
Meral TAMER
Sol seçmenin ruhuna el Fatiha!
Çalıştığınız gazetenin okur profilinde kendini ortanın solunda gören seçmenler ağırlıktaysa ve aradan 3 hafta geçtiği halde hâlâ seçim yenilgisi üzerine kafa yoruyorlarsa, gazeteci olarak size de bunları yansıtmak düşüyor.
Örneğin okurlarınız bıkıp usanmadan "CHP'yi, yeni radikal milliyetçi üslubundan ve Baykal'dan kurtarıp tekrar 60'lı 70'li yılların heyecanını taşıyan bir sol partiye nasıl dönüştüreceğiz Meral Hanım?" diye sorabiliyor. (Ama bunu sorarken, 60'lı-70'li yılların koşullarının sadece Türkiye'de değil, dünyada da artık kalmadığını hesaba katmıyor.)
Ya da "Ne Baykal, ne Sarıgül! Çözüm, program ve katılımcı kadro partisi olmaktan geçiyor. Çünkü bu demokratik yapı, liderini de içinden çıkarır" diyebiliyor rahatlıkla... (Türkiye'deki seçmen profilini ve CHP'yi düşündüğünüzde bu önerinin de ayakları pek yere basmıyor.)
Sayıları çok daha az da olsa son günlerde "Sorun Deniz Baykal ve ekibi olsaydı, bu şimdiye kadar çoktan aşılmış, Türk sosyal demokratları iktidar adayı, hatta belki de iktidar olmuş olurdu" diyenler peydahlandı -ki ben de giderek bu görüşü benimseyenlerdenim. Eğer alttan güçlü bir rüzgâr esseydi, eminim Baykal ve ekibini silip süpürürdü.
Sol seçmen yaratmak
Prof. Dr. Yılmaz Esmer, kasım 2002 seçimleri ertesinde Milliyet için yaptığı araştırmada sol için şöyle bir tespitte bulunmuştu:
"Nisan 1999'da da, Kasım 2002'de de kendini merkezin solunda tanımlayanların oranı aynı: % 22.
Yani CHP, kendisini merkezin solunda gören tüm seçmenlerin oyunu alsa -ki bu elbette mümkün olamaz- durum bu!
Sosyal demokratlar ne yapabilir? Kolay cevap, politikalarını merkezi de kapsayacak şekilde genişleterek merkezden daha fazla oy almak. Ama bir seçenek daha var: Merkezdeki ve merkez sağdaki seçmeni sola (partiye değil, sola) çekmek. Yani partiyi biraz merkezci yapmak yerine, seçmeni sosyal demokrat yapmak."
Seçkinler Partisi
Prof. Esmer, son seçimlerle ilgili araştırmasının sonuçlarını dün NTV'de anlatıyordu. Kendini solda tanımlayan seçmen sayısı, 1999 ve 2002 seçimlerine göre 1 milim değişmemiş. Demek ki merkeze kaymak, CHP'ye yeni oy getirmemiş.
CHP, "Solda yeni seçmen yaratmak" konusunda da herhangi bir çaba harcamadı. Buna karşılık tüm mesaisini, laiklik ve Kemalizm konusunda bilenmiş seçmen kitlesi yaratmaya harcadı.
Sonuç ortada. CHP bugün güya Türkiye'nin tek sosyal demokrat partisi, ama ülke coğrafyasının dörtte üçünde yok. Doğu ve Güneydoğu'da sosyal demokratların oy oranı yüzde 5'in bile altında.
Çok yazıldı, ama bir kez daha altını çizelim: Düşük eğitimli ve yoksul halkın partisi artık AKP'dir. CHP ise gelir seviyesi yüksek, iyi eğitimli, kentli kesimden oy alabiliyor. Dolayısıyla artık sol değil, "Laikçi Seçkinler Partisi." Ve onların lideri de pekâlâ Baykal olabilir.
Sol eğilimli seçmene gelince... Onlar CHP'yi bırakmadıkları, bu partiyle ilgili umut taşıdıkları sürece, sadece zaman kaybedeceklerdir. Bağımsız sol adayların aldıkları oy yüzdeleri, sol seçmenin de parmakla sayılacak kadar azaldığını göstermektedir.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe