
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Kıssadan hisse...
KURAKLIK, susuzluk o hale geldi ki, Müslümanı, Hıristiyanı, Yahudisi, putperesti "yağmur duası"na çıkıp Allah'a yalvarmaktan başka çareleri kalmadı.
Yıllar önce de böyle olmuş. Kuraklık o hale gelmiş ki, kasabanın ileri gelenleri, nefesi kuvvetli, namı büyük bir hocayı getirmiş. Sabah namazı kılındıktan sonra alayıvala ile bir tepeye çıkılmış, duaya başlamışlar.
* * *
NEYSE, dua bitmiş; geri dönüş başlamış...
Dedik ya hocanın namı büyük, dönüş yolu da kısa değil, lakin yağmurun damlası yok, gökyüzü pırıl pırıl...
Münafıklar başlamışlar homurdanmaya:
"Bu hocada iş yok!"
"Herhalde iyi okumadı!"
"Karşı köyde biri okumuş, bir saat sonra sel basmış!"
* * *
ÖNDE yürüyen hoca, duyunca dönmüş:
"Size yağmur yağmaz!"
"Niye?"
"Sizin kalbiniz bozuk!"
"O ne demek?"
Hoca, cüppesine şöyle bir sarılmış:
"Eğer yağmur yağacağına inansaydınız, yanınıza şemsiye alırdınız! Bir ben aldım, o da yetmedi!"
Kıssadan hisse...
Her şeyin başı iman derler, yalan mı?
İmanınız sağlam değilse, istediğiniz kadar nefesi derin hoca bulup arkasına takılın!
* * *
ARTİN, kiliseye gitmiş; papazı bulmuş:
"Ben günah çıkaracağım!"
"Söyle bakalım günahlarını!"
Adam sıralamış, papaz efendi yarıda kesmiş:
"Evladım, senin günahın sevabına denk geliyor; yediğin de yanına kâr kalıyor!"
Kıssadan hisse...
Ava giden avlanır diye bir deyim vardır, bilir misiniz?
* * *
TEMEL sızlanıp duruyormuş:
"Uy uşaklar ben iyi değilum."
"İyisin iyisin, sen eski topraksın!"
"Ula torunum, bana bir hal oluyor!"
"Olmaz olmaz, sen eski topraksın."
"Etmeyin eylemeyin, bana bir hal oluyor!"
"Sana öyle geliyor!"
Derken Temel Dede ölmüş, vasiyeti gereğince mezar taşına yazmışlar:
"Hastayım, hastayım dedim inanmadınız, şimdi n'oldi?
Kıssadan hisse...
Kabahat inandıramayanda mı, yoksa inanmayanlarda mı?
* * *
EŞEKLERDE de bir bayram:
"Çok şükür öldü!"
Kimmiş ölen?
Semercibaşı!
Zavallı eşekler bu semerciden çok çekmişler, hepsinin sırtı da yara olmuş; herif doğru dürüst semer yapamıyormuş...
Bütün eşekler bayram ederken en yaşlı eşek kara kara düşünmeye başlamış. Sıpalar merak etmiş:
"Ah benim aptal sıpalarım, ölen semercinin ilk yaptığı semerler hep sırtımızı delik deşik yara etti. İşi öğreninceye kadar çok çektik. Tam öğrendi, ömrü vefa etmedi...
Şimdi acemi semerci gelecek, kim bilir usta oluncaya kadar neler çekeceksiniz?"
Kıssadan hisse...
Her yenilikçi, işi öğreninceye kadar ananızı ağlatır, görürsünüz!
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe