
Fikret BİLA
Yön
Erdoğan'ın Çankaya sorununu yönetme tarzı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, krize dönüşsün veya dönüşmesin, sorunları yönetme tarzı değişmiyor. Başbakan'ın izlediği yöntem, sorunun kamuoyunda tartışılmasını izlemek, bu süreçte son ana kadar kendini bağlayıcı tutum almamak ve konu olgunlaştığında kararını açıklamak...
Erdoğan, geçen dönemde cumhurbaşkanlığı seçimi süresince de bu yönetim tarzını sergiledi. Uzun süre net tavır almadı. Kendisinin aday olup olmayacağını son ana kadar, "belirsizlik"te bıraktı. Tartıştırdı. Neredeyse son güne kadar bekledi ve sonunda Abdullah Gül'ün adaylığını açıkladı.
Seçimden sonra da bu konuya yaklaşım tarzı yine aynı.
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı konusunda isim telaffuz etmedi. Gül'ün adaylığı konusunda net tutum almadı. Yapılan yorumlar doğrudan Erdoğan'a değil, yakın çevresine, danışmanlarına dayandırıldı. Konu yine değişik boyutlarıyla basında tartışıldı.
22 Temmuz'dan bu yana Erdoğan'ın ağzından Gül'ün adaylığıyla ilgili bir söz çıkmadı. Gül ise yaptığı basın toplantısında adaylığının sürdüğü mesajını verdi ve beklemeye çekildi. Gül için kuşkusuz Erdoğan'ın alacağı tutum çok önemli.
İlk sinyaller
Erdoğan, dünden itibaren yavaş yavaş sinyal vermeye başladı.
TBMM Başkanı seçildikten sonra Köksal Toptan'ı ziyaretinde yine isim telaffuz etmeden imalarda bulundu. Toptan üzerinde sağlanan uzlaşmayı övdü, ama diğer taraftan da, "Milletimizin iradesini bir tarafa koymaya demokrasi yetki vermiyor. Biz demokrasiyi azınlığın çoğunluğa tahakkümü diye öğrenmedik" diyerek, "Gül'e destek" olarak yorumlanabilecek bir konuşma yaptı.
Bir diğer sinyal ise Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki'nin yaptığı açıklamaydı. Beki'nin açıklaması, Başbakan Erdoğan'ın danışmanlarından Yalçın Akdoğan'ın, önceki gün Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan yazısının, "Gül'e adaylıktan çekil" mesajı olarak yorumlanmasıyla ilgiliydi. Beki, bu yorumların gerçekleri yansıtmadığını vurguluyordu. Böylece Akdoğan'ın, Erdoğan adına Gül'e mesaj verdiği izlenimi silinmek isteniyordu. Ayrıca Akdoğan, dünkü yazısında bir önceki günkü yazısının yanlış yorumlandığını belirterek, bir çeşit düzeltme yapıyordu.
Akdoğan ve Beki'nin açıklamalarıyla, Erdoğan'ın, Gül aleyhine mesaj verdiği haberleri "tekzip" edilmiş oldu.
Başbakan Erdoğan'ın, danışmanının ve sözcüsünün açıklamaları, "Gül'den yana" bir izlenim yarattı.
Bu süreçte Erdoğan ve Gül sık sık bir araya da geldiler. İkili, dün de baş başa bir görüşme yaptı.
Erdoğan'ın hareket alanı
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı konusunda hareket alanını daraltacak açıklamalardan kaçındı. Erdoğan ve Gül'ün çevresine dayandırılan haberler, "Benim ağzımdan bir şey duydunuz mu?" denilerek kolayca geçersiz kılınabilir. Erdoğan'ın kendini bağladığı tek açıklaması, seçimden sonra birden fazla isimle uzlaşma arayacağına ilişkin sözleridir. Onun dışında hareket alanını daraltan başka bir taahhüdü yok ki, bu taahhüt de Gül'ün vazgeçmesini gerektirmiyor.
Başbakan sorunu tartıştırdı, parti içini ve dışını tarttı. Artık karar açıklama aşamasında...
Bu koşullarda, 24 Nisan'da yaptığı gibi, "Benim adayım o zaman Gül'dü, bugün de Gül" diyebilir.
Hareket alanı buna müsait...
fbila@milliyet.com.tr

Cafe