
Taha AKYOL
Objektif
Meclis'e ve Cumhur'a başkanlar
KÖKSAL Toptan'ı 1980'lerin başından beri tanırım. Aday gösterildiği makama tamamıyla layıktır. Adaylığı toplumun hemen bütün kesimlerince olumlu karşılandı zaten.
Dört buçuk yıl önceydi... Tayyip Erdoğan lider ama henüz başbakan değil; parti genel merkezinde görüşüyoruz. Söz eğitime geliyor. Ve Erdoğan diyor ki:
- Köksal Toptan çok iyi Milli Eğitim Bakanı olur, değil mi?
Not alacaktım, fakat Erdoğan "Yazmayın, kimseye de bahsetmeyin, sohbet ediyoruz" diye uyardı.
Sonra siyasetin dinamikleri farklı gelişti, bu gerçekleşmedi.
Toptan, Adalet Komisyonu Başkanı olarak çalıştı. Şimdi Meclis Başkanı olacak.
Demokrat Parti ve Adalet Partisi kökeninden gelen, devlet tecrübesine sahip Toptan'ın uzun siyasi hayatında hiç leke yoktur. En başarılı ve saygın Meclis Başkanlarından biri olacağına şüphem yok.
Bülent Arınç gibi "politize" bir ismin yerine, Köksal Toptan gibi daha 'merkez'de bir isim...
Başbakan'ın seçim gecesi yaptığı konuşma doğrultusunda, önemli ve olumlu bir gelişme.
Çankaya için kim?
Çankaya için de aynı şey düşünülemez mi?!
Çankaya'ya Gül gibi saygın ama siyasi temsil vasfı yüksek bir isim yerine, yine saygın ama siyasi temsil vasfı "düşük profilli" bir ismin seçilmesi tabii parlamenter teoriye daha uygundur.
Bunun yanında "siyasetin dinamikleri" de vardır: Meşruiyet için gereken oy oranına ve Meclis'te uygun yetersayılara sahip olduğu halde, seçimlerde millete sunduğu adayını, "Cumhurbaşkanı seçememek" görüntüsü çeşitli kesimlerde siyasi bir zaaf olarak algılanabilir. Bu da siyasetin göz ardı edemeyeceği bir olgudur.
Üstelik Gül, bu gibi siyasi gerekçelerle, "kesinlikle adaylıktan vazgeçmeyeceğini" söylüyor. Bana söylemedi. Ben seçim sürecinden beri Gül'ü görmedim, konuşmadım da... Yakın çevresine anlatıyor bunları; dün yakın arkadaşı Salih Kapusuz'a tekraren ifade etmiş mesela.
Gül'ün, Sayın Sezer'den daha açık ve farklı kesimlerle uzlaşmaya yatkın davranacağını tahmin etmek de zor değil.
Merkeze doğru
Gül ile Erdoğan arasındaki dostluk ve siyasi kader birliği, birbirlerine karşı vaziyet almalarına engeldir. Şu anda Gül ile Erdoğan, Çankaya konusunda farklı eğilimlere sahip gözüküyorlar. İkisi bir araya gelip kendileri düğümü çözmelidir.
Ortada Adalet Partisi örneği vardır; tepelerdeki kırgınlıklar 'kişisel' planda kalmaz, sarsıcı siyasi yansımaları olabilir!
Çankaya adayı kim olursa olsun, AKP bütünüyle merkeze doğru evrilen, hatta yeni kadrosuyla ve oy tabanıyla toplumsal merkezle örtüşen bir partidir. Bu, daha kuruluşunda görülen bir değişim dinamiğiydi, paranoyalar o zaman da temelsizdi.
Hele de bu aşamada cumhurbaşkanı seçimi için "sandıktan karanlık çıkacak" kışkırtmasını yeniden tezgâhlamaya kalkmak çok yanlış olur. Gerilimsiz bir cumhurbaşkanı seçimini başarmalıyız.
AÇIKLAMA: Türk-İş Başkanı Sayın Salih Kılıç, telefon açarak "Grev hakkımızdır, ancak en son kullanılacak silahtır" dedi. Kamu kesiminde geçen dönemde 380 bin, yeni dönemde 320 bin çalışan için toplu sözleşme imzaladıklarını, düşük ücretlerle yüzde 34'ü bulan, ortalama yüzde 10 civarında zam aldıklarını, greve başvurmadıklarını, "sorumlu sendikacılık" yaptıklarını açıkladı. Ben de kendisini bunun için kutladım.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe