Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Ağustos 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Minibüsten küçüğü beni kesmez"

Türkiye'nin ilk kadın ağır vasıta şoförü Leyla Ağaçkoparan 20 yıllık meslek hayatına ait anıları "Geri Vites Hayatlar" kitabında topladı. Ağaçkoparan: "Küçük otomobilleri kullanamıyorum. Benim kullanacağım en küçük araç minibüstür"

ELİF BERKÖZ ÜNYAY

Leyla Ağaçkoparan kendi deyimiyle "64 model bir bayan".
O dizel motorcu Kemal ustanın kızı. Tamirciliğe başlamadan önce yıllarca yollarda direksiyon sallayan babası gibi şoförlüğü seçmiş. Türkiye'nin ilk kadın ağır vasıta şoförü. 20 yıllık meslek hayatında TIR'dan tankere, çekiciden çöp kamyonuna, ambulanstan otobüse pek çok aracı kullanmış. Yurtiçinde ve yurtdışında binlerce kilometre yol yapmış. Onu direksiyonda görenlerin sorduğu "Nasıl dehliyon onu kız?" sorusuna "Deh diyorum gidiyor, çüş diyorum duruyor" diye cevap vermiş.
Şimdi emekli. Üç yıldır Suadiye'de kafe işletiyor. O küçük mekanı tek başına idare ediyor. Mekanının hem sahibi hem garsonu hem bulaşıkçısı. Mantı açıyor, ev yemekleri pişiriyor. "Kafem Saklıbahçe 6 benim yeni park alanım" diyor. Motosikletle giderken yolda gördüğü ağır vasıta şoförlerini çok kıskanıyor.
Şoförlüğü özledikçe arkadaşlarıyla düzenlediği turlarda direksiyon başına geçiyor.
Ağaçkoparan'la kafesinde buluşuyoruz. Geçen hafta İletişim Yayınları'ndan çıkan kitabı "Geri Vites Hayatlar" hakkında konuşuyoruz. Boynundaki altın kamyon kolyesi dikkatimi çekiyor. Bir arkadaşının hediyesiymiş, hiç çıkarmıyormuş. Ağaçkoparan, Coşkun Aral'ın İz TV için hayat hikayesini anlatan bir belgesel çekme hazırlığında olduğunu anlatıyor. Ayrıca bir yapım şirketinin şoförlük maceralarını içeren bir dizi çekmek istediğini söylüyor. En büyük hayalinden bahsediyor sonra: "Kallavi bir otobüsü karavan haline getirerek şoförlük yapmak harika olurdu. Büskaravanımla turistleri gezdirmek isterdim."
Röportajımız bitiyor, Ağaçkoparan fotoğraf çekimi için hazırlanırken foto muhabirimiz Yurttaş tuvaleti soruyor. Ağaçkoparan yolu şöyle tarif ediyor: "İkinci kavşaktan sola dön."

Araba sevdanız epey erken başlamış... Daha birkaç aylık bebekken en rahat uykuya daldığınız yer araba koltuğuymuş.
Bebekken uyuma problemim varmış. Annem beni uyutmak için saatlerce uğraşıp helak olduğunda, babam beni sokakta park ettiği arabasına koyarmış. Arabaya girer girmez uyumaya başlarmışım. Motor sesi bana ninni gibi gelirmiş. Bugün hâlâ dizel motorun tıkır tıkır sesini çok rahatlatıcı buluyorum. Çocukluğumda bebek arabamın tekerleklerini söküp takarmışım. Kaç bebek arabası heba olmuş bir bilseniz. Bir kardeşimi de bu araba sevdası yüzünden kaybetmişiz. Annem, babamın marşı basmayan külüstür arabasını iterken bebeğini düşürmüş.

Kitabı iki şoföre; babanız ve amcanızın anısına ithaf etmişsiniz. Onlar olmasa siz de bu işe bu kadar heveslenmezdiniz sanırım.
Tabii. Araç sevdasının kanıma bu kadar erken girmesinin sebebi babam. Babam önce şoförlük sonra oto tamirciliği yaptı. Tamirhane, tornalar, yağlı karalı üstüpüler, arabalar hayatımın bir parçasıydı. Mazot ve benzin kokusu markalı parfümlerden daha çok etkiliyordu beni. İlkokula gelmeden freni, debriyajı öğrendim babamdan. Direksiyona ancak yetişiyordu boyum. Babam "Bayırı olmayan ev, ev değildir" derdi. Arabası teklediğinde bayırdan aşağı bırakarak vurdururdu arabasını.
Amcam da bir dönem şoförlük yaptı. 14-15 yaşlarında düz kontak yaparak onun kamyonunu kaçırırdım.

"Hâlâ TIR parkına gidip kamyoncularla sohbet ederim"
Kullandığınız araç büyüdükçe kendinizi daha mı çok güvende hissediyordunuz?
Ben küçük otomobilleri kullanamıyorum. Sadece önünüzdeki aracı görebiliyorsunuz çünkü. Oysa ben onun bir veya iki önündekini görmeye alıştım. Bu his bana çok güven veriyor. Benim kullanacağım en küçük araç minibüstür. Ben araba diye minibüse derim. Daha küçüğü beni kesmez. O minik arabaları dorse (taşıma araçlarındaki kasa) diye bağlamam ben. Oyuncağa benziyorlar.

Erkek meslektaşlarınız arasında size asılanlar oldu mu?
Meslektaşlarımın hiçbirinden en ufak bir zarar görmedim. Biri bile benimle çalışmaktan rahatsız olmadı. Beni asla dışlamadılar. Ben bugün hâlâ motosikletimle TEM'de giderken TIR parkına girerim. Oradaki şoförlerle sohbet ederim. Bana çay ısmarlarlar. Kamyoncuların gittiği restoranlara uğramaktan kendimi alamam. En güzel ev yemekleri kamyoncu restoranlarında yenir çünkü.

"İlk eşimle trafik kazasında tanıştık. İkincisi oto tamircisiydi"

Peki, erkekler masum çıktı. Ya karıları? Sizi kıskanmadılar mı? Kocalarının sizinle iş arkadaşı olmasını yadırgamadılar mı?
Kadınlar beni çok incitti. Kıskançlık olduğunda ceketimi alıp giden hep ben oldum. Aileler benim yüzümden dağılsın istemedim. Aynı otobüste şoförlük yaptığım bir arkadaşımın karısı "O otobüste benim de bileziklerim var. Kadın kısmı benim beyimle yola çıkamaz" dediğinde işten ayrıldım. Halbuki son derece itinayla davranırdım şoförken. Erkek şoför arkadaşımın otobüste yattığı yatağa bile yatmıyordum. Parfüm kokum yatağa bulaşır diye... Yolcu koltuğunda iki büklüm uyurdum hep.

Şoför arkadaşlarınızla aranızda bir ilişki yaşanmamış. Ama ilk kocanızı trafikte bulmuşsunuz..
İlk eşimle trafik kazasında tanıştık. Aşkımız karakolda başlamıştı. İkinci eşim sanayi sitesinde çalışıyordu. Boya, motor, kaporta işleriyle uğraşıyordu. Önceleri aracımı tamire götürdüğüm o adamla sonra evlendim. Üçüncü eşim yabancıydı. Tatlı imalatı yapıyordu, fırını vardı. Bir süre sonra işleri bozuldu. Limuzin şoförlüğü yapmaya başladı. Ben onu fırıncı diye almıştım ama o da şoför oldu başıma. Kaderimde şoförler var, ben ne yapayım?

Sizi direksiyon başında gören erkeklerin tepkisi ne oluyordu?
Bana bakarken kaza yapıyorlardı neredeyse. Önündekine vuran, yanındakine çarpan, fren yapan...

Konuşurken araya yaklaşık 20 yıllık mesleğinizle ilgili sözler katmayı seviyorsunuz.
Ağzımdan çıkıveriyor. Espri anlayışım da sağlam. "Nasılsın?" dedikleri zaman "Hurdaya atılmış gibiyim" cevabını veriyorum. Yaşımı sorduklarında
"64 modelim" diyorum.

"Bana laf atan magandanın lüks arabasını belediye otobüsüyle ittim"
n Ağır vasıta şoförü olmanız diğer kadın şoförlerden daha az laf yemenizi ve daha az taciz edilmenizi de sağlamış.
Bunca yılda sadece birkaç kez laf attılar. Beni direksiyon başında gören bir erkek sürücü "Egzozunda boğulayım be!" diye bağırmıştı.
Bir de belediye otobüsü şoförlüğü yaptığım yıllarda yaşadığım komik bir anım var. Şişli'de durakta otobüsüm duruyor. Kalkış saatinden önce gittiğim büfeden otobüse doğru yürüyorum. Lüks arabanın maganda sürücüsü bana seslendi: "Hanımefendi gideceğiniz yere kadar götüreyim. Hem tanışırız." Ben de az ileride park ettiğim otobüsü gösterek "Teşekkür ederim. Ben otobüsle gideceğim" dedim.
Yoluma devam ettim ve otobüsün direksiyonuna geçtim. Maganda otobüsten beni indirmeye kararlıydı. Bir baktım ki bizimki tamponumun dibinde. Ama direksiyonda benim olduğumdan haberi yok. Motoru çalıştırdım. Korna çaldım. Bana mısın demedi. Arkama da büyük bir kamyon park etmiş. Hareket saatim geldi, çıkmam lazım. Tekrar bastım kornaya. Camdan hareket çekti.
İşte o an delirdim. Otobüsün kallavi tamponuyla olduğu gibi arabasına dayandım. Her halde el freni çekik değildi. Arabasını kepçeli dozer misali itmeye başladım. Ne oluyor diye şoför koltuğuna baktı ve beni gördü. O an lastiklerini cayırdatarak, balatalarını yakarak kaçtı. Al işte sana tanıştık.
Ben sana otobüsle gideceğim demiştim be adam.

"Evet, şoförüm ama aynı zamanda fena halde kadınım"

Mesleğiniz erkek mesleği olarak anılıyor. Kadın şoför denince sizi daha erkeksi bir kadın olarak canlandırmıştım kafamda. Yanılmışım.
Şoförüm ama aynı zamanda fena halde kadınım. Eskilerin tabiriyle yıkadığı giyilir, pişirdiği yenilir kadınlardanım hem de. Şoförlük yaparken de kadınlığımdan feragat etmedim hiç.

Bu kadar zevk alarak yaptığınız bir işi neden bıraktınız? Kafenizde mantı açacağınız daha sakin bir hayat mı istediniz?
Şoförlük mesleği çok zor ve vefasız. Çalışma koşulları ağır. Bu ağır koşulların karşılığını alamıyorsunuz. Yaş da ilerleyince dedim ki "Dur bakalım artık Leyla. Biraz gaz kes. Şuraya bir park et bakayım". Benden beklenen şey yedek parçacılık, servis işletmeciliği falan yapmamdı. Fakat ben yemek yapmayı ve insanların benim yemeklerini sevmesini seviyorum. Bundan sonra sürücülük eğitimi konusunda çalışmak istiyorum.






PAZAR
"Fadik beni dans ettirebilen nadir insanlardan biri"
200 metre mesafede önce vurmalılar sonra opera
"Minibüsten küçüğü beni kesmez"
Kültür toplayıp ses yapan adam
Yeni sezonda Türk sineması
Bölüne bölüne güldürdüler
Denize karşı öğle yemeği
"Fay hattının şehrin dışına..."
Modern mahrem
Satürn Başak'a geçince...
Feriye'de 31 mezeli rakı sefası
Osmanlı padişahı (1)
Yaşamın kaynağı Su
Cennet kapısında g-string kontrolü mü var?
Şarabın doğum günleri





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet