Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ağustos 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MÜZİK
Barış için savaşanların hikayesi

24, 25 ve 26 Ağustos'ta Sarıyer'de yapılacak olan Barışarock festivali bu yıl müzikal yelpazesini biraz daha genişletiyor. Festivalde 100'e yakın ismin yanında yurtdışından katılan üç marjinal topluluk var

MURAT BEŞER

Önce Rock'n Coke vardı. Bir adım öncesine gittiğimizde, yani 1990'lı yılların ortasına baktığımızda da müzik festivalleri için sponsorluk arayışlarının odağında Coca-Cola.
Dünyanın en namlı gazlı içecek markası, en son Brezilya'da Rock in Rio festivaline sponsor olmuş; o tarihten bu yana, peşinde dolanan organizatörlerden büyük işler konusunda köşe bucak kaçmıştı. ABD'nin Irak'ı işgali büyük Amerikan şirketleri, dolayısıyla Coca-Cola açısından ciddi bir imaj sorunu yarattı. Irak'a yapılan müdahale dünyanın dört bir yanında tepkiler toplayıp özellikle gençler tarafından protesto edilince firma pek çok ülkede gençliğe sempatik görünmek adına yeni bir tanıtım atağına girişti.
2003 Eylül'ünde ilki gerçekleştirilen festivalin başladığı sıralarda Hezarfen Havaalanı'nın B Kapısı önündeki cılız sesler dikkat çekti. Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu ile TAYAD'a üye bir grup, festivali protesto gösterisi düzenlemiş, iki otobüsle gelen göstericiler çeşitli sloganlar atarak pankart açarak açıklama yapmışlardı.
Öte yandan Rock'n Coke festivaline alternatif daha güçlü bir başka ses daha yükseliyordu. Aynı tarihte İstanbul Sarıyer Baharsuyu Piknik Alanı'nda düzenlenen, Moğollar ve Bulutsuzluk Özlemi gibi isimlerin önayak olduğu Barışarock Festivali.

Yeni bir Woodstock ruhu mu?
Ragıp İncesağır adlı romantik solcu bir grafikerden çıkmıştı bu karşı duruşun ismi. Önceleri muhalefet yapraklarının pek kıpırdamadığı mevsimde umutsuz bir girişim gibi görünüyordu ama kısa sürede umuda yelken açtı; coşku ve dayanışma rüzgarıyla. İlk planda Rock'n Coke'a endeksli, apar topar gelişmiş dar bir refleks hareketi olarak görünse de, altında kendisine teğet geçen alanlardan damıtılmış yılların deneyimleri yatıyordu.
Festivalin sembol figürlerinden Moğollar topluluğunun basçısı Taner Öngür, 1980 ile 1991 yılları arasında yaşadığı Almanya'da, bir dönem sağda solda çaldığı üç müzisyen arkadaşıyla birlikte
10 katlı bir işgal evinde bulunmuştu. Burada sayısız sosyal aktiviteye katılmış, Daniel Cohn Bendit ile tanışmış ve onun düzenlediği "Multi-kulturelle Affair" adlı etkinlik için aynı adlı bestelerini seslendirerek yer almışlardı.
Türkiye'ye döndükten iki yıl sonra yeniden bir araya gelen Moğollar, toplumsal etkinliklerin göbeğinde bulunmaya hazırdı. Katıldığı ilk Mimarlar Odası toplantısında Taner, ayağa fırlamış, barışçıl bir müzik festivalinin sözünü verirken bulmuştu kendini.
Müteakip günlerde Zugaşi Berepe, Zen, Kramp dahil 28 topluluğun katılımıyla Türkçe Rock Atom Santraline Karşı, biri İstanbul, dördü Ankara olmak üzere beş gün boyunca gerçekleştirildi. Şaşırtıcı ama gerçek; bu etkinliğin geliri birkaç gün önce Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda sanatçının menajeri Gamze Platin'in ön ayak oluşuyla gerçekleştirilen bir Tarkan konserinden elde edilmişti.
Giderek ciddi bir deneyim birikiyordu. Dayanışma ruhu yüksekti. Hatta bir ara yeni Woodstock ruhunun canlandığını düşündükleri bile olmuştu.
Bu gelenek uzun uykusundan yedi yıl sonra kalkıyor; 2000 yılında Türk Rock, Folk ve Alternatif Müzik Sanatçıları, Nükleer Santrale ve Global Mafyaya Karşı adıyla canlanıyordu. Esenyurt Rıfat Ilgaz sahnesinde gerçekleşen beş günlük etkinlik, kendinden 15 gün sonraki Harbiye Açıkhava konserinin zeminini oluşturuyordu. Buradan elde edilen gelirle protesto eylemi için topluca Akkuyu'ya gidiliyor, ancak aynı gün Başbakan Ecevit nükleer santralin ihalesinin iptalini açıklıyordu.
Tüm bu olup bitenler, çok uzun bir sürece yayılmış olsa da, Barışarock'ın altyapısını hazırlıyordu. İsim babası Ragıp, Sarıyer'de oturduğu yere yakın bir alan bulmuştu. İlk Barışarock büyük bir borcu arkasında bırakarak tamamlandı. Sonraki yıl Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı'na geçildi. Böylece esas mekan bulundu.

Boyutlu ve bağımsız muhalefet
İlk iki yılın verdiği görüntü içinde, Rock'n Coke tepkiselliği başta organize edenler olmak üzere tüm gönül veren toplumsal kesimleri rahatsız ediyordu.
Rock'n Coke vesilesi, aslında toplumsal bir muhalefet gereksinimine denk geliyordu. Kâr amaçlı olmamanın verdiği özgürleşme ruhu içinde bunun, çok daha fazla sözü olan bağımsız bir duruşa evrilmesi gerekiyordu.
Boyutlu bir muhalefet söz konusuydu şimdi. Öncelikle Barışarock'ın Rock'n Coke ile aynı tarihte yapılıyor olmasının hatası gideriliyordu.
Bir başka yanlış anlamalara sebebiyet verecek konu ise sol hareketlerin sahiplenme ve manipülasyon eğilimiydi. Özellikle solun arkaik yöntemlerinden muaf kalabilmek önemli bir kazanç olacaktı. Solun güler yüzlü olma zaruriyeti, yeni bir çağda hangi renklere sahip olması gerektiği konusunda da değerli fikirler veriyordu. Bu süreçten solun bazı kesimlerinin düşünsel açıdan kazançlı çıktığını söylemek mümkündü.
Solun da ihtiyaçlarına uygun bir platform olarak Barışarock; savaş yanlısı, milliyetçi, cinsiyetçi karakter taşıyan tüm oluşumları dışarıda bırakarak yol alıyordu artık.
Barışarock'ın içinden geçirdiği tüm soru ve yanıtlar, sınıflara dayalı eşitsiz bir topluma aitti. Talepleri bazen romantik, bazen hayalci görünse de, hepimizin ihtiyacı vardı bu düşüncelere; dünyamız için çok geç olmadan.

Müzikal yelpaze genişliyor

Programı oluşturmaktan mesul ilgililer sürekli demo topluyor, vakit yaklaştıkça ellerine ulaşan kayıtları dinliyordu. Söylenmesi gerekenlere yakın olanlar her ne kadar öncelikli olsa da, tercihte son sözü söyleyecek olan ölçütler bununla sınırlı değildi.
Toplumsal olana ilişkin ve insanın içine yönelik satırların değeri kendinden menkul ölçülüyor. Müzikalite her zaman geçer akçe. Beklentilerini öne çıkarmayan sıcak topluluklar, işi stratejiye döken kariyer hedefli soğuk topluluklara göre biraz daha avantajlıydı bu topraklarda.
24, 25 ve 26 Ağustos'ta Mehmet Akif Ersoy alanında yapılacak olan "karşı festival", bu yıl müzikal yelpazesini biraz daha genişletiyor. Adlarını Fender gitarının ses tonlarına verilen adlardan alan 7 bin kişilik "Mavi Duman" ve 40 bin kişilik "Kadife Çekiç" sahnelerinin yanı sıra bir de DJ sahnesi olacak. Hiç durmayan bir parti olarak planlanan sahnede yerli ve yabancı DJ'ler festivale özel setlerini çalacaklar.
Resim, graffiti, şarap yapımı, origami, ritim atölyesi, fotoğraf çadırı, flora, fauna turu, kısa film ve belgeseller gibi sayısız alan çalışması bir yana, festivalde 100'e yakın ismin yanında üç marjinal topluluk var yurtdışından katılan; İrlanda'dan God is an Astronaut, Almanya'dan East 2 West ve İspanya'nın Bask bölgesinden Boikot.

Toplumsal kardeşliğin en güzel fotoğrafları

Giderek büyüyen, ancak maalesef bu büyümenin yarısının kontrol edilemediği bir girişim Barışarock. Profesyonellerce değil, gönüllülerce yapılıyor olmasının verdiği güzellikler ve sıkıntıların iç içe geçtiği bir yumak.
36 ayrı şehirde kendiliğinden Barışarock inisiyatifleri kurulmuş durumda. Bu kalabalık insan toplulukları kendi içlerinde organize olarak, yerel ayaklardan destek alarak toplanıyor ve her yıl festivale geliyor.
Uzak bir şehirden gönüllü olarak çalışmaya gelen türbanlı bir genç bayan, festivalin kapıları açıldığı zaman elinden tuttuğu oğluyla birlikte konsere gelen bir polis, yanındaki gençlerle birlikte masum sloganlar atan sakallı amca; bir müzik festivalinde toplumsal kardeşliğimiz adına görebileceğimiz en umut verici fotoğraflar.
Bu tablo belki de Barışarock'ın geleceğiyle ilgili fikirleri şekillendiren en önemli faktör olacak.
Barışarock yakın gelecekte misyonunu tamamlayıp, içinden çıkan kollara ayrılarak yaşamını başka bir biçimde sürdürebilir mi? Uzak bir olasılık değil bu.


PAZAR
"Kızım Oğlak burcu olmasın diye dua ettim!"
"Nurgül'ü sarışın, Cem Özer'i genç sanıyordum"
"Kavga" İstanbul Park'ta sürecek
Uzayda hafta sonu 4 milyon dolar
"Bir Eskimo getirin, onu bile oynatırım"
10 yıl sonra kaza günü
Barış için savaşanların hikayesi
Fes ve Fas (2)
Otelde İtalyan günleri sürüyor
Sofralarınıza ve sağlığınıza renk katan tatlar…
Önce İstanbul'u gez
Liseler yarışıyor
Satürn Başak'ta burçlara neler getirecek?
Fatih'te dört müthiş lezzet
Osmanlı padişahı (2)
Tatilde kilo almamanın yolları
Tesettür sahnede bale yapıyor
Gözleri bağlı olarak araç sürmek yasakmış!
Yeni üzümler yeni lezzetler





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet