
Melih AŞIK
Açık Pencere
Gül'ün faturası...
Tayyip Erdoğan'ın seçim kampanyası sırasında sözü vardı. Aday isimlerini alıp liderleri ziyaret edecek ve uzlaşma arayacaktı. Bu sözlerini tutmadı. Belki tutamadı. AKP, adayını mutabakatsız saptadı. Abdullah Gül diğer partilere mutabakat aramaya değil, adeta durumu tebliğ etmeye gitti. Meselenin böyle şekillenmesine kuşkusuz İslamcı basın ile onların ulusal basındaki uzantıları sebep oldu.
Cumhurbaşkanlığı, AKP ile asker arasında bilek görüşüne dönüştürüldü. Eğer Gül aday yapılmazsa Erdoğan askere yenilmiş sayılacaktı. Tahrik dozajı yükseltildi. Gül'ün adaylığı askere kafa tutmanın sembolü haline getirildi. Konu Erdoğan'ı da aştı. Gül aday yapıldı...
TBMM Başkanlığı'nda olduğu gibi... Bir başka isim cumhurbaşkanı olabilir, Türkiye rahat ederdi. Ama belli ki bazıları birtakım krizleri de göze alarak askerle hesaplaşmayı ön planda tutuyor... Rövanş seviyor.
Bundan sonra ne olacak?
Türban konusu yeniden alevlenebilir... TSK, yüksek yargı ve üniversiteler ile Çankaya arasında sürtüşme başlayabilir. Bugüne dek Ahmet Necdet Sezer'den dönmüş kimi yasaların yürürlüğe girmesi ülkede gerginliği artırabilir. Hızlanacak kadrolaşmanın toplumda yaratacağı huzursuzluk etkisini her alanda gösterebilir. Gerginlik ekonomiye yansıyabilir...
Bazıları, Gül dayatmasının demokrasinin yolunu açacağını savunuyor. Biz aynı kanıyı paylaşamıyoruz. Gül dayatması tam tersine yeni gerilimlere yol açabilir. İzleyelim, görelim...
Soru: Bazı Türkler Türk ordusuna neden düşman?
Yanıt: Türk düşmanlarıyla dost oldukları için.
Haldun Ertem
Gunlerce temizlenmeyen küçük odalar, güneş altında bekletilmekten küflenmiş yiyecekler, küflenmiş banyo ve tuvaletler vs... Programı Hollanda'da izleyen Uğur Yılmazer daha da ilginç bir sahneyi ekliyor:
"Programın yapımcıları otel müdürüne bu nasıl otel diye sorunca aynen şu yanıtı aldılar:
- Normalde Alman misafirlerimiz diğer blokta kalıyor, bu blokta Rus ve Türkler kalıyor...
İlginç olan... Hayırsever Terörist adlı kitap daha önce Şişli Cumhuriyet Savcılığı tarafından delil olarak kabul edilerek yeni bir El Kadı soruşturmasının başlatılmasını sağlamıştı.
El Kadı ile ilgili mütemmim bilgi için Tuncay Mollaveisoğlu'nun piyasaya yeni çıkan "Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda" adlı kitabına başvurabilirsiniz.
Dünya tersine döndü!
Eskiden panzer kovalar, vatandaş kaçardı.
Şimdi elinde bidonla vatandaş kovalıyor, panzer kaçıyor....
Akif kökçe
Acaba öyle mi? İstanbul Caddebostan'dan yazan Erkan Güvenç diyor ki:
"Biz Caddebostan'da 2 apartmanlı 28 daireli bir siteyiz. Seçim öncesi herkes listeleri takip etti ve isimlerini muhtarlıkta kontrol etti. Ancak seçim günü sandıklara gidildiğinde en az 10 dairenin yanlışları çıktı; kiminin kocası var, karısı yazılmamış, kimisinde ise tersi. Üç daire hiç yazılmamıştı. Seçimden sonra durumu muhtara şikâyet ettik. Muhtar kendisine hiçbir şey sorulmadığını, YSK'nın listeleri kendi başına TC Kimlik numarasına göre düzenlediğini söyledi. YSK'yı telefonla aradık. Kimseye ulaşamadık. Düşünün, İstanbul'un göbeği Caddebostan'da 28 dairede 10 yanlış. Yani 70 kişide 15-20 kişi oy kullanamadı... Acaba diğer sandıklarda durum ne oldu?"
İlginçtir... Bir yandan bu tür şikâyetler alıyoruz. Bir yandan da sandık sonuçlarının açıklanması için YSK'ya çağrılar yapıyoruz. Ama muhalefet partileri bu konularla hiç mi hiç ilgilenmiyor. Acaba neden?
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe