
YERLİ BODYGUARD'DA BULUŞTULAR
"Doktorlar"ı değil Seda Sayan'ı seçti
Taşfırın erkeği Tamer Karadağlı, Show TV'de yayımlanan Medyapım'ın "Doktorlar' dizisinde işinin en iyisi "estetik cerrahı"nı oynamaktan son anda vazgeçti.Çünkü D Productions tarafından yeni yayın döneminin en iddialı işlerinden biri olarak hazırlanan dizi için sunulan koşullar Karadağlı'ya daha cazip geldi.
Daha doğrusu Medyapım, Karadağlı'nın istediği D Productions'un da bölüm başına ödeyeceği parayı veremediği için "Taşfırın erkeği"nin "estetikçi"liği yalan oldu.
Karadağlı'ya, Show TV'de yayımlanan ve reyting sorunu olmayan "Doktorlar"ı değil de, Star TV'de ekim ayından itibaren ekrana gelecek "Fedai"yi tercih etmesinin nedenini sordum.
Karadağlı, "İki proje de iyiydi ama ben gönlüme en yakın olanını seçtim" dedi.
Ramazan ayından sonra ekrana gelecek dizide Karadağlı'nın rol arkadaşı kim olacak biliyor musunuz?
Hani şu Nihat Doğan'dan ayrıldıktan sonra bir davette Tamer Karadağlı'ya mesaj çekerken kameralara yakalanan, ardından da "Başka kümesteki horozla işim olmaz" diyen Seda Sayan.
Hatırlar mısınız bilmem.
Bu "kümes – tavuk – horoz" üçlemesinden sonra Karadağlı'nın sevgilisi Deniz Uğur, "Seda'nın o sözüne çok güldüm" şeklinde bir açıklama yapmıştı.
Ben de o mesaj trafiğinden gerekli mesajı alamayan Uğur'a, çok fazla tanıyamamışsın galiba, Seda Sayan bir şeyi takmışsa kafasına, çoktan geçmiş olsun sana diye yazmıştım.
Birden eskilerin söylediği şu söz geldi aklıma:
"Biz bu saçı sakalı değirmende ağartmadık."
Sözün özü D Productions ne yaptı, etti "ateş"le "barut"u aynı dizide buluşturdu.
Karadağlı'nın "Emir" adlı bir korumayı, Sayan'ın ise "Yıldız" adlı bir ünlüyü oynayacağı dizinin konusu sanki "hık" demiş "Bodyguard" filminden düşmüş gibi.
"Bodyguard"da eski gizli servis ajanı Kevin Costner, bir hayranı tarafından sürekli tehdit edilen bir pop yıldızı Whitney Houston'ı korumakla görevlendirilince aralarında nefretten doğan bir aşk başlar ya, "Fedai"de de durum öyle olacak.
Dizinin senaryosunu yazan Meral Okay, bir starla onun koruması arasındaki aşkı, başka öykülerle de besleyip ortaya "Bodyguard" kokan ama bambaşka bir öykü çıkaracak.
Bülent Ersoy kıvırma, o "gazeteci"yi açıkla!Vallahi de billahi de bıktım bu tiplerden…
Biri çıkar, "Bir konuşursam yer yerinden oynar" der ama onun ötesine bir adım bile gitmez, gidemez.
Bir başkası çıkar, kamuoyu önünde birileri hakkında bir dizi suçlama yapar.
Kim bunlar diye sorduğunuzda ise isim açıklamaya yürekleri yetmez, "İsim vermeme gerek yok, onlar kendilerini biliyor" diye saçmalamayı sürdürürler.
İki yıl önce durup dururken CHP lideri Deniz Baykal'ın 12 Eylül darbesiyle konan sahne yasağını kaldırmak için kendisinden yüklü miktarda para istediğini ortaya atıp, bunu da ispat edemeyince mahkeme tarafından tazminat cezasına çarptırılan Ersoy'un hedefinde bu kez de "bazı dedikodu yazarları" vardı.
Perşembe akşamı onlar için "Zamanında evlerinin bonolarını ödediğim kişiler" dedi. Ersoy, eşi Armağan Uzun'un ihaneti konusunda kalem oynatıp, bu işten Bülent Ersoy'un da haberi var imasında bulunan o "dedikodu yazarı" ya da "yazarları" için, "Yine borçları mı var, nedir?" diyerek ithamlarını sürdürdü.
Vatan'dan Mustafa Mutlu benden hızlı davranıp Ersoy'dan kastettiği o kişi ya da kişileri açıklamasını istedi. Hem de çok ağır bir dille.
Meslek hayatı boyunca hep haber kaynaklarıyla bu tür kirli ilişkiler kurmuş insanlarla mücadele eden, o yüzden de "10. Köy"e yerleşen biri olarak Mutlu'nun yazısının altına bir imza da ben atıyor ve Ersoy'u, o kişi ya da kişileri açıklamaya davet ediyorum.
Ne zamana kadar mı?
O iddiayı ortaya attığı Star TV'deki ilk canlı yayınına kadar.
Ve bu perşembe akşamı Ersoy'dan "Yıldızlar Altında" "Şu gazeteciye cip alırken şu kadar para verdim, şu gazetecinin şu kadar ev taksidini ödedim" diye günah çıkarmasını bekliyorum.
Beraber ve "Solo" tartışmalar dinledinizTürk sineması için her biri ayrı ayrı katma değer yaratmış bir yönetmen ve oyuncunun 30 yıllık dostluğunu bitirmek ya da zedelemek değildi amacım…
Tarık Akan'ın yönettiği ilk film olan "Solo"nun Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan çıkmayan kredi serüveninin haberleşme süreci beni de içine kattı.
Tarık Akan ne söylediyse onu yazdım, açıp teşekkür etti.
Akan'ın söyledikleri Ali Özgentürk'ü sinirlendirdi. Yeşilçam'a gidip ona da mikrofon uzattım. O da ne söylediyse yazdım, o da teşekkür etti.
Sonuç:
Akan'ın açıklamaları Özgentürk'ü, Özgentürk'ün yanıtları da Akan'ı üzdü.
Ama şu da bir gerçek ki, tarafların söylediklerini yazmasaydım, ikili arasındaki 30 yıllık dostluk "Solo" krizini belki de bu denli derinleşmeden çözecekti.
"Solo" konusunda Tarık Akan'ı dinledim, ona hak verdim.
Ardından Ali Özgentürk'le konuştum, ona da, "Çok haklısın" dedim."Avrupa Yakası"nın "Kubi"sinin dediği gibi kendimi çok bi Nasrettin Hoca gördüm…
aeyuboglu@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe