
M. Ali BİRAND
Gül, daha duyarlı bir Cumhurbaşkanı olacaktır
Bir kesimimiz Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına aday olmasını "kötü haber" diye niteliyor.
Türkiye'nin sürekli bir kriz ortamına kayacağına inanılıyor. Daha da önemlisi başta CHP lideri Baykal olmak üzere, ülkenin bir kesim sivil ve asker zinde güçleri, Gül'ün Türkiye'yi bir din devletine dönüştüreceği görüşündeler.
Ben bu görüşleri paylaşmıyorum.
Abdullah Gül'ü dışişleri bakanlığı süresince yakından izledim. Türk ve yabancı ülkelerin diplomatları ve bakanlarıyla konuştum.
Benim tanıdığım Abdullah Gül'ün, iddiaların tam aksine, beklenenin ve tahminlerin ötesinde duyarlı bir Cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum.
Ben de, Hayrünisa hanımın türbansız olmasını tercih ederdim.
Ben de, Türkiye'nin first lady'sinin din konusunda böylesine duyarlı olmaması isterdim.
Ben de, Türkiye'nin dış dünya'ya yansıyacak imajının türbanlı bir eş ile olmamasını daha da memnun olurdum.
Ancak demokrasilerde herkes her istediğini elde edemiyor. Ayrıca AKP'nin Cumhurbaşkanlığına, Türkiye'nin duyarlıklarına ve koşullarına, Abdullah Gül kadar dengeli ve dikkatle yaklaşacak bir başka aday çıkarabileceğine de hiçbir zaman inanmadım.
Ferhat Boratav'ın dediği gibi (www.cnnturk.com/CNNTURKBLOG) Gül'ün yerine eşi türbansız bir başka aday isteyenler, aslında takiyye peşinde koşuyorlardı. "Türbansız olsun da, ne olursa olsun" anlayışı, Çankaya'ya bir emir eri çıkarılmasıyla sonuçlanacaktı. Erdoğan ne derse onu yapacak ve AKP'nin sesi olan bir kişi köşk'e yerleşecekti.
Acaba, bizim gözümüze iyi gelecek, ancak iç dünyası çok farklı bir AKP'li Cumhurbaşkanı mı, yoksa Türkiye'yi ve Dünya'yı tanıyan, dengeleri çok iyi bilen, gerektiğinde Tayyip Erdoğan'a dahi HAYIR diyebilecek olan, tüm politikalarında uzlaşı arayan, hoşgörü ile yaklaşan Abdullah Gül'ü mü tercih edersiniz?
Ben Abdullah Gül'ü tercih ediyorum.
Muhalefet tepki gösterecek, Gül'ü köşk'te rahat bırakmayacak. Ancak yapılacak en haksız suçlama, Abdullah-Hayrünisa Gül çiftinin, Türkiye'yi din devletine dönüştürmek için büyük bir kampanya sürdürecekleridir.
Gül ailesinin iç dünyaları kendilerine aittir. Artık Türkiye'nin en üst makamına oturacaklar. İnançlarını bu topluma zorla kabul ettirebilmeleri düşünülemez dahi.
Bütün tahminlerimiz yanlış çıkarsa ne yapabiliriz?
Rejimimize sahip çıkarız.
"Hayır" deriz.
Bugün gelinen bu noktada ise, yapılacak tek şey, suni kriz çıkartmak veya tahrik etmek yerine, Gül'ün iyi bir Cumhurbaşkanlığı yapmasına yardımcı olmaktır.
Unutmayalım ki, Gül'ün Cumhurbaşkanlığı demokrasinin kurallarına uygun gerçekleşmektedir ve Gül'ün Cumhurbaşkanlığını denetlemek de bizim elimizdedir.
Siyaset çok garip bir dünyadır.
Siz ne derseniz deyin, ne kadar haklı olursanız olun, hiç önemli değil.
Önemli olan, sizin kamuoyuna kendinizi nasıl yansıttığınızdır. Başka bir deyişle, kamuoyu sizi nasıl algılıyorsa, yaptıklarınızı nasıl görüyorsa, gerçek odur.
İşte bu açıdan bakınca, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek güç durumda.
Köşe yazarları istedikleri gibi yorum yapabilirler. Kimi Melih Gökçek'i alkışlar, kimi eleştirebilir. Kamuoyu ise, kararını yaşadıklarına göre verir.
Ankara'lılar, su sıkıntısı konusunda faturayı Melih Gökçek'e kesti.
Belediye Başkanı sorumluluğu istediği kadar Devlet Su İşlerine çıkartsın. Muslukların kuruması, halk için yeterli.
Gökçek, yıllardır, becerikli, herkesle başa çıkan, sert eleştirilere aynı sertlikte yanıt veren, gerektiğinde kavga dahi etmekten çekinmeyen bir Başkan imajı çizmişti.
Susuzluk olayı, karizmasını çizdi. Ortaya çıkıp "Ben hatalıyım. Bu konuya daha fazla ağırlık vermeli ve Ankara'yı bekleyen tehlikeyi hafifletecek önlemler almalıydım" dese, çok daha sempati toplardı.
Aksini yaptı ve eski, alışılmış taktikleriyle eleştirilere sert tepki verdi.
Bundan dolayı da kaybetti. Şimdiye kadarki başarılı işler dahi unutuluverdi.
Uzun vadeli önlemleri varsa, bunu bizlerle paylaşmalı. Yoksa, daha çok kaybedecek.
Her ne kadar bazı yazarlarımız, toplumun bir bölümünü küçümseyerek "bidon kafalı" olarak niteliyorlarsa dahi halk Melih Gökçek'in bu hatasını unutmaz. Belediye seçimlerinde cezalandırmasını da gayet iyi bilir.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

Cafe