
Taha AKYOL
Objektif
Kenar'dan Merkez'e Gül...
HAYRÜNNİSA Hanım başını örtüyor, Türk devletinin aleyhine AİHM'de dava da açmıştı; Abdullah Gül cumhurbaşkanı olamaz!
Peki, başka?
Gül, on sene, on beş sene önce demiş ki...
Peki, başka?
Başka yok!
Tony Blair'in eşi Cherie Blair, İngiliz devletinin aleyhine dava açan türbanlı kızların avukatlığını yapmış, hiç kimse de yadırgamamıştı.
"Hak arama" bir insan hakkıdır. Türkiye devleti de AİHM'yi meşru merci olarak kabul etmiştir! Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, AİHM'nin kararlarına atıfta bulunuyor!
Çağımızın üst değerlerden biri "bireyin önceliği"dir. Elbette AİHM kararları eleştirilebilir ama kişinin hak arama için AİHM'ye başvurmasını "devlet düşmanlığı" gibi görmek, çağdışı totaliter bir zihniyettir!
Kaldı ki, Bayan Gül, eşinin Dışişleri Bakanı olması üzerine, davacı-davalı çakışmasına meydan vermemek için, davasını geri çekmiş, doğrusunu yapmıştır.
Kamusal alan?
Başörtüsünü yasaklayan yargı kararları öğrenciler ve memurlar hakkındadır. Üniversitedeki yasak yanlış ve ideolojiktir, ama değişene kadar hukuken bağlayıcıdır elbette.
Çankaya için hiçbir hukuki yasak yoktur; Sayın Sezer'in kişisel tercihi, "hukuk" değildir.
"Kamusal alan"da başörtüsünün yasak olduğunu belirten hiçbir kanun yoktur! Zaten "kamusal alan" hukuki değil, siyaset bilimiyle ilgili, muğlak bir terimdir! Çarşı pazar da, mahkeme salonu da kamusal alandır!
Hayrünnisa Hanım bazı dış gezilerde eşine refakat etti. Batı'da bir tek ciddi devlet adamı bunu yadırgamadı. Aksine, Gül'ün adaylığı Türkiye'nin 'Avrupalılaşmasına' katkı olarak karşılandı!
Başörtüleri yüzünden kadınların bir bölümüne "Haso'lar, Memo'lar" diye bakmak, onlara ırkçı rejimlerdeki "zenci"ler gibi davranmak bizdeki elitist bağnazlığının bir fotoğrafıdır ve bu eski fotoğraf, gelişen, bireyleşen Türkiye'ye uymuyor.
Ama türbanı irtica zanneden, kaygı duyan vatandaşlarımız da az değildir. Çankaya'ya çıkacak Gül'ler bu duyarlığı da gözetmelidirler. Başörtüsünü çıkarması beklenemez; yapmaları gereken, provokatif davranışlardan sakınmaktır.
Zaten bugüne kadarki devlet görevlerinde Erdoğan ve Gül ile ikisinin de eşleri provokatif davranışlardan sakındılar.
Toplumsal dinamizm
Peki, Gül'ün eski sözleri?.. İyi ama o sözlere karşı çıkarak Erbakan'a karşı bu hareketi başlatmadılar mıydı?
Türkiye'de 'seküler' hayat tarzının toplumda en hızlı bu iktidar döneminde yayıldığı bir gerçektir. Dünkü yazısında Sayın Türker Alkan, AKP iktidarında başını örten kadınların oranında nispi azalma olduğuna dikkat çekiyordu! Öyle, çünkü AKP döneminde hızlanan şehirleşme, eğitim, piyasa ekonomisi, dışa açılma gibi sosyolojik dinamikler "kenar"daki milyonları "merkez"e getiriyor; kadında da bireyleşme ve istediği gibi giyinme iradesini güçlendiriyor.
CHP "yukarıdan aşağıya" modernleşmenin partisiydi; tıpkı DP gibi AKP de "kenardan merkeze" modernleşmenin partisidir: Türkiye elli sene önceki yerinde olsaydı Gül de babasının çırağı olacak kalacaktı.
Gül, "kenardan merkeze" modernleşen toplumun taşıdığı bir isim olarak şimdi Çankaya'ya çıkıyor. Onun için hem halk adamı, hem reformisttir.
Açık fikirli, reformist bir cumhurbaşkanı olacaktır.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe