
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Su koyuverince nutuklar, susuz kaldı musluklar
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar: - Hoca, senin "ya tutarsa" diye yoğurt mayası çalmaya kalktığın Akşehir Gölü de tümden kurumuş, ne düşünüyorsun?
Hoca:
- Bu kez de tam tersini yapmayı, demiş; gölden bir avuç toprak alıp, bir kap yoğurda çalmayı; "ya tutar da, göle dönüşürse" umuduyla...
* * *
Almanya'daki 2 göçmen işçimiz, başkentimiz Ankara'nın uğradığı susuzluk faciasından konuşuyorlarmış:
İşçilerden biri:
- Ben Ankara'yı iyi bilirim, her zaman bir sıkıntısı vardır, diyormuş; ya kentin girişinde dağlar gibi yığılıp duran çöp rezaletine bir türlü çare bulunamaz; ya Çankaya'nın çevresindeki korularda başlayan orman yangınları dehşete düşürür insanları; ya cumhurbaşkanı seçimlerinde bir sürü sorun yaşanır. Velhasıl bol düğmüklü kentlerimizden biridir, başkentimiz de...
* * *
Arkadaşı:
- Yok, demiş; bu sefer uğradığı susuzluk faciası, kuraklığıyla ünlü Mançurya'dakinden bile beter. Geçen gün Ankara'daki yeğenimden bir mektup aldım, o mektup dahi kanıtlıyordu bunu.
- Yeğenin ne yazıyordu mektupta?
- Ne yazacak; zarfın üstüne bak, durumu anlarsın, diye yazıyordu.
- Ne vardı zarfın üstünde?
- Mektubun pulu, çengelli iğneyle tutturulmuştu.
* * *
Bekri Mustafa, "yönetim saltanatını" ele geçirme tepişmeleriyle ağdalanan politikacılarımız hakkındaki görüşlerini açıklıyor ve en hoşuna giden görüntü karelerini de şöyle sıralıyordu:
- 2 değişik partinin lideri, birbirleriyle dayanışmaya karar verdiklerinde; halkın karşısına çıkıyor, el ele tutuşarak kollarını havaya kaldırıp kardeşliklerini ilan ediyorlar. Kalabalıklardan hemen alkış kopuyor.
* * *
Bekri, gülerek sürdürüyordu anlatımını:
- Aradan 1 hafta ya geçiyor ya geçmiyor ki, liderlerden biri ötekine:
"- Ulan ahmak herif, açtırma kutuyu söyletme kötüyü, otur oturduğun yerde sersem budala, diye sövüyor...
Öteki de ona yanıt veriyor:
"- Sus ulan dürzü, senin gibi itleri suya götürür, susuz getiririm ben...
* * *
Dilediğiniz lidere yakıştırabileceğiniz bir fıkra:
Bir pilot, yeni alınmış bir uçağın deneme uçuşları sırasında yere doğru pike yaparken, birden motorlardan birinin alev aldığını görmüş ve kontrol kulesine durumu haber vermiş:
- Alo... Alo... Sağ motor alev aldı, ne yapmam gerekiyor?
* * *
Kontrol kulesinin yanıtı:
- Hemen uçaktan ayır motoru!
Pilot, tutuşan motoru boşluğa bıraktığı sırada, öteki motordan da alevler yükselmeye başlamış.
Pilot, alnı ter içinde, yine seslenmiş kontrol kulesine:
- Alo... Alo... Öteki motor da yanmaya başladı, ne yapmam gerekiyor?
* * *
Kontrol kulesi:
- Uçaktan hemen kurtulman için, seni dışarı fırlatacak olan yaylı koltuğun sustasına bas ve dışarı fırlayınca sırtındaki paraşütü aç, demiş.
* * *
Pilot, koltuğunun sustasına basmış, ama susta da çalışmamış. Birkaç kez daha basmış nafile.
Ve yine seslenmiş kontrol kulesine:
- Alo... Alo... Kontrol kulesi, beni dinliyor musun?.. Çok korkunç şeyler geldi başıma. Koltuğun sustası da çalışmıyor, ne yapmam gerek?
* * *
Pilotun kulaklığında, sakin bir ses:
- Bizimle beraber sen de tekrarla, demiş:
"- Deneme pilotumuzun ruhuna El Fatiha...
* * *
Uzmanlar, Türkiye'nin de su fakiri ülkeler arasına hızla kaymakta olduğunu belirterek:
- Deprem gibi kuraklık riskiyle de yaşamaya alışmalısınız, diyorlar.
* * *
Anlaşılıyor ki, her zaman olduğu gibi yine hamasete abanmak gerekiyor.
İşte bendenizden de, vatana millete layık olabilmek için, hamasi bir dörtlük denemesi:
En kurak bozkırlardan gelmiştir benim ırkım,
Suya muhtaç olmadan biz kıt'alar aşarız.
Kimin olursa olsun, konfor denilen zıkkım;
Bizler hem susuz, hem aç kahramanca yaşarız.
* * *
Adamın biri, gidip bir amerikanbara oturmuş, barmene:
- Birazdan kavga çıkacak, demiş; kavgadan önce bir duble viski ver bana.
Önüne konan duble viskiyi bir yudumda içmiş adam. Sonra da:
- Bir duble daha demiş, kavgadan önce...
Ve böylece bir nefeste 4 duble daha içtikten sonra, yine barmene:
- En iyisi, demiş; sen şişeyi ver bana, kavga başlamadan önce.
* * *
Barmen merak etmiş:
- Ne kavgası, kavga nerede olacak?
Adam:
- Kavga nerede mi olacak, demiş; bekle biraz, cebimde bir metelik bile olmadığını öğrendiğin zaman...
* * *
THY yöneticileriyle çalışanlarına da yakışabilir bu fıkra; belediye başkanlarına da; kabineye yeni girecek bakanlara da...
* * *
Rıfat Ilgaz'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
İçimizden biri
Eli değnek tutar tutmaz
Çoban oldu;
Sardılar sırtına bazlamayı.
On altı yıl güne verdi karnını,
On altı yıl koyun güttü, kavalsız.
İnsanlardan ağayı tanır,
Adını bilmez sorarsan;
Hayvanlardan Karabaşı.
Günü yetti, bıyığı bitti,
Okundu künyesi,
Gitti, davulsuz zurnasız.
c.altan@prizma.net.tr

Cafe