi, olmasından kötü".
Bir söylenti gerçeği yansıtmasa bile dile getiriliyorsa, ya çare bulacaksın ya da sonuçlarına katlanacaksın.
Nedir sonuçlar?..
Gerçek olmasından beter.
Fenerbahçe'nin yumuşak karnı "Dievid sorunu" işte böyle bir şey.
* * *
Zico'nun "Dievid'i sattırmam" inadı, bir tür vatandaşlık dayanışması olarak nitelendirildiğinden beri, takım içi huzursuzluk almış başını gidiyormuş Fenerbahçe'nin içindeki meslektaşların yazdığına göre.
"Artist" diyorlarmış Dievid'e... "Tek bildiği taklit ve şaklabanlık"...
Ortada bir "torpil" meselesi olmasa, daha iyi arkadaş mı olur Dievid'den?.. Neşe kaynağı yani adam. Lakin her yaptığı batıyor demek.
"Makbul Dievid" olmuş etiket.
Doğru mu?
Fark etmez... "Şüyuu vukuundan beter"
* * *
Bu "ön kabul" , "önyargı" veya "yerli yerinde tespitle" Dievid'in "hami"si Zico ne yapmış oluyor o zaman?..
Torpil, kayırma, adaletsizlik...
Resmen hak yemek.
Bırakın "nüansların" şampiyonluğu etkilediği futbol gibi bir hassas şov dünyasını, otoriter bir edebiyat öğretmeninin "gıkı çıkmayan" öğrencilerden oluşan sınıfında bile kaos yaratır bu fikirler.
Kimbilir; belki Kezman'ın hocayı tırmalama nedeni budur.
"Zico'nun sistemiyle az gol attığını" ikide bir tekrarlaması başka nasıl izah edilebilir?
Bunun adı "problem" değil de nedir?
* * *
Çare ne peki?
Bir kere "Kimse sesini çıkaramaz" demekle olmaz. "Haksızlık" duyguları beyinlerden otorite ile kazınamaz.
Mağdur durumdakiler, yakınmasalar bile unutmazlar.
Dievid sorunu bardağı taşıran olmasa da dolmasına yardım eden bir damla olarak Fenerbahçe kazanına düşer. Arkadan Kezman damlası gelir. Sonra bir başkası.
Anayasa bir kere delindi mi, dikiş tutmaz.
Fenerbahçe'deki futbolcular öyle sıradan falan değil. Muhtemel sorunlar damla olarak kalmaz Melen Çayı'ndan takviye gibi aniden doldurur taşırır tüm kap kacakları.
Çaresi yok; Fenerbahçeli yöneticiler, "şüyuu vukuundan beter" duruma bir çözüm getirecekler.
En kestirmesi adaletin çözümü.
Kamuoyu'nun Beşiktaş'tan yediği gollerEvet... Sabır taşı çatladı ve Başkan Demirören Celal Kolot'un başında bulunduğu Futbol Şubesi'ni kaldırdı.
Kararını açıklarken ilginç bir de teşbih yaptı sayın Beşiktaş başkanı:
"Kamuoyu 1-0 önde ama biz maça devam ediyoruz"!..
Yoruma açık bir cümle.
Ben bu sözden "Kamuoyu baskısı olmasa böyle bir değişikliğe gitmezdim" anlamı çıkardım. Başka türlü yorumlayan varsa yazsın da aydınlanalım.
* * *
Kamuoyu sanki karabasan. Sağdan soldan yükleniyor, en ufak hatada... Taak; doksana takıyor!
Koskoca Beşiktaş yönetimi de salması çekilmiş optimist sanki... Kamuoyu rüzgarı nereden eserse, sadece yelkenle değil gövdeyle bile rüzgara tutunup kayıyor!
Sorumluluğu aldı benim-senin-onun sırtına yükledi.
Kim bu kamuoyu?
Basın mı? Taraftarlar mı?.. Gülnaz Arsel mi? Sinan Engin mi?
Kimin ne alıp veremediği olabilir Celal Bey ile?.. Sayın yönetici kendi açıkladı; biz Kolot'u tanımayız bile.
Tanıyan Gülnaz Arsel... O da diyeceğini dedi.
* * *
Aslında hiç kimse maç yapmaya niyetli değil Beşiktaş yönetimiyle. Sadece en samimi hisleriyle katkı yapmaya çalışıyor olabilirler.
Gördükleri hataları işaret etmekteler.
Niye?
Düzeltilsin ve Beşiktaş düzeneği daha kolay işlesin. Gıcırdamasın, aşınmasın, teklemesin.
Neredeyse "yağcılık" bile denebilir buna.
Ne yapacaktı kamuoyu?.. Buradan böyle gözüküyordu Kartal'ın idari organizasyonu.
Dişli sıyırıyordu.
Baskı yaptıysa, eline sağlık kamuoyunun. Tanrı herkese böyle kamuoyu versin.
1-0'lık skora gelince...
Ortada bir "maç" varsa, kamuoyu denilen zümre en ağır golleri Beşiktaş'tan yedi bugüne kadar. Hatta geçenlerde önüne 13 milyon Euro'luk bir de fatura geldi... Öde ödeyebilirsen.
Bir şekilde bulup buluşturacak yine.
Keşke Beşiktaş yönetimi kamuoyu ile maç yapmaya soyunmasaydı.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe
