Galatasaray'ın sırat köprüsü
Norveçli golcü Jan-Aage F jortoft'a, Felix Magath'ı sormuşlardı zamanında. - "Gittiği her takımı kurtarıyor Titanic'i de kurtarabilir miydi sizce ?" diye...
Norveçli şöyle cevap vermişti.
- Titanic'i kurtarabilir miydi bilmiyorum, ama hayatta kalanların hepsinin fit vücutları olurdu.
Kalli için de aynı şeyi söylemek mümkün. O, Galatasaray'ı bir üst seviyeye çıkarabilecek mi bilinmez, ama kesin bir fizik üstünlük sağlayacaklardır. Bu Türkiye ligi için zaten temelden yeterli bir güç. Bu güçle Galatasaray'ın yarışın içinde olacağına emin olabiliriz.
Ancak sıkıntılar var:
1- Savunmadaki oyuncuların tamamı aynı özelliklerde. Song, Tomas, Bouzid, Servet ve gitmeyeceğini açıklayan Emre. Direkt oynayacak bir kaleci yok. Sağ bek krizi de ortadayken bu sorunu büyütüyor. Galatasaray'ın baskı yediği zaman topu çıkarması zor olacak. Bunun üstesinden fizik farkla gelebilirler mi? Göreceğiz.
2-Eğer gerçekten Pauleta'yı almaya düşünüyorlarsa Necati'nin takımdan ayrılışını hiç açıklayamazlar. Çünkü Portekizli Ümit Karan'ın bir numara zayıfı. Portekiz'in bugün bir büyük kupası yoksa sebep orta sahaları kalitesinde bir santrfor çıkaramayışları. Pauleta da, Necati yollanıp alınacak bir oyuncu değil. Galatasaray Chamakh da dahil listesindeki olduğu söylenen oyuncular Galatasaray'ın açığını dolduracak kalitede değiller.
3-Takımın transferlerini bu kadar iyi gösteren 2 sebep var. Serkan ve Barış'ın hızlı uyumu. Ve tabii ki Lincoln'un ismi. Lincoln ligde eğer 20 maçtan fazla oynarsa Galatasaray'ın oyununda fark yaratacaktır. Sakatlığının aslında ne olduğunun ortaya çıkması bu açıdan önemli. Brezilyalı'nın 20 maçın altında kalması sorun olabilir, çünkü Arda hâlâ bir kanat oyuncusu ve onun yedeği olamaz. Öte yandan Kalli'nin, Lincoln'süz daha mutlu olacağını tahmin etmek de zor değil. Şunu kabul edelim Lincoln Kalli'ye rağmen alındı. Ve eğer ileride bir sıkıntı yaşanırsa Alman hoca bu işten zor sıyrılır. Çünkü eğer gerçekten disiplin ve çalışmaksa sebep, Necati'den önce Lincoln gitmeliydi, alınmasından 1 ay sonra.
Bu yüzden Galatasaray'da olup bitenler kim ne derse desin kaşınmaya müsait ve sık sık basına konu olacak kadar karmaşık hikayeler barındırıyor içinde.
Galatasaray eğer sıkı ve galibiyetlerle dolu bir giriş yapmazsa sanıldığı kadar kolay ve keyifli bir lig geçirmeyebilir.
Tüm bunların ışığında bu takım ve bu giriş bana fena halde Terim'in 2. Galatasaray seferini hatırlatıyor.
Seçmeyi seçmek
Seçim döneminde zor tuttum kendimi. Olan biten onca saçmalığa bulaşmamak için. Ne de olsa futbol yazıyoruz burada. Ama şu referandum için bir şeyler yazmak zorundayım. Dayanamıyorum.
Cumhurbaşkanı'nı halk mı seçsin diye halka sormak nasıl bir Karadeniz fıkrasıdır.
Yani kim hayır der ki böyle bir soruya. Ya da hayır derse ne demek ister?
"Yok be abi hiç uğraştırmayın bizi" mi demek olacak bu hayır oyu!
"Ya bir pazarımız var onda da sandık çıkarmayın başımıza" mı?
"Ya kardeşim cumhurbaşkanını da biz seçeceksek size niye oy verdik?" mi demek olacak ya da?
Öte yandan Cumhurbaşkanı'nı halk seçemez ise, o halk seçip seçemeyeceğine nasıl karar verebilir?
Eğer halk hayır derse bugüne kadar verdiği tüm kararlar bir açıdan tartışmaya açılmaz mı?
Bu nasıl bir işgüzarlık ve de nasıl bir acayipliktir.
Turkuaz forma2001'de Dünya Kupası öncesinde Radikal Futbol'da önermiştim. Milli Takım Turkuaz forma giymeli diye. O günden bu yana zaman zaman bu köşede yazdım hatırlatma babında. Bir ulusun adıyla anılan bir renk varsa, o rengi sahiplenmek gerekir. Dünyanın hemen tüm dillerinde Türk adıyla anılıyor bu renk. Yani her şeyden daha çok bizim.
Son dönemde TV'de de birkaç kez bu konuyu tekrar edince TFF'nin bu konuda bir çalışma yaptığını bildirdiler. Tam bu sırada Fenerbahçe araya girdi.
Fenerbahçe bu ülkedeki tüm futbol kurumlarından daha esnek ve yönetimin refleksleri daha güçlü. Karar alıyorlar ve uyguluyorlar. Bunun için maddi manevi güce sahipler. Fikirlere açıklar. Hızlı davranıyorlar. Bu konuda da çabuk davrandılar. Ancak bence çok doğru olmadı.
Çünkü bu hamle Türkiye Futbol Federasyonu'nun önünü kesebilir. Fenerbahçe yaptı biz yapmayalım diyebilirler. Tabii ki dememeliler. Türk Milli Takımı'nın Turkuaz giymesi, Fenerbahçe'nin giymesinden çok daha farklı, çok daha başka bir şey anlatacaktır.
Bu arada göğsü bantlı formayı da unutmamak lazım tabii.
Kaan formasız gitti
Geçen hafta yazmıştım. 2.5 yaşında ABD'de yaşayan Kaan'a, Bodrum'da Milli Takım forması bulamamıştık. İstanbul'da da hiçbir şey değişmedi. Akmerkez ve Beyoğlu'ndaki Nike mağazalarında bırakın 2.5 yaşında bir çocuk için, yetişkinler için bile Türk Milli Takım forması yok. Çocuğu yolladık formasız.
Peki bu durum TFF'yi ilgilendirmeli mi? Sponsordan parayı aldığınızda iş biter mi? Formanın hastabakıcı tişörtü kalitesinde olması bir kenara.
Formanın hiçbir önemli dizayn özelliği olmaması bir kenara.
Formanın arandığında bulunmaması da mı TFF'yi ilgilendirmiyor? Ne ilgilendiriyor peki!
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe
