|
 |
|
|
Kim derdi ki Bülent Ersoy yeni Hülya Avşar olacak
İhanet sonrası boşanacak-boşanmayacak lotosu eskiden Hülya Avşar için oynanırdı
tubakyol@yahoo.com
Bülent Ersoy henüz 20 günlük gelinken, taze damat bir kafede genç bir kızla kendi ifadesine göre "ters açıdan" yakalandı. Birkaç gün süren "affedecek-affetmeyecek" papatya falından da sonunda af çıktı.
Hem de "erkektir yapar" affı: "Erkekler her girdikleri yerden otlanmayı seviyor."
Elbette kadınlara "sabır" tavsiyesi ile birlikte.
Biz bunları Kaya Çilingiroğlu ile evliliği esnasında Hülya Avşar'dan da çok dinledik.
Avşar kızı her "ihanet" sonrasında, özellikle evliliklerinin son zamanlarında, "bu kez boşanacak-hayır, boşanmayacak" totosunu renkli bir açıklamayla sona erdirirdi.
Ersoy tabii henüz bu işlerde o kadar tecrübeli değil. Ağdalı diline rağmen, kuru bir açıklama yaptı. "Hatalar kullar içindir, karşımızdaki insan da çok genç" dedi Bülent Ersoy mesela.
Umarım ihtiyacı olmaz ama Armağan Uzun ne yazık ki gelecek vaat ediyor, o bakımdan yani, Ersoy'un aklında olsun diye...
Hülya Avşar'ın, evliliklerinin son döneminde Kaya Çilingiroğlu için söylediği şu cümle, eğer tekrar böyle bir olay başına gelirse, Ersoy'a cuk oturmaz mı?
"Bizim çocuk bir cam kırmış, parası neyse öderiz."
Siz... Fakat nasıl olur?
Ünlülerin hayatıyla şenlenip-dertlenen biri değilimdir pek ama Armağan Uzun'la kafede flörtleşen genç kız da ünlü değil zaten.
Belki bu yüzden ben üzüldüm o kıza. Armağan'ın, Bülent Ersoy'la evlenmeden önceki sevgilisi olduğu söyleniyor, öyle mi?
Eğer öyleyse, tam da Türk filmi gibi; sevdiği erkek onu para ve şöhret uğruna terk etmiş demek ki...
Bundan sonra ne olur?
O gün o kafede gururu kırılan kız bunu asla unutmaz. Yıllar sonra çok başarılı ve zengin bir iş kadını olur.
Armağan Uzun ise bir gün yine "yakalanmış" ve bu kez Bülent Ersoy tarafından affedilmeyerek terk edilmiştir.
Beş parasız ve sefil haldedir. Umulmadık bir anda şoförlük teklifi alır. Eski şaşaalı günlerine kıyasla kötü bir iştir ama çok ihtiyacı vardır böyle bir işe.
Ve görüşmeye gider.
Büyük şirkette, şoförlüğünü yapacağı patronun odasına girer. Karşısında, dev masasının başında döner koltukta oturan, yüzü cama dönük bir kadın vardır.
Armağan iş için adeta yalvarır.
Döner koltuk yavaş yavaş döner.
Dıdıdıdınnnn!
Armağan Uzun: Siz... Siz... Fakat nasıl olur? Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız...
manik depresif köşe
Son yıllarda TV'de karşılaştığım en acayip şey "Güldür Bakalım" yarışmasının ilk bölümüydü galiba.
Acı vericiydi.
İzleme, di mi? Nasıl izlemem!
Hep şu bizim mazoşist ruhumuz değil mi bu programlara reyting kazandıran?
Bu programlarda çünkü her an rezilliğin şahikası yaşanabilir, o anı kaçırmak istemiyor insan.
Bu yazıyı cuma günü yazıyorum. Bu akşam yine "Güldür Bakalım" var.
Lütfen izlemeyeyim.
İzlersem garanti depresyondayım.
Gülse Birsel bunu hep yapıyor
"Sektör gidin", "Siz bardak mısınız ki Şener Şen sizi kırsın", "Cevap vermek istemiyorum, Cevat vermek istiyorum", "Niye bu yarışmacıları koruma altına alıyoruz? Önce ormanlarımızı koruma altına alalım"...
Peker Açıkalın'ın jüri üyesi olarak "Güldür Bakalım"ın ilk bölümünde yaptığı "espriler" bunlar.
Yok yok, Peker Açıkalın'ın kabahati yok bunda.
Bu ıstırabın sorumlusu Gülse Birsel.
Gülse Birsel "Avrupa Yakası" için komik tipler yaratıyor. Sonra bu tipleri oynayacak uygun tipte oyuncular bulunuyor.
Gaffur'u Peker Açıkalın oynuyordu mesela.
Gaffur komikti.
Peker Açıkalın?
Şesu komikti.
Bülent Polat?
Selin komikti.
Evrim Akın?
"Avrupa Yakası"nda parladıktan sonra diziden ayrılanları, ellerinde Gülse Birsel'in yazdığı metin olmadan izlediğimizde ne görüyorsak o!
|
|
|

|