
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Melih Gökçek adında biri...
EEE, hani Melih Gökçek gibisi yoktu... Ankara'nın taşını toprağını altın yapmıştı; her seçimi üst üste kazanıyor, fiyakasından yanından geçilmiyordu; partiler onu kapmak için kapışıyorlardı. Kabak bizim Emin Çölaşan'ın başında patlıyordu:
"Kardeşim bu Emin de çok oluyor!"
"Yahu bir gün Melih Gökçek'siz yazı yazsın, yeter!"
"Melih Gökçek'e taktınız!"
* * *
BİRKAÇ gündür takke düştü, kel göründü.
O yere göğe sığdıramadıkları Melih Gökçek'ten kötüsü yok!
İnsaf!
Bir kova suya, koskoca Melih Gökçek böyle harcanır mı?
* * *
ADAM daha ilk gün, son noktayı koyup çekildi; her şeyi takdiri ilahiye bıraktı, yine de yardımlarını esirgemedi, bazıları Ankara'yı bırakıp gitse, susuzluk azalır.
Osmanlı'nın Maarif Nazırı gibi, şu mektepler olmasa Maarif'i çok güzel idare edecek de...
* * *
HERKES Sayın Gökçek'e yüklenirken, o kendisini savunmak için çırpınıyordu; "Salgın hastalıktan ben sorumlu değilim!" diyordu.
Elbette o sorumlu değil!
Ankara susuz kalmışsa, Melih Gökçek niye sorumlu olsun...
Mesela Nazilli Belediye Başkanı dururken Melih Gökçek'i sorumlu tutmak ayıp değil mi?
Adam çözüm üzerine çözüm üretiyor:
"Bir insan, üç gün banyo yapıyorsa, bir gün de duş yapsın!"
Daha ne desin?
Üstelik bir de özür diliyor; "Vatandaşlar haklarını helal etsinler!" diyor.
Herkes bir ağızdan helal olsun bu sular sana demek varken, hâlâ "Sana oy verdiğimiz eller kırılsın!" diyenler var.
İnsaf!
* * *
HELE yabancı elçiliklere ne oluyor?
Döşesinler kara, hava, deniz borularını, elçiliklere su bassınlar...
* * *
HASTANELERDE ameliyat yapılamıyormuş...
Yapılsa ne olacak?
Türk insanı bu, salarsın çayıra, Mevla kayıra!
* * *
İKİNCİ Cihan Savaşı'ndan sonra İngiltere'de kömür darlığı var, iktidarda İşçi Partisi. Bakan, kömür tasarrufu için halka sıcak suyla daha az yıkanmasını tavsiye ediyor.
Muhalefet lideri Churchill kalkıyor, söz istiyor:
"Majestelerinin hükümetinin gün geçtikçe niçin daha fazla kokuştuğunu şimdi anlıyorum!"
* * *
ÇOLAK, topal, bir gözü görmeyen, dilsiz adam, köprü üstünde Süleyman Nazif'in yolunu kesmiş. Ne dediği anlaşılmıyor, halini gösteriyor; belli ki şikâyetçi...
Süleyman Nazif, adamı itekleyip geçmiş:
"Bana ne, kim yaptıysa ona git!"
Ankara'da, susuzluktan şikâyet edenlere siz de Melih Gökçek'i işaret edin:
"Kime oy verdinizse ona gidin!"
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe