
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Kahvede 'Hariciye' tartışması...
HER işin aslını erbabına sormalı. Kulakları çınlasın, yeni mekânı hayırlı olsun, Nazlı Ilıcak "12 Eylül dönemi"nde, o zaman siyasetten yasaklı olan Süleyman Demirel'in hangi konuda ne düşündüğünü duyurabilmek için "Bir Bilen" şifresini kullanırdı, "Bir Bilen diyor ki" dedi mi Demirel'in ne dediği, ne düşündüğü hemen anlaşılırdı.
Evet, bir işin aslını "bir bilenden" öğrenmeli...
* * *
MESELA bir haber...
Amerikalılar, Kandil Dağı'ndaki, PKK ileri gelenlerini bir bir yakalayıp bize teslim edeceklermiş, belki de öldüreceklermiş, ama son dakikada bir geveze bunu duyurunca iş yatmış...
* * *
ACABA öyle mi?
Bunu bilse bilse "İyi saatte olsunlar" bilir ama, onlar da konuşmazlar ki, ya da saatlerce konuşurlar ama, ne dediklerini anlayabilen pek çıkmaz.
Peki, bu işi bilse bilse kim bilir?
Şeyhülmuharririn Burhan Felek ustamız sağ olsaydı "Recep'in Kahvesi" içinde konu açılır ve tartışılırdı, başta "Konsolos Bey" eczacı, taşeron, her kafadan bir ses çıkardı.
* * *
BURHAN Felek ustamız rahmetli olunca "Recep'in Kahvesi" de kapandığına göre, acaba başka kahvelerde böyle konular tartışılmaz mı?
Mutlaka tartışılır!
* * *
TARTIŞMA önce "Oyun hep aynı oyun!" diyenin açılışıyla başladı.
"Apo'yu nasıl teslim ettilerse PKK'lıları da öyle teslim edecekler. Bizimkilere öyle kandille mandille çıkmaya kalkışmayın. Alın işte, adamları size verdik, tepe tepe kullanın!" diyecekler.
* * *
"SEN Apo'yu niye Suriye'den kaçırıp günlerce havada karada dolaştırdıktan sonra, Afrika'da bize teslim ettiklerini biliyor musun?
* * *
"??????????????"
"Öğren o halde! Irak'ı işgale hazırlanan Amerika, Barzani ve Talabani'ye güveniyordu. Her ağzını açışta bir araba dolusu "Marksist" laf eden Apo'dan hoşlanmıyorlardı. Apo'yu Türkiye'ye teslim edip başlarındaki derdi Türklerin başına attılar."
* * *
LAFIN gidişine müdahale edenler oldu:
"Sen onu bırak, yenisini söyle. Karayılan'ı sarıçıyanı kaçırıp niye bize teslim edeceklerdi? Çünkü biz bastırıp duruyorduk, madem PKK'ya terör örgütü diyorsunuz, hadi gerekeni yapın da görelim! diye..."
* * *
"BANA kalırsa pek öyle değil! Bizimkiler, Kandil Dağı'nın kandiline kadar çıkmayı planlıyorlardı, oysa bu Amerika'nın Kürtler nezdindeki itibarını düşürebilirdi. Siz bizi böyle mi koruyacaksınız diye kızabilirlerdi."
"Lafı uzatma, sonra ne oldu?"
Bu işleri bilenlerden olduğu anlaşılan biri sırıttı:
"Güya PKK'lıları kaçıracaklardı, bunu sağa sola duyurunca da iş yattı..."
* * *
"BİZİMKİLER ne diyor?"
"Ne diyecekler, diyecek halleri mi kaldı..."
Şimdi ne olacak?"
* * *
SANKİ hep bir ağızdan cevapladılar:
"Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir."
Bir devlet, kendi yapacağı işin vekâletini, başka bir devlete verirse böyle olur!"
Amerika, bu PKK'lıları öldürecekmiş, plan açıklanınca iş suya düşmüş...
Çocuklar bile artık "Horoz Şekeri"ne itibar etmiyor.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe