ANALİZ
Türkiye'yi bu işe karıştırmayın
KADRİ GÜRSEL
ABD'de 2008'deki başkanlık seçimini Demokratların kazanması halinde Amerikan diplomasisinin dümenine geçebileceği söylenen eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke'un bizi "ılımlı İslam demokrasisi" diye nitelerken ülkemizi aynı kefeye koyduğu Malezya'da nasıl bir rejim hüküm sürmektedir? Ve bu rejim bir demokrasi olarak adlandırılabilir mi?
Bu soruların cevabını, Bay Holbrooke'un da başucunda durduğundan emin olduğumuz bir kaynakta, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın 2006 İnsan Hakları Raporu'nda aradık...
Ve işte, "ılımlı İslam demokrasisi" Malezya hakkında rapordan aktardığımız birkaç çarpıcı unsur:
Şeriat mahkemelerinin gözünde kadınların tanıklığı erkeklerinkiyle eşit ağırlıkta değil.
Birçok sivil toplum kuruluşu, şeriat mahkemelerinin özellikle boşanma davalarında kadınlara adil davranmadığından şikâyetçi.
Medya ve muhalefet
Hükümetin lisans baskısı ve diğer politikalarla elde ettiği güç, bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırmış bulunuyor...
Malezya mı? Kalsın...
Rejimi yukarıda sıralanan özelliklere sahip bir ülkeyi "demokratik" olarak nitelendirmek mümkün değildir. Malezya'nın rejimi, olsa olsa "İslami otoriter rejim" diye adlandırılabilir.Bay Holbrooke'un Malezya'nın rejimini tanımlarken kullandığı "İslami" nitelemesinin tezahürü (Şeriat mahkemeleri, kadının aşağılanması, Müslümanlara imtiyaz tanınması vs.) bir demokrasinin yürümesini zaten imkânsız kılan özellikler değil midir?
'Ilımlı İslam' derken
Bay Holbrooke, laikliği demokrasinin vazgeçilmez koşulu olarak görmüyor olabilir. Ama deneyimli bir diplomat olarak, ülkesiyle 50 yılı aşkın bir süre ittifak ilişkisi içinde bulunmuş Türkiye'nin İslam dünyasındaki tek laik ülke olma özeliğini sürdürdüğünü ve tercihini evrensel demokrasiden yana yaptığını bilmek zorunda.Türkiye bir "ılımlı İslam demokrasisi" değildir.
Bay Holbrooke gibi Amerikalılar "ılımlı İslam" sloganıyla İslamcı akımları terörden uzak, dünyayla barışık, medeni yollardan siyaset yapmaya özendirmek istiyor olabilirler. İyi niyetli olduklarını teslim ederek, Güneydoğu Asya'daki bir İslami otoriter rejimi "demokrasi" diye yutturmaya kalkıp demokrasinin manasını tenzil etmelerini mazur görebiliriz belki ama, iş Türkiye'ye gelince "orda dur" demek gerekiyor.
Türkiye'yi "ılımlı İslam demokrasisi" olarak göstermek demokrasiye hizmet etmez.
Tam tersine, Türkiye'de laikliği adım adım aşındırarak toplumu ve devleti İslamileştirmek isteyenlere "dış destek" sağlar. Laikliği aşındırmaya yönelik eylemlerin toplumdaki kutuplaşmayı daha da artırması kaçınılmazdır. Bunun ise kimseye bir faydasının olmayacağını biliyoruz.
Cehennemin yolları da iyi niyetle döşenmiştir.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe