Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ağustos 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Küresel köyde telaş

Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular

Finansal piyasalar böyledir işte. Bir bakarsınız likidite bolluğu herkesi şaşırtır, her yerden para fışkırıyordur sanki. Bir bakarsınız ortalık karışır, nakit sıkışıklığı yaşanmaya başlar. Hava dönüverir. Kötü haberleri göz ardı edenler bu sefer iyi haberleri umursamaz olur. ''Ben demiştim ama'' diyenlerin sayısı artar birdenbdire. Bazıları ''yaşasın kriz geldi'' noktasına kadar vardırır işi.
* * *
Trendler oluşmaya görsün. Piyasalar hiç düşmeyecekmiş gibi yükselir, bir daha yükselmeyecekmiş gibi düşer. Oyuncular kötümserliği de iyimserliği de abartır. Piyasanın ruhu budur belki. Kaybetme korkusuyla kazanma hırsının amansız mücadelesi böyle seyreder.
Hele bir de ''küresel köy'' kendi ''küresel piyasası''nı yaratmış, oyun alanı iyice genişlemiş, oyuncu sayısı artmışsa, özellikle ‘köyün ağaları’ AB ve ABD’yi iyi izlemek gerekir. Onlar iyiyse herkes iyidir. Onların keyfi kaçarsa hava her yerde bozar. Bir bakarsınız ABD’nin Oregon eyaletinde satılmayan konutlar gelir, İzmir çukurunda sizin başınıza bela olur.
Ya da haritada Türkiye’nin yerini bile bilmeyen bir yeni yetme, gider, Japon Yeni borçlanır ve bizim Merkez Bankası’nın yüksek faiz kuyruğuna girer. YTL değer kazanır, adam fahiş faiz alır. Sonra rüzgarlar değişir, işler sarpa sarar, arkadaş arkasına bakmadan kaçmaya çalışır. YTL aniden düşer bu sefer.
Küresel köyde fırsatlar ve tehditler her an her yerde. Karmaşık, çok boyutlu. Ülke olarak bu küresel dinamiği yönetme biçimimiz finansal kaderimiz oluyor bir yerde. Fırsatlardan ne kadar yararlanıp, tehditlerden ne kadar darbe göreceğimiz bu yönetme biçimine bağlı. Köyün ağası olmasanız bile, enayisi olmamak gerek en azından!
* * *
Geçen iki hafta dünya piyasalarında yaşanan sarsıntı hemen ve kolay atlatılacağa benzemiyor. Nakit sıkışıklığının bir borç krizine, bir güven bunalımına dönüşme ihtimali var. Esas endişe verici olansa olayın büyüklüğü konusundaki belirsizlik. Küreselleşmiş piyasaların yüksek oranda borçlu oyuncularından şu anda hangileri batık, kimse bilemiyor. Hasar bir anlamda zamanla görülecek.
Bu dalgalanma ABD, AB, Japonya ve Çin ekonomilerini ne kadar yavaşlatacak göreceğiz. Tüm dünyanın yakaladığı yüzde 5 civarındaki ekonomik büyüme bu sarsıntının nispeten hafif atlatılması için en büyük dayanak. Zaten piyasalar bu büyümenin sırtında son beş yıldır yükseliyordu. Geçtiğimiz hafta yaşanan gerilemeler bu uzun soluklu yükselişin düzeltmesi boyutunda. Ama düzeltme biraz daha devam edecek gibi duruyor.
* * *
Böyle bir ortamda YTL’nin anormal değerlenmenin bir kısmını geri vermesi dengelerin yerine oturması için iyi bile olabilir. Son iki yıldır yaşanan yabancı girişinin iç piyasaya verdiği gereğinden fazla olumlu sinyal de biraz hafifleyip ayakların yere basmasını sağlayabilir. Faiz tarafında beklenen indirimse, ancak FED ve ECB faiz indirme silahını çekerlerse gündeme gelebilir gibi görünüyor.
Tabii bütün bunlar bu sarsıntının krize dönüşmemesi durumunda geçerli.
Krizler kendiliğinden oluşmuyor, kötü yönetim sonucu ortaya çıkıyor. İleride ekonomi kitaplarına geçecek, uzun uzun analiz edilecek nitelikte bir dalgalanmanın içindeyiz. Onun için fazla ahkam kesmeden izlemek gerekiyor. Hafife alınacak bir şey yok, ''gördünüz mü kriz geldi'' fırsatçılığının da kimseye bir faydası yok.


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Altı ayda ikinci kez kazmaya başladılar
Küresel köyde telaş
Taraftarlık bu mu...
Futbolda yaralanmalar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

   
© 2006 Milliyet