
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Çankaya rüzgârında Çankaya türbanı...
BAL Mahmut anlatmıştı, Atatürk döneminde herkes Rumeli şivesine merak sarmış, "Çucuğum!" lafı ağızlardan düşmezmiş. Atatürk Rumelili ya!
İsmet Paşa gelince de herkesin kulağı arızalanmış, ağır işitiyorlar. İsmet Paşa da öyle ya!
Şükrü Saraçoğlu'nun başbakanlığında da zeybek merakı alıp yürümüş, orkestra çalmaya başlayınca zeybekler piste...
Ha bu arada, İsmet Paşa döneminde kiminin kemana merak sardığı, kiminin attan düşüp kolunu kırdığı söylenir. Paşa keman çalmaya ve ata binmeye meraklı ya!
* * *
DERKEN "14 Mayıs" gelmiş, "Yeter, söz milletindir!"
Başbakanı ne yaparsa millet de onu yapmaz mı? Öztürkçe yerini Osmanlıcaya bırakmış, "cenin-i sakıt" gibi "seçim sathı maili" gibi. Ceket kollarından çıkan ipek gömlek manşetleri, dik ve dar yakalı ipek gömlekler, sıkı sıkıya taranmış, yapıştırılmış saçlar, kalın çerçeveli güneş gözlükleri, biraz çapkın dedikodular ve erkân refakatli gece kulüpleri...
* * *
ARKADAN "27 Mayıs", meğer sülalesinde "Paşa dede"si olmayan yokmuş...
Kapalıçarşı'dan "Paşa tabloları" toplanmış, köşklerin en görülen yerlerine asılmış...
* * *
ÇETİN Altan'ın kulakları çınlasın. "27 Mayıs" sabahı patron odasına koşmuş, hemen badanacıyı çağırtmış, duvardaki bir fotoğrafı indirip duvardaki çerçeve izini kaybettirmek için, badanacıya kat kat badana çektirmişti...
Kimdi bu patron?
Neyinize gerek, önemli olan patronun kimliği değil, kişiliği...
Diyeceksiniz ki, o günün havasında başka ne yapabilirdi ki!
Yıllar sonra bir başka patronun "postmodern" darbeye "Ben gazetemden yazar çıkarmam!" dediğini de hatırlayın...
* * *
DEMİREL gelince herkes "köylüleşti". Millet Isparta ağzı "gardaşım"la yatıyor, "Va mı bunun başka izah tarzı"yla kalkıyordu. "Türlü-çeşit!", "Sokaklar yürümekle aşılmaz", "Dün dündür, bugün bugündür", "Olmuşsa olmuştur", "Benim adım Süleyman", "Verdimse ben verdim" deyimleri de ağızdan düşmüyordu.
Peki bu döneme damgasını ne vuracak?
"Kadayıfın altını kızartan" Erbakan Hoca'nın öğrencilerinden ne kalacak?
Tayyip Erdoğan'ın mazide kalan sözlerini tekrarlamanın zararı yoksa da, şimdilik faydası da yok! Takiyeden kim ölmüş ki?
Bize göre, bu dönemden gelecek kuşaklara kalacak olan tek laf var. O da Türkiye'nin "Şeyini şey ettiğimin şeyi!" diyen bir Meclis Başkanı...
Peki başka, başka bir şey yok mu?
Hiç olmaz mı?
Boğaz'ın iki yakasındakiler "Hayrünnisa Hanım"ın türbanını kendilerine yakıştırmaya çalışıyorlar.
Stilistler ve modelistler, "Hayrünnisa Hanım"'ın türbanına türban benzetmeye çalışıyorlar.
Çankaya'nın türbanı da bir başka olmalı kardeşşş!!!
Çankaya rüzgârında Çankaya türbanı...
Bu başlık altında erbabı ne yazılar yazar ne yazılar...
Vıcık vıcık!
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe