Didim’in tozunu Akköy’de attım
Didim aslında ''Bir cennet nasıl yok edilir'' konusunda doktora tezi olabilecek nadide bir örnek... Didim yakınındaki Akköy’e gittim geçenlerde. Keşfedilmemiş bu cennet köyün hem insanlarına hem de eski evlerine hayran kaldım fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Didim, aslında şahane bir yer. Ve arabayla Ege turumuza devam ederken, asla atlamamamız gereken bir nokta. Yani bütün bu çarpık yapılaşma, turizm pastasından daha büyük dilim için gözleri dönmüş insanlar, kötü oteller olmasa... Yoksa, dediğim gibi, şahane bir yer; ''Bir cennet nasıl yok edilir'' konusunda doktora tezi olabilecek nadide bir örnek...Hem pek yeşili yok, hem betona gömülmüş, o zaman Didim’in ne kabahati var? Yazlıkçılar ve kötü oteller, ucuzcu turistler ve ucuz elemanlarla, ''tahmin edilecek'' bir hale gelmiş...
Altınkum şahane
Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yörede kazı çalışmaları devam ediyor. Didymaion Apollon Tapınağı, en çok Medusa Başı ile ünlü. Antik tiyatroda bir gösteriye denk gelirseniz, kaçırmayın derim. Bir dönem ''bilicilik merkezi'' olarak da kullanılan tapınak, kelimenin tam anlamıyla bir şaheser.Apollon Tapınağı ve plajlar, Didim’de görülmesi gereken yegâne şeyler. Altınkum, nefes kesici bir plaj. Hatırlatmakta fayda var: Hafta sonları çok fazla kalabalık. Didim’e 15 km uzaklıktaki Akbük Koyu da, su sporları açısından da çok seçenek sunuyor. Ayrıca Akbük’te kalacak çok fazla otel de var.
Nerede kalınır?
Club Lookea Didim: Akbük Koyu’nda, 130 odalı büyük bir otel. Dört yıldızlı. Tel: (0256) 856 42 73
Medusa Otel: 7 odalı bir minik otel. 2 kişi kahvaltı dahil 80 YTL. Tapınağın hemen yanında. Tel: (0256) 811 00 63
The Holiday Resort Hotel: Akbük’te bir dev otel. Dört yıldızlı. Kişi başı 120 YTL, her şey dahil. Tel: (0256) 846 18 30
Ne yapılır?
Bir cennet köy: AkköyDidim yakınındaki Akköy’e gittim geçenlerde. Hem insanlarına hem de evlerine hayran kaldım. Çınar altı kahvesinde saatlerce oturdum, 80’lik gençlerle sohbet ettim.
Burası, Milet şehrinin kuzeyinde. Adının Akköy olması, beyaza boyalı evlerinden. Mübadeleye kadar Rumlar, hatta Sadrazam Mehmet Paşa zamanında Girit’ten getirilen Yunanlılar yaşarmış. 1922’de Sisam’a gidene dek...
Yunanistan’da basılan ''Micraasia Pragmatie'' adlı kitabın ''Akköy'' başlığında, köyde 200 Hıristiyan ve 30 Müslüman hanenin var olduğu yazılı.
Kütüphaneli köy
Akköy’ün nüfusu bugün 1500 civarında. Didim ve Milet antik şehrinin ortasında, keşfedilmemiş bir cennet köy...Köyün kütüphanesi, ülkemizdeki en büyük köy kütüphanelerindenmiş. Ben göremedim, hafta sonuydu. Ama köy kahvesinde, 87 yaşındaki İbrahim Karadon’la sohbete daldım ve öyle keyif aldım ki, kaçırdığım hiçbir şeye hayıflanmadım. Mübadeleyle bebekken Akköy’e gelen İbrahim Karadon, öylesine hayat dolu bir genç ruh ki, şaşar kalırsınız. ''Hayatımın en güzel günlerini şimdi yaşıyorum'' diyor.
Sanat merkezi
''El Sanatları Kursu'' tabelasını merak edip içeri daldım. Köylüler hasırdan türlü eşyalar yapmaya başlamışlar. İdealist bir elişleri öğretmeni, özellikle kadınlara meslek kazandırmak üzere Akköy’e gelmiş. Küçük kilimler, şapkalar, örtüler yapıyorlar. Yakında sergileyip satacaklar. Onların coşkusu bana da bulaştı, ''Ah ne yapsak da satışları artırsak?'' diye düşünmeye başladım...Parke taşı kaplı sokaklarda yürüdüm. Eski evleri inceledim. Kahvenin hemen aşağısındaki ''Cafe Olive'' sanatevini gezdim. Aslında hem sanatevi hem kafe olan bu güzel mekânda, mekân sahipleri olan genç çiftle biraz zaman geçirdim. Akköy’deki birkaç saat sonunda, üzerime yapışan Didim’in bütün tozlarından arındığımı fark ettim. Gece olurken ''Boşver, Bodrum’a daha geç giderim'' deyip kahveye yeniden çöktüm. İbrahim amca yine çay söyledi ve sohbete kaldığımız yerden devam ettik.
Ne yapılır?

