|
 |
|
|
Üç portre
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü, öğleden sonra telefon çaldı. Numarayı tanımıyorum. Açtım. Derinden gelen bir erkek sesi. Oldukça karakteristik, biraz da tanıdık ama çıkartamadım. ''Kiminle görüşüyorum efendim?'' diye sordum. ''İsmail Sivri konuşuyor'' cevabıyla onurlandım. ''Nihatçığım'' dedi sevgili usta, ''Yazını okudum. ‘Ne yazsam acaba?’ diye başlık atmışsın. Çok hoşuma gitti. Ben de bazen böyle oluyorum. ‘Dur bir arayım da hatırını sorayım’ dedim. Böyle sıkışınca seni arayacağım, ‘Ne yazsam acaba?’ diye soracağım; haberin olsun...'' Hani ''Mutluluktan havalara uçtum'' denir ya, işte öyle bir an! Arkadaş değildik, mesai arkadaşı olamamıştık, akran hiç değildik. Ama Sivri Üstât büyüktü, farklıydı, olgundu, sıcaktı, yakındı... Milliyet çatısı altındaki kısa ve gecikmiş dostluğun hatırını önce kendisi sayacak kadar kendiyle ve dünyayla barışıktı. Biraz konuştuk, dertleşik, telefonu kapattık. Cuma sabahı, ölümlü dünyadan ayrıldığı haberini aldım. Bilseydim; lâfı uzatırdım biraz. Bir-iki nasihat isterdim. Sevgimi, saygımı, hayranlığımı biraz daha duyurmaya çalışırdım... Cumartesi günü uğurladık. Bir yıldız kaydı gazetecilerin Samanyolu’nda. Gerçek bir beyefendiyi kaybettik. O, ölümün yakışmadığı şakacılardandı. Geride onurlu bir isim kaldı; hep yaşayacak... İşin garip ama hoş tarafı, bir daha ne zaman ''Ne yazsam acaba?'' derdine düşsem, anılarımda İsmail Ağabey ile buluşacağım. Teselliye bak!
* * *
Filiz Gürsoy Foça’da... Öyle bir merak ki, 1980’lerde İstanbul’da başlayan ''Bırakalım çiçekler saksılarında, topraklarında yaşasın. Kendiliğinden olsun ölümleri...'' düşüncesi, sanatçıyı işinin zirvesine taşıdı. En son, Kasım 2003’te İzmir Hilton’da beraber olmuştuk. Bir konferansımı renklendirmişti sergisiyle. ''Yapma çiçekler dünyası'' bu hafta sonu Foça’yı güzelleştirecek.
Çünkü Gürsoy, kısa bir Urla denemesinden sonra Foça’ya yerleşti. 10 Ağustos Cuma 18.00’de açılış var. 11-12 Ağustos günleri ise 10.00-24.00 saatleri arasında sergisini gezebilirsiniz. ''Eski Foça Belediyesi Sosyal Tesisleri'' diye yazıyor davetiyede; ''Büyük Deniz, Sahil Caddesi'' diye not düşülmüş. Aslına bakarsanız, ben yapma çiçek sevmeyenlerdenim. Ama bunları mutlaka görmelisiniz. Hemen hemen hepsi kupon, yani tek, yani eşsiz! Hepsindeki renk armonisi, estetik kaygı, malzeme kalitesi ve el emeği, göz nûru nefesinizi kesecek. ''Nasıl oluyor da, bu kadar farklı bu çiçekler'' diye sorarsanız, ''Onlara gerçek güzelliği kazandıran Filiz Gürsoy’un paylaşmakla bitmeyen sevgisi'' diye cevap veririm. Ben orada olacağım; kaçırmayın!
* * *
Yıllardır ekranlardan izlerim Roberto Carlos’u... Dünyanın efsane futbolcularından biri diye tanırdım. Gazetelerin spor sayfaları ondan hep futboluyla söz ederlerdi. Tekniği, becerisi, zekâsı vs. Son maçta başka bir şey daha fark ettim.
Büyük olmak, gerçekten büyük olmak aslında çok zor. Bütün gözler üzerinizdeyken sakin, içten, esprili kalabilmek.
Sahada sadece dolaşırken bile beden diliyle etrafa türlü mesajlar verebilmek. ''İşini ibadet eder gibi yapma ciddiyetini, çocuksu zafer mimikleriyle dengeleyebilmek...''
Bu haftaki portreler, karmakarışık bir ruh haliyle yazıldı. Ama, biribirine benzemez sanılmasın. Sevgi ve olgunluğa olan ihtiyacımızı hatırlatmak istedim.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|