Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yine yeni yeniden kısırdöngü

Görüş / Engin Önen

İzmir İl Başkanlığı’na Kemal Karataş atanınca, CHP’de bu konuda neredeyse yazılı olmayan kanunlar düzeyinde kuralların olduğunu fark ettim. İl başkanlığının son dört dönemini hatırlayanlar da bunu hemen fark edebilirler.
Altı yıl kadar önce il başkanı, şimdi milletvekili olan Selçuk Ayhan’dı. Ayhan, Baykal’ın geriye dönüş kongresinde, Atlan Öymen’in yanında yer alınca, il başkanlığından al aşağı edilmişti. Peki Ayhan’dan boşalan il başkanlığına kim getirildi? Kemal Karataş.
Karataş, ''Ben Baykal’ın adayıyım.'' diye il kongresine katıldı. Ayhan muhalif adaydı. Delege diğer Baykalcı aday Alaattin Yüksel’i seçti. Karataş, üçüncü olmuştu.
Bir süre sonra, Yüksel, Baykal’dan uzaklaştı. Hatta Zülfü Livaneli’nin genel başkan adaylığı için çalışınca, Ayhan’ın başına gelen, ondan esirgenmedi. Görevden alındı. İl başkanlığına kim atandı? Ekrem Bulgun.
* * *
Bu defa da il kongresinde Karataş’ın başına gelen, Bulgun’un başına geldi. ''Baykal’ın adayı benim'' diye kongreye girdi. Ve kaybetti. Artık muhalifler yoktu. Ama delegasyon, Baykal’ın işaret ettiği adayı değil, artık muhalif olmaktan vazgeçen Ayhan’ı seçti.
Şimdi, Selçuk Ayhan milletvekili olunca, tekrar il başkanlığı sorunu gündeme geldi. Aslında tüzük gereği, il yönetiminden Zikri Dursun, il başkanlığını vekaleten yürütüyordu. Ama genel başkan, yine, yeni(!) bir il başkanı atadı. Kemal Karataş.
* * *
Şema, özetle böyle. İl başkanlığı elden gidenlerin parti içi muhalif olmaları veya muhalefet hareketleriyle mesaileri gibi detaylar da var. Ama şimdilik bunu bir tarafa bırakıp, bu tablodaki tekrar eden bazı kurallara göz atalım.
Genel başkana demokratik bir şekilde de olsa, destek olmayanın koltuğu gidiyor. Bu kural, diğer partilerde de var.
Ama, bu süreçte ilginç olan, görevden alınan il başkanı yerine, il yönetiminden değil, dışarıdan atama yapılması. Aklıma, genel başkanın ''yönetimler o kadar kötü ki, atayacak adam bulamıyoruz'' şeklinde düşündüğü geliveriyor.
* * *
Dikkat çekici diğer bir kural, genel başkanın atadığı isimlerin 1980 öncesinden politikacılar olması.
Ve bununla bağlantılı son bir kural daha: Genel başkanın atadığını, il kongresinde delegasyon deviriyor. Bu defa belki böyle olmaz ama; Karataş, göreve gelir gelmez, belediye başkanlarına, ''Örgütün emrinde olacaksınız, kendi adınızı değil, partinin adını öne çıkaracaksınız'' şeklinde talimatlar verince, insanın aklına ister istemez yukarıdaki bunlar geliyor.
* * *
1980 öncesinden gelen bir politikacı olarak Karataş, bunları düşünemez mi? Belediye başkanlarının örgütün, örgütlerin emrinde olmadığını, çoğunlukla, örgütün ve delegasyonun belediye başkanlarının etkisi altında olduğunu benden daha iyi bilir. Ama kim bilir, belki o da, geçen kongrede, Baykal’ın işaret ettiği Bulgun yerine Ayhan’ı destekleyenlerin başına gelenlere güveniyordur.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Hatay’ın simge binası yıkılmaya yüz tuttu
Yine yeni yeniden kısırdöngü
Bu tartışmalara artık son vermeli





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet