|
 |
|
|
Yeni üzümler yeni lezzetler
Carmenere, Malbec, Pinotage... Bunlar, yeni tanıdığımız şaraplık üzümler. Kiminin şarabı Şili'den, kimininki Güney Afrika'dan ithal ediliyor ve epeydir Cabernet ile Chardonnay arasına sıkışan şarap dünyamıza yeni bir renk getiriyorlar
myalcin@turk.net
Bundan birkaç yıl önceydi. Tekirdağ taraflarına bağ diken bir yatırımcıyla konuşuyorduk. "Neler diktiniz?" diye sordum. Cevabı, "Cabernet Sauvignon, Merlot, Chardonnay, Sauvignon Blanc" oldu. "Niye bunları tercih ettiniz? Bağınızdaki iklim ve toprak analizleri, en iyi olabilecek üzümlerin bunlar olduğunu mu gösteriyordu?" diye sormaya devam ettim. "Yooo" dedi. "En iyi şarap üzümleri bunlar diye bunları diktim. Bunların şarapları iyi satıyor, ben de yatırımımı bir an önce amorti etmeyi istiyorum. Bu üzümlerin şaraplarını herkes biliyor, o yüzden rahat satılıyor... Hem dünyanın en iyi şaraplık üzümleri de bunlar değil mi?"
Şaraba bu denli yüzeysel yaklaşan, üzümün uygun teruarda, yani ideal toprak ve iklim kombinasyonunu bulduğunda kendini gösterebileceğini, her teruarın farklı üzüme ihtiyaç duyduğunu bilmeyen bu bağcımızdan bir daha ses seda çıkmadı, şarabını da ortalarda göremedim... Ama belli ki, acar yatırımcımız market raflarında en pahalı şarabın Sarafin'ler olduğunu görmüş, onların üzümlerini bir yere not etmiş ve sonra da bağına diktirmişti. Bu dört üzümün şarabın kralları olduğunu sanıyordu.
Zamanla, şarap dünyasının bu üzümlerden ibaret olmadığını öğrendik. Birkaç yıl önce Şiraz'ı keşfettik ve bu sayede kimimiz Cabernet'cilikten Şiraz'cılığa geçti. Pinot Noir'ı ise "başrolünde oynadığı" "Sideways" filmi sayesinde öğrendik, ortalarda bir yerli örneği olmadığı, Burgonya'dan getirilen ithallerinin de şişelerinde üzümünün ismi yazmadığı için pek fark edemedik, "arada kaynadı". Tıpkı, İspanya'dan gelen Rioja şaraplarının Tempranillo'yu temsil ettiklerini pek fark edemediğimiz ve bu yükselen üzüme ilgi göstermediğimiz gibi... Bir gün Sarafin bağlarında Pinot Noir ve Tempranillo dikilir ve şarapların etiketlerine bu isimler yazılırsa, herhalde onları da keşfedeceğiz!
Şarap piyasamız bu birkaç çeşit uluslararası üzüm etrafında dönerken, son günlerde birkaç yeni üzümle daha tanıştık. Bunlar Şili'nin Carmenere'i, Arjantin'in Malbec'i ve Güney Afrika'nın Pinotage'ı...
"Egzotik" kırmızılar
Yeni ithal edilenlerden Carmenere ve Malbec, aslında Bordo kökenli üzümler. 19'uncu yüzyılın sonlarında Avrupa bağlarını kasıp kavuran asma biti (filoksera) salgınından önce, bu iki üzüm de Bordo'da hayli yaygınmış. Salgından sonra bağlar sökülüp yeniden dikilirken, yerlerini Cabernet ve Merlot'ya terk etmişler ve bağları azalmış. Buna karşılık, Carmenere Şili'de, Malbec de komşusu Arjantin'de kendilerine yeni birer vatan bulmuş ve çok güzel sonuçlar vermiş.
Bugün Bordo'da kupajlara zaman zaman yüzde 3-5 gibi oranlarda giren Carmenere, Şili'de yüzde 100 oranında şaraba işlenerek çok zarif ve meyvemsi tatlı örneklere imza atıyor. Malbec yine Bordo'da harmanlara "baharat kabilinden" yüzde 2-3 oranında katılıyor, tek başına şarabının yapıldığı Bordo'nun güneyindeki Cahors bölgesinde ise "Cahors'un siyah şarabı" denilen, mürekkep siyahlığında ve çok zor içimli bir şaraba hayat veriyor. Zira bir tanen bombası, bizim Boğazkere'mizden bile buruk. Bu yüzden yeni vatanı Arjantin'de tamamen şarabının yapıldığı gibi, Merlot ile de harmanlandığı oluyor.
Pinotage da tamamen Güney Afrika'ya özgü bir "melez" üzüm. Yine Fransız kökenli Pinot Noir ile Cinsault üzümlerinin 1920'lerde bu ülkede melezlenmesinin ürünü. Pinot Noir gibi zarif, Cinsault gibi baharlı. Ve Güney Afrika teruarında nefis bir lezzet yaratıyor. Mürdüm eriği çağrışımlı zarif meyvemsi tadların ardından, topraksı ve karabibersi çeşniler hissediliyor.
Baharat ve tanen seven Türk damak tadına uygun olan bu şarapların en mülayimi Carmenere, tek başına en dengelisi Pinotage, en serti de Malbec... Ancak üç üzümün de ortak bir özellikleri var, "egzotik" diyebileceğimiz ilginç lezzetleri olan kırmızılara imza atıyorlar.
Yeni ithal edilen Carmenere'ler, Şili'nin en ünlü üreticisi Concha y Toro'nun Sunrise ve Frontera serilerinden. Pinotage'da Footprint hafif içimli bir örnek. Hill&Dale ve Stellenzicht markaları altındaki Pinotage'lar, daha klas, zarif ve kişilikli şaraplar. Malbec'te ise bu üzümün Arjantin'de yapılan şarabı Trivento fena değil ama Şili'den gelen Montes son derece dengeli, tanenlerinin ateşi söndürülmüş ve sivrilikleri törpülenmiş bir şarap. Kısacası, üç üzümü de iyi örnekleriyle tanıma imkânına sahibiz.
Umarız, uluslararası üzümlerden yapılma iyi kırmızı şarap denince Cabernet, Merlot ve Şiraz'ı aklına getiren şarapseverlerimiz, bu yeni lezzetleri keşfetmeye açık davranırlar, restoranlarımız kavlarında bu ilginç tatlara yer açarlar... Zira bu şaraplar ilgi görürse, ardından Gewürztraminer, Viognier, Cabernet Franc ve Zinfandel gibi yeni tatların da gelmesi bir sürpriz olmayacaktır... Eskilerin "Ne kadar ekmek, o kadar köfte!" dedikleri gibi, "Ne kadar üzüm, o kadar şarap!"
|
|
|

|