
M. Ali BİRAND
Bu manzara bazılarını korkuttu...
Kürt sorununun sürmesini ve özellikle de PKK terörünün bitmemesini isteyen çevreler var. Bunlar akan kandan besleniyorlar. Bu sayede güçleniyorlar. Bir bölümü hem para, hem de prestij kazanıyor, diğer bölümü de varlıklarını sürdürebiliyorlar.
Kanlı çatışmanın sürmesi, bu çevrelerin varlık nedenleri. Çatışma azaldığı veya durduğu taktirde güçlerinden kaybediyorlar.
Varlık nedenleri yok oluyor.
Statüleri zayıflıyor.
Bundan dolayı da, karşılıklı şekilde, savaşın devamını istiyorlar.
Biri diğerini tamamen yenmemeli. Üstünlük kurmalı ancak, karşı tarafı yok etmemeli.
Bu sözünü ettiğim taraflardan biri: PKK
Gördük, son 6-7 yıldır ateş kestiler. Irak'a çekilip, Kandil dağında gitar çalmaya başladılar ki, az daha yok olacaklardı.
Kendilerini kurtarabilmek için, yeniden silaha davrandılar.
Diğerleri de bizim aramızdalar.
PKK gibi, Türk çeteleri göremiyoruz. Bazıları kimliklerini biliyor. Hatta nasıl çalıştıklarının da farkındalar. Bir yerlerden işaret alıyorlar ve birlikte hareket ediyorlar. Terörün yok olmaması, belirli bir oranda devam etmesi için, kimi zaman öldürüyorlar, kimi zaman suikast yapıyorlar.
Ankara'da çetelerin çentiğini tutanlar var. Ancak bizler bilemiyoruz.
Türk çetelerle Kürt PKK, Cumartesi günkü o ünlü manzarayı görünce, mutlaka rahatsız olmuşlardır.
Onlar için bundan daha korkutucu bir gelişme olamazdı.
MHP lideri Bahçeli ile DTP lideri Türk, mecliste el sıkışıyor ve birbirlerine gülerek birşeyler söylüyorlar.
Eminim bunun intikamını alacaklar.
Böyle bir manzaranın tekrarlanmaması için, mutlaka yakında kan dökecekler. Ne zaman ve nerede bilemeyiz, ancak önümüzdeki gün veya haftalarda, PKK mutlaka vuracaktır.
DTP'nin ön plana çıkmaması, aksine MHP ile boğaz boğaza gelmesi için ellerinden geleni ardlarına bırakmayacaklardır.
Çeteciler de rahatsızlar.
MHP gibi, Kürt terörü üzerinden oy topladığı ileri sürülen bir parti liderinin, DTP'lilerde el sıkışmasını affetmezler.
Onlar da rahat durmayacaklardır.
Bundan sonra bütün projektörler, Başbakan Erdoğan'ın üstüne dönecek.
Başbakan'ın DTP'ye yönelik tutumu, Kürt sorunu ve PKK terörüne karşı mücadeleyi şekillendirecek.
Erdoğan, devlet kurumlarının yapamadığını yapar ve Kürt sorunuyla PKK terörünü birbirinden ayırabilirse, Türkiye en temel konusunda büyük bir adım atmış olacak.
DTP'ye farklı muamele yapar, PKK terörüne karşı sert tepkisini sürdürürse, işin rengi değişir.
Aktörlerin ezberi bozulduğu zaman, Türkiye rahatlar. Kamuoyunun bu olaya bakışı farklılaşır. O zaman da Kürt sorununu çözmek bir nebze dahi olsa kolaylaşır.
AK Parti (AKP), DTP'lilere Bahçeli gibi davranırsa hepimiz kazanırız. Güneydoğu'daki oy patlaması, AKP'ye herhalde yeterince sinyal vermiştir. Bu çabalar arttırıldığı ve bölgeye silahtan çok yatırım (aş ve iş) yönlendirildiği taktirde, AKP, Diyarbakır belediyesini dahi, önümüzdeki seçimlerde kazanabilir.
PKK ve Çeteciler'e rağmen bu barış eli uzatılmalı. Önümüze çıkan bu fırsat mutlaka değerlendirilmeli.
* * *
Kimilerimiz, MHP lideri Bahçeli'nin rol yaptığına ve ilk fırsatta gerçek tutumunu ortaya koyacağına inanıyorlar.
Olabilir.
Hatta rol dahi yapabilir.
Siyasette önemli olan, jestlerdir. Yapılan açıklamalardır.
Seçim gününden bu yana, Bahçeli'nin genel tutumu, yaptığı açıklamalar ve jestler, MHP'nin ana muhalfet partisi rolü oynamak istediğini gösteriyor.
Uzun vadede bunu başarıp başaramayacağını bilemiyorum.
Bildiğim tek şey, dış görünüşüyle, Bahçeli'nin bu rolü sürdürdüğü şeklinde.
CHP içindeki sıkıntılar giderilmedikçe, Başkanlık kavgası sürdükçe de, MHP bu konumunu sağlamlaştırmaya çalışacak.
Ne zaman ki, Baykal parti içi çatışmayı halleder ve yeni bir söylemle ortaya çıkar ve ana muhalefet konumunu geri alır, o zaman roller tekrar değişebilir.
Ancak bugünkü durumda, Bahçeli ağır basıyor.
Önümüzde, meclis başkanlığı ve hemen ardından da Cumhurbaşkanlığı seçimleri var.
Toplum, neyi tercih ettiğini ortaya koydu.
Kavga istemediğini de gösterdi.
İşte bu açılardan baktığımız taktirde, kimin nasıl davranması gerektiği de ortada.
Şimdi bakalım nasıl bir performans göreceğiz.
CHP yine sert bir muhalefet mi yapacak, yoksa muhalefetini sürdürürken ses tonunu değiştirecek mi?
Siyasi bir çatışmanın dışında kalmaları gereken askerler, nasıl davranacaklar?
Bütün bunlara bakarak, Türkiye'nin önümüzdeki döneminin ne denli önem kazandığını görebiliriz.
Bu ülkede roller değişiyor.
Güç dengeleri farklılaşıyor.
Gerçekçi davrananlar uzun vadede kazanacak. Eskide kalanlar kaybedecek.
Bu değişimin işaretlerini de, şimdiden görmeye başladık zaten...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

Cafe