|
 |
|
|
Ada
"Magazincilerin Mekkesi" sayılan Türkbükü'nden ağustos manzaraları
Modern mahrem
Sahilde barlar... Barlarda çardaklar... Çardaklarda tüller ardına "gizlenmiş" yataklar... Bodrum bu sereserpe teşhir çardaklarında mahremiyeti aleniyete dönüştürüyor
Nihayet gördüm "Paparazzilerin Kabesi"ni... Televizyonda izlerken kimilerinin hasetle iç çektiği, kimilerinin nefretle verip veriştirdiği mekanda, Bodrum'un ünlü Türkbükü'nde iki saat geçirdim.
Bir akşam vaktiydi.
Ve cümbüş, kilometrelerce öteden "Ben buradayım" diye çağırıyordu.
Sabah güneşlenme yeri olan iskelelerin üzerine atılmış renkli, kocaman yastıklarda eğlencenin yerini rehavet almaya başlamıştı.
Yine de üç-beş barda hâlâ eller havadaydı.
Oraya doğru seğirtirken yanımızdan yanık tenli, bol dekolteli kızlar, şeffaf pareolar, yüksek topuklu ayakkabılar, cömert makyajlı suratlarla geçti. Yanlarında ya da peşlerinde kirli sakallı, uzun şortlu oğlanlar vardı.
Çoğunluk, fazla giyinmenin yasak olduğu bir kıyafet balosundan gelir gibiydi.
Deniz boştu; daha doğrusu sadece birkaç köpek yüzüyordu.
İskeledekiler, saçımız bozulur endişesiyle denize girmiyordu; kıyıdaki kuaför bolluğu, bu kaygının ispatıydı.
Doğrusu ekrandan bakınca kilometrelerce uzanan bir magazin akvaryumu gibi görünen şeyin üç-beş yüz metrelik bir kıyı şeridine sıkışmış
8-10 gürültülü bardan ibaret olduğunu görmek biraz hayal kırıcıydı ama o barlardaki görüntü
bile bu yerli "Dolce Vita" hakkında fikir vermeye yetiyordu.
Magazin köyü
Bilmeyenler için özetleyelim, bu sahilde 15 yıl önce çay bahçeleri arasında inekler otlarmış. Sanırım ilkin Maça Kızı açılmış. Arkası gelmiş.
Ve Türkbükü, Bodrum eğlence hayatının başşehrine dönüşmüş.
O gün bugündür sadece "Uçan Kuş"a malzeme olmaya çalışan yıldız adaylarının değil, onları şöhret yapma kudretini haiz magazin kameramanlarının da en gözde mekanı Türkbükü...
Özelliği bundan ibaret değil herhalde...
İstanbul hayatını, gündemi, giysisi, içkisi, dedikodusuyla olduğu gibi güney sahiline taşıyan bu "magazin köyü"nün, sadık cemaatinde bir aidiyet hissi yarattığı da kesin...
O cemaat, oralara gidebilen meraklılarla oralara gidemeyen meraklılar adına olayı izleyen magazin muhabirlerince izlendiğini bilerek ve bunun keyfini sürerek, kolonlardan püsküren yasak desibelden pop müzik eşliğinde ve hayli sıkışık nizamda, ellerinde kadehler ve sigaralarla ayakta ritim tutuyorlar.
Teşhir çardakları
Bu tabloda asıl büyüleyici olan aksesuvar, çardaklar..
Sahildeki aleladelik içinde kendi istisnai konumuna dikkat çekmek isteyenler iskele üzerine kondurulan ve özel transparan kabinleri andıran süslü çardaklar altında gruplar halinde uzanarak dinleniyorlar.
Bu çardakların, bir zamanlar oralarda kurulu kamıştan çardaklardan farkı, gizlemekten çok göstermeye mütemayil olması...
Çoğu beyaz ya da pembe tüllerle "örtülmüş" bu yatak odası manzarası, sosyolog Nilüfer Göle'nin bir dönem medeniyet ve örtünme bahsinde ortaya attığı "Modern mahrem" kavramına bambaşka bir açılım getiriyor.
