|
 |
|
|
Medya tartışması ve Marilyn
Marilyn Monroe'nun ölüm yıldönümünde buyur ola dedikodu neymiş testusuna bu hafta
Vallahi kardeşim Teşup, görmeliymişsin Tuduhepa'nın tapınağa giderken sarındığı şeffaf giysiyi... Hattuşil'le evleneli beri tabletlere manşet oldu haspa! Tuthalia'nın kemikleri sızlıyordur mezarda. Zaten koca öldü mü yakacaksın karısını da birlikte... Bin tanrılar adına, Şuppiluliuma, Murşiliş, Kaşşini, Tuşarumma, Telepinu, Muvattali, Hattiler'in alayı Puduhepa dudusunun peşindeymiş."
Kamyoncular sendikası reisi Jimmy Hoffa, Marilyn Monroe'nun Robert ve John Kennedy ile oynaşacağı otel odasına mikrofon koydurmuş. Uğraşmaya devam edebilecekler mi bakalım Kennedy'ler şimdi mafyayla, Hoffa'yla? Yoksa yayımlansın mı bütün dünyada Marilyn'in "ahh"ları, "ohşş"ları?
Hiçbir zaman bugünkü kadar uydurma haberlerle yoğrulmadı yaşantımız. Toplumun vidaları gevşedi. Gün ile gece karıştı. Akla kara seçilmez; bilenle bilmeyen, ilim ile hurafe, kimya ile simya ayırt edilmez oldu. Her türlü asparagas haber için; rivayet, söylenti, şayia ve dedikodu için meydan serbest. Bugün Marilyn Monroe nam-ı diğer Norma Jeane'nin ölüm yıldönümü. Medyanın bu en uzun soluklu dedikodusu yine su yüzüne çıktı. Bütün dünyada yeni şayialar ana haber olacak.Yukarıdaki Hitit uydurmasyonunun Marilyn dedikodusundan farkı ne?
Son günlerde internet gazeteciliği mi yoksa yazılı gazetecilik mi diye bir tartışma başladı. Bu atışma bir yazarın "Türkiye'de medya dedikodusundan başka henüz internet gazeteciliği yok" demesiyle fişeklendi. Gerçek neredeydi? Yüze yakın medya dedikoducusu site vardı ama yazılı basının açıklayamadığı haberleri verebilen internet siteleri de yayındaydı. Bütün dünyada gündemde olan bu kapışma "Dedikodu nedir?" diskuruna çemberlendi.
Oooooooooooooo, Marilyn'i kim öldürdü bit öldürdü, yorgan düştü medya aldı, duma duma dum, kırmızı mum... Dedikodu neymiş testusuna buyur ola bu kez de, miş miş da miş miş...
1- "Dünyanın En Eski Medyası Dedikodu" kitabının yazarı Jean-Noel Kapferer'e göre Allport, Postman ve Knaap gibi araştırmacılar "dedikodu"nun her zaman yanlış bir söylenti olduğundan hareket etmişlerdi. Sözlük, dedikodunun tanımı olarak, "Konusu çekiştirme ya da kınama olan konuşma" diyor. Genellikle, kişileri çekiştirmek ve karalamak, kuyularını kazmak için haklarında hırsız, rüşvetçi, budala, geri zekalı, komünist veya homoseksüel sıfatlarından biri veya birkaçı uydurulur. Argo sözlüğünde dedikodunun karşılığı ne, peki?
a. Kafa atmak
b. Egzos çıkarmak
c. Gazete çıkarmak
d. Sarmaya almak
2- Dedikoducu, anlattıklarını hep ikinci ağızdanmış gibi anlatır. İddiasına göre güvenilir kaynaktan almıştır haberi. Dedikoducu rol olarak bir gazeteci gibidir, güvenilir kaynaklardan aldığı bir haberi "Vallahi şundan duymuştum" diye aktarmaktadır. Dedikodunun bir ucunda asparagas, diğer ucunda da "Vallahi ben başkalarının yalancısıyım" diye bir saptırma var. Peki, asparagas ne, kestirebilecek misiniz?
a. Sansasyona dönük uydurma haber
b. Kuşkonmaz
c. Ateşin olmadığı yerde bulunmayan gaz
d. Kıtır
3- "Haber yoksa uydurmak zorundasınız" dediği ve bunu çok başarılı örneklerle kanıtladığı için asparagasın kralı sayılan Amerikalı basın kralı William Randolph Hearst'ün ihtiraslı hayatı çok çok ünlü bir filme de konu olmuştu. Adı?
a. Rüzgar Gibi Geçti
b. Başkanın Adamları
c. Arka Pencere
d. Yurttaş Kane
4- Dedikoduculuğun bir numarası da hastalık yapıştırma. Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'la evli damadı Rüstem Paşa hakkında etraftan cüzamlıdır diye dedikodu çıkarmışlar. Bir gün sefer dönüşü paşanın üzerinde "kehle" bulununca maiyetinden alkış kopmuş. Çünkü cüzamlıların üzerinde o şeyden barınmazmış. Böylece Rüstem Paşa'nın cüzamlı olmadığı ortaya çıkmış. Bunun üzerine "Olucak bir kişinin bahtı kavi talii yar. Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar" yani "Şanslı adamın üzerinde kehle bile çıksa işine yarar" demişler. Peki "kehle" nedir?
a. Ergenlik sivilcesi
b. Sivrisinek
c. Bit
d. Çimdik morluğu
5- Alın bir hastalık yapıştırmaca daha! Yüksek dozda sakinleştirici ilaç alarak 36 yaşında hayata veda ettiği kabul edilen ve 1962'de bugün yatağında ölü olarak bulunan Marilyn Monroe hakkında son dedikodu: Bir doktora göre, uyuşturucuyu çok sevdiği tenkiye alışkanlığıyla almışmış. Tenkiye (bugünkü adıyla lavman) nedir?
a. Aşk yaparken şiir söyleme
b. Yataktan başını sarkıtarak uyuma
c. Kalınbarsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama
d. Hiçbiri
6- Peki, dedikodunun Osmanlıcasını bilmek ister misiniz?
a. Rivayet b. Kilükal
c. Ahzükabz d. Hiçbiri
7- Peki, şayia ne demek acep?
a. Yayılmış haber
b. Yaygın söylenti
c. Ağızdan ağıza dolaşan
d. Hepsi
8- Söylenti kesin olmayan bir haber midir her zaman? "Yarın şeker krizi olacak" diye bir söylenti çıkıyor, hoop, herkes şekere hücum ediyor. Sonuçta da piyasadan şeker kalkıyor. Şimdi kaynakta yalan ve yanlışlık var ama sonuçta söylenti tutuyor ve şeker krizi gerçek bir olay oluyor. Demek ki bu durumdaki söylenti (ya da rivayet veya şayianın) yalan mı gerçek mi olduğu konusu tam olarak anlaşılamıyor. Bu şeker krizi esprisindeki halkı haber doğrultusunda davranmaya iten olguya ne ad verilmiş?
a. Komplo
b. Maşeri vijdan
c. Şartlı refleks
d. Oedipus efekti
Yanıtlar : 1) c, 2) a, 3) d, 4) c, 5) c, 6) b, 7) d, 8) d.
|
|
|

|