|
 |
|
|
Şarabın doğum günleri
Bağbozumu mevsimi geldi. Ekim ortalarına kadar hasat sürecek. Üreticiler şarapseverlerin bu coşkulu dönemi yakından görebilmeleri için onları bağlara bekliyor
Şu günlerde Tekirdağ'dan Çeşme'ye, Akhisar'dan Ürgüp'e, Elazığ'dan Tokat'a Türkiye'nin dört yanındaki bağ bölgelerimizde tatlı bir telaş var. Traktörlerin bakımları yapılıyor, plastik üzüm kasaları basınçlı sularla yıkanıyor, şaraphanelerdeki demir aksam yağlıboyayla gıcır gıcır boyanıyor, fıçılar, tanklar temizleniyor ve bağcılarla şarapçıların nabızları daha sık atıyor. Çünkü bağbozumu başlıyor.
Dünyanın en doğal içkisi olan şarap, doğrudan üzümün suyu olduğu için ve yapıldığı meyvenin tadını olabildiğince yansıttığından, "hammadde"si en önem taşıyan alkollü içki. Bira, lezzetini büyük ölçüde şerbetçiotuyla aromalandırılmasından alıyor. Viski arpasının tütsülendiği turbadan, rakı anasondan, cin ardıçtan, konyak ise içinde beklediği meşe fıçılardan... Ama şarap üzümü neredeyse birebir yansıtıyor. Mükemmel olgunlaşmış ve tam zamanında kesilerek bekletilmeden işlenmiş üzüm, iyi şarabın "olmazsa olmaz" koşulu. Şarap bağda yapılıyor. Hatta Fransızlar, "Fransa'da üzüm şaraptan yapılmıştır!" diyecek kadar ileri gidiyor.
Şarabın kalitesi için bağbozumu o denli önemli ki, özellikle üzümlerin olgunlaşmalarını tamamladıkları bu günlerde bağcıları heyecandan uyku bile tutmuyor. Mükemmel olgunlaşan bir bağa hasattan birkaç gün önce sıkı bir yağmur yağdı mı, hemen asmalara su yürüyor ve üzümünüz, dolayısıyla şarabınız "sulu" oluyor. Topraktan üzümlere atlayan mantarların nemli ortamda üzümleri çürütecek hastalıklar geliştirmesi de cabası. Ya da tersi oluyor, geçen yıl olduğu gibi ağustosta gelen güçlü bir sıcak hava dalgası, üzümleri aromaları gelişmeden erken olgunlaştırıyor ya da kavurup çatlatıyor. Bu da şarapta düşük kalite demek.
Ama büyük sürprizler olmadan, ağır ağır, kaliteli bir olgunlaşma süreci geçiren üzüm sağlıklı koşullarda hasat edildiğinde, değmeyin keyiflere... O zaman bağcının yüzü gülüyor, şarapçı eline gelen üzümle coşuyor, o yılın şarabı daha iyice oluyor.
Şarabı yerinde tanıyın
Türkiye'de bağbozumu şu günlerde beyaz üzümlerin hasadıyla yeni yeni başladığı için, "2007 rekoltesi iyi olacak" gibi tahminlerde henüz bulunmak güç. Zira en iyi üzümler eylül sonu ve ekim başına kadar olgunlaşmaya devam ediyor. Ama bağbozumunun başlangıcının da sürprizlere açık ayrı bir heyecanı var.
Şarapseverlerin bağbozumu döneminde bağ bölgelerini gezmeleri son 10 yılın işi. 1990'ların ortalarına kadar bağcılığımız ve şarapçılığımız ilkel durumda olduğundan, şaraphanelerimiz halka kapalıydı, bağlarda da "mendil kadar" parsellerden gelişigüzel üzüm toplayan tek tük köylüden başka kimse olmazdı. Şimdilerde ise daha büyük ölçekli, daha özenli dikimli ve bakımlı bağlarımız ve temiz, yüksek teknolojili şarap yapımevlerimiz var. O yüzden pek çok firma, bağbozumunda şarapseverlerin ziyaretine açık, hatta kimileri özel geziler bile düzenliyor.
İlk bağbozumu turlarını düzenleyen Doluca, bu yılki 8'inci bağbozumu turlarını da ince ince planlayarak duyurusunu yaptı. 18 Ağustos'ta başlayarak 9 Eylül'e kadar her hafta sonu düzenlenecek geziler, İstanbul çıkışlı ve Tekirdağ'ın Mürefte ilçesindeki şarap tesisine ve civardaki bağlara yapılacak ziyaretleri içeriyor. 30 kişilik lüks otobüste, günübirlik bir geziyle hem bağlardaki hasadı izleme hem de mahzenlerde şarap tatma ve şarabın üretim serüvenini yerinde görme imkanına kavuşuyorsunuz.
Kavaklıdere turlarının detaylarını bugünlerde açıklayacak, Ankara Akyurt'taki bağların içindeki tesislerinin yanı sıra, Kapadokya ve Manisa'daki yeni şarap yapımevlerine de geziler düzenleyecek.
Ege'nin önde gelen üreticisi Sevilen ise özel turlar düzenlemiyor, şarapseverleri Menderes ilçesindeki İsabey Bağevi'ne bekliyor. Burada da bağbozumunu izlemek ve farklı şarapları tatmak mümkün.
"Şarap adası" Bozcaada'nın silkinen üreticisi Talay ile Avşa'nın köklü üreticisi Bortaçina ve yeni üreticisi Büyülübağ da, şarapseverleri adalarına bekleyenlerden. Öte yandan, deklare etmeseler de diğer ciddi şarap firmaları da bölgelerine gelen şarapseverleri kapıdan çevirmiyor, ilgi gösteriyor, şaraplarını tattırarak küçük tesis turları yaptırıyor.
Yakın zamana kadar şarapçılığımızdan kopuk olan, sadece şarap firmalarına "üzüm satan" bağcılığımız şarapçılığımızla entegre oldukça, şarap üreticilerimiz de kendi bağlarını dikerek paçalarını bağın tozuna, çamuruna buladıkça, bağcılığımız ve şarapçılığımız canlanıyor, özgüveni artıyor, şarabın anavatanı olan bu toprakların bugünkü sakinleri, bu büyük mirasla barışıyor... Şarapseverlere de, şu günlerde bu canlanmanın tadını çıkarmak kalıyor. n
myalcin@turk.net
|
|
|

|