Yatak odası mahremiyetinin, içinde kurulmuş yastıktan tahtlarla teşhir seansı görülmeye değer...
"Gel kız resim çektirelim"
İşin asıl ilginci tülün içindekilerin dışarıyı, dışarıdakilerin ise içeriyi süzme kararlılıkları...
Türkbükü sahili, bir Hollywood dekoruymuş gibi merak ve iştahla geziliyor yerli turistlerce... Çocuğuna "Bak işte televizyonda gördüğün yerler buralar" diye gösterenler, oralarda selülit kaçkını birkaç ünlü görmeyi hayal edenler, ailesini toplayıp "Happy Hour" vakti tantana önünde resim çektirenler, bir karnaval manzarası oluşturuyor.
Bu dekorun içinde gezinen kameraman ve foto muhabirleri ise ortamın hepten sanallaşmasına hizmet ediyor.
Az sonra müzik susuyor; yastıklar toplanıyor.
Eğlence yorgunları akşam yemeği için makyaj tazelemeye çekiliyor.
İskeleye bu kez masalar kuruluyor ve sabah plaj, akşam "beach club" olan mekan, gece restorana dönüşüyor.
Şimdi kısa bir yemek molası verilecek, ardından da asıl şenlik başlayacak.
Ve Türkbükü sabahın ilk ışıklarına kadar sallanacak.
ÖTEKİ BODRUM
Aleminkine hürmetkar, kendininkine muhafazakar...
Şimdi size bambaşka bir Bodrum anlatacağım.
Okuyacaklarınız, gece hayatı nedeniyle adı "Bedroom"a dönmüş kasabanın ününü yerle bir edebilir.
Çünkü o çılgın gecelerin, sınırsız eğlencenin ve alabildiğine hürriyetin başkenti, aslında dapdaracık bir muhafazakarlığın beton sütunları üzerine kurulmuş.
Nereden mi biliyorum?
Baskın Oran hocadan... Daha doğrusu onun Bodrumlu eşi Feyhan'dan...
Feyhan, Bodrum'un eski belediye başkanının kızı...
Baskın Hoca, Bodrumluların
-yeni Meclis direğinden dönen- bilge damadı...
O damat, sonradan, "eş durumundan" tanıdığı Bodrum'u, "Enişte Gözüyle Bodrum" kitabında anlattı (İletişim Yayınları, 2004).
İşte o kitaptan öğreniyoruz ki, yaldızı döküldüğünde Bodrum, tipik bir erkek egemen Anadolu kasabasıymış.
Mesela 30 yaşında dul bir kadın, evdeki 10 yaşındaki oğluna telefon edip "Biraz gecikiyorum" dedi mi, fırça yermiş.
Kadınların kocalarından ayrılması da zaten hiç kabul görmezmiş.
Boşananların ise gidip baba evinde oturmaları adet gereğiymiş.
Elalemin her gece başka biriyle çıktığı ortamda, Bodrumlu bir kızın, mesela Feyhan'ın kızı Neyran'ın erkek arkadaşıyla el ele dolaşması hayal bile edilemezmiş.
"Bu denli Sodom-Gomore türü bir mekanda, kimsenin kimseye ne yaparsa yapsın dönüp bakmadığı Bodrum'da, 1000 kişi içinde yerli yerliyi görüyor ve izliyor. Herkes birbirini kontrol ediyor. Kimin çocuğu kimle konuşmuş, cigara mı içmiş, kızlar bir oğlanla el ele mi dolaşmış; herkes her şeyi biliyor ve birbirine bildiriyor" diye yazıyor Baskın Hoca...
Bir kızı fazla ortalıkta gördüler mi annesine şikayet ederlermiş:
"Halide Hanım, sen bu kızı çok selbes bırakıtdurun; sonra başa çıkametdurcen...."
İşte bu da Bodrum madalyasının parıltısız arka yüzü...
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|