Bülent Ersoy "tacizci" mi?
O torunu yaşında, aklı henüz havada kocacık tarafından aldatıldı diye "mağdur" ilan edilip sempati yanılsaması yaratırken, asıl mağdurların taciz edildiğini düşünüyorum!www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Ablan kurban olsun sana!" diye nara atarken insanı kurban gibi hissettiren sesi, kahkahası, "Artık okul kapısında beklerim herhalde!" tarzı "şakaları", kılık kıyafeti, insanı ham yapacakmış hissi uyandıran abartılı dudakları, ağdalı anlamsız dili, upuzun tırnakları...Onun tarafından sürekli taciz ediliyormuşum gibi hissediyorum!
Üstelik bu taciz hali genel ve de bulaşıcı!
Mesela ona sürekli "diva" dendiği için diğer divaların da taciz edildiğini düşünüyorum. Gerçi bundan bana ne ya...
Ona "hanımefendi" dendiği için değer biriminin taciz edildiğini düşünüyorum!
"Ben kadınım" dediği için maalesef kendimi hepten taciz edilmiş hissediyorum!
Torunu yaşında, aklı henüz havada kocacık tarafından aldatıldı diye "mağdur" ilan edilip sempati yanılsaması yaratırken, asıl mağdurların taciz edildiğini düşünüyorum!
Sadece birlikte olduğu çocukların ve ailelerinin zaaflarının değil, bu ülkenin insanları olarak hepimizin ruhsal durumunun, kendisiyle aynı seçimi yapmış tüm hemcinslerinin, "aile"nin ve en önemlisi de farklılığa göstermemiz gereken toleransımızın taciz edildiğini düşünüyorum! Bu arada Türk sanat müziği de cabası!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Bilmem farkında mısınız ama bu yıl tüm dünyada "Mevlana Yılı", yani "Tolerans Yılı"!Ama gel gelelim ki Bülent Ersoy'un ekranlardan insanı sirk seyircisine döndüren "cazibesi", seçim yapmanın "kabul görme" zorunluluğu doğurmadığını fark edememesi, gıpta ettiği kadınlığın patolojik sanrısı içinde bize dayattığı berbat klişeler, "kına gecesi", "evlilik", "gelin-damat formatı" gibi toplum için empati tuzağı yaratan "tutkal" taktikleri ve en önemlisi de ortak zaafımıza dönüşmüş "aldatma" gibi bir muallak mağduriyetle kreşendo... Sanırım tüm bunlar tacize "hayır" deme gücünü bulamayanlar için gönüllü bir mağduriyete de yol açıyor!
Kesinlikle "hakiki" değil! Ama bu asla cinsiyetle ilgili bir önyargı değil, yırtıcı bir egonun hakikatinden söz ediyorum! Bazı "transgender" örneklerde yaşanan "stereo kişilik" yapısının da bulaşıcı olabileceğinden... Magazinlerin deformasyonumuzu yansılayan röntgenciliğinden sonra bir de cinsiyet, kişisel değerler ve "Hepimiz Armağan'ız" ya da tam tersi "Hepimiz Bülent Ersoy'uz" virüsünden... Tek kişilik bir "oyun"un tolerans etkisi yaratma amacını hiç mi hiç aramadan doğrudan "öç alma"ya dönüşmesinden... "Nefretten" ve sonuçta tam anlamıyla tacize bağımlı olmaktan korkuyorum! Hepimiz adına! Tabii çoktan ruhunuzu koyuvermedinizse...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Seren Serengil'in kitabının adı "Nefret" biliyorsunuz... Seren hissettiği nefretin yönünün ne annesi ne de babası olduğunu, asıl nefretinin hayatta kendi payına düşene karşı olduğunu söylemişti ya... Ne de güzel bir özet; sebep-sonuç ilişkisi bakımından! Ama Seren bizi taciz etmiyor elbette! Biz de "Payımıza düşen Bülent Ersoy" tuzağına kapılmadan, "Bülent Ersoy kendi payına düşenden nefret ettiği için..." diye nokta koymaya da kalkmadan, asıl tacizi yaşayan transseksüllere bir selam duralım istiyorum. Bülent Ersoy'u da ağır vaka olduğunu düşündüğüm için psikiyatrlara havale ediyorum.İyi oyunlar herkese...
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Ondan hoşlanıyorum ama güvensizliğim de var!"
Bir erkek "İstiyorum seni" derse her şeyi göze almış demektir, yoksa değil midir? Kafam çok karışık, ondan hoşlanıyorum ama güvensizliğim de var, şüphem de var... Ne yapayım, bana bir akıl verir misiniz?Nazlı K.
* * *Nazlıcım, öncelikle bir erkek "İstiyorum seni" derse bu onun Türkçeyi doğru konuşamadığını gösterir, doğrusu "Seni istiyorum" demesi gerekir. Bir de nasıl bir ortamda ve hangi ses tonuyla söylediği de önemli tabii... Baş başa ve el eleyken söylerse "Sevişmek için yanıp tutuşuyorum" demek istiyordur. Sonrasında evlenme ihtimalinizi hesaplayamayacağım! Ama sana bir önerim var, her ne için söylerse söylesin o sana tekrar "İstiyorum seni" diyecek olursa "Hayatım boyunca istiyorum seni demek istedin, anladım ben onu! Ah bir de konuşabilsen!" de ve ara vermeden devam et. "Benimle evlenmek istediğine inanamıyorum! Yaşasın! Evet! Bak gözlerim yaşardı mutluluktan!" diye sevinç naraları attıktan sonra cep telefonuna sarıl ve "Hemen annemi arayıp aynen anlatmam lazım" dedikten sonra numarayı çevirirken onun yüzüne bak... Eğleneceğini garanti ederim.
Kılavuz Karga Oyunu!
Kadın: Ben gerçek bir kadınım!
Erkek: Şüphen mi var?
* * *
Erkek: Biraz süslenip püslensen...
Kadın: Kadınlığım sana yetmiyor anlaşılan!
Öptüm sizi
Yeşim Salkım kendini bana zorla öptürmek istemiş! Sabah gazetesine verdiği röportajda; "Artık beni yaralamalarına izin vermeyeceğim. Yazar İlhan Uçkan mesela. Beni hiç tanımıyor. Kendi eşinin 3`üncü mü 4`üncü mü olduğunu açık açık yazan bir kadın başka bir kadını yerden yere vuruyor. Nerede kadınlığın?" diyor.
Maalesef yerden yere vurmuyorum, o kendini ortalara atıyor. Bir zamanlar kendisini "kraliçe" gibi hissederken, şimdi "normal" sanatçı haline gelmenin zorluğunu yaşıyor muhtemelen. Bu yüzden sadece bana değil, başkalarına karşı da yanlış davrandığını ve yanlış seçimler yaptığını görüyoruz. Onun gibi ilişkileriyle ilgili konuları malzeme olarak kullananların verdikleri "yanlış mesajların" negatif etkilerini gidermeye çalışıyorum. Kendisini nasıl tanıtıyorsa öylece tanıyorum. Daha fazlasını da tercih etmem! Sorunu benimle değil kendisiyle, bunu göremiyor anlaşılan. Bütün bunlar bir yana, eşimin 3'üncü ya da 4'ncü olduğunu yazdığım yazıyı da hemen bulmasını, elbette bu mümkün olmadığı için acilen benden özür dilemesini bekliyorum! "Kadınlık"la "yanlışına taraf bulma"yı da birbirine karıştırmanın saçma olduğu zaten ortada!

Cafe