Ulusoy susuyor, futbol uyuyor!
İlkelerle, kurallarla, yönetmeliklerle değil, bazen çok hızlı reflekslerle, bazen de inanılmaz uyuşma uyutma durgunluklarıyla "işi idare eden" bir federasyonumuz var.Elbette Türkiye Futbol Federasyonu'ndan söz ediyorum...
İcraatıyla çok iş yapan, ama yine de kimseyi memnun edemeyen...
Hakem atamasından, kurulların çalışmasından, liglerin düzenlenmesine kadar hemen her konuda "şikayet konusu" olan Haluk Ulusoy Federasyonu'ndan!
Özel yasasına, özerk yapısına, kurullarına rağmen bir türlü kurumlaşamıyor Türkiye Futbol Federasyonu... Bir türlü kurumlaşamadığı için de "Haluk Ulusoy Federasyonu" olarak anılıyor.
Tek adam egemenliği
Liderine göre bir tanımlama bu...Çünkü her şey Başkan'ın tercihleri, kararları, politikaları doğrultusunda koşullara göre biçimlendiriliyor...
Kurallara göre değil, yönetmeliklere göre değil... Üzerinde söz ve görüş birliği sağlanmış belli bir felsefeye göre değil!
Liderler demokrasisi neyse, başkan federasyonu ve başkan kulüpleri de o!
Tek adamın egemenliğine bağlı, onun iki dudak arasından biçimlenen bir hayat tarzımız ve kültürümüz var.
Öyle olmamalı ama, gerçekler böyle!
Haluk Ulusoy Federasyonu, kulüplerle ve taban birlikleri dediğimiz genel kurula sandalye veren örgütlerle ilişkiye dayanıyor. Yasaya göre delege yapısı da buna uygun olduğundan Ulusoy, bazı kulüplerin ve hemen her taban birliğinin desteğini alarak ayakta duruyor...
Sistem, kontrolu altındaki kulüplerle futbola kendi damgasını vurmak isteyen siyasete rağmen kendini koruyor!
Sessiz bekleyiş
Ulusoy, ligin ilk haftasında yaşanan beklenmedik Trabzon olayları sonrasında sessiz ve durgun bir bekleyiş sürecine girdi.Trabzonspor, kontrol edemediği bir grup seyircinin yarattığı 'hır gür'ün sonunda bitime yarım dakika kala tatil edilen bir maç nedeniyle hükmen yenilgi kararıyla karşı karşıya . Emek ürünü elde edilmiş 1-0'lık galibiyet, üç puanlık avantaj yok sayılabilir.
Bu kararı federasyon verecek.
Bugüne kadar sergilenmiş başka örneklerde görüldüğü üzere böyle bir durumda federasyonun toplanıp "hükmen yenilgi" kararı vermesi gerekiyor.
Ne kadar üzücü ve dramatik olursa olsun, bu karardan kaçınmak mümkün değil.
Ama yine de kaçınıyor Haluk Ulusoy Federasyonu....
Çünkü her koşulda siyasete rağmen hep Haluk Ulusoy'u destekleyen Trabzonspor söz konusu olan....
...Ve Trabzonspor Başkanı Nuri Albayrak açıkça meydan okuyor: " Hakem Bülent Demirlek maçı yarım dakika kala tatil ederek yanar sigarayı ormana attı, olayların bastırılmasını beklemedi. Galibiyetimiz tescil edilmezse bugüne kadar verdiğimiz desteği geri çekeriz!"
İki dudak arasında
İşte size her şeyi kilitleyen bir tavır.Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, saha içi olayları nedeniyle Trabzonspor'a 5 maç seyircisiz oynama ve toplam 31 bin YTL ceza kesti. Başkan Albayrak buna karşı değil... Tahkim'e başvurup indirim sağlasa da sağlamasa da temelde bir itirazı olmayacak.
O'nun derdi skor tabelasında...
Federasyon'un Sivasspor maçıyla ilgili kararında.
Haluk Ulusoy'un iki dudağı arasında.
O yüzden diş gösterip meydan okuyor.
... Ve Haluk Ulusoy susuyor... Federasyon'u toplamıyor, kararı geciktiriyor.
Türkiye'de futbol böyle oynanıyor!
Kara Domuz, Beyaz Domuz!İngiltere ve İspanya'dan sonra Alman Ligi Bundesliga'da da ırkçılık tartışması patladı...
Geçen hafta oynanan Borrusia Dortmund-Schalke (1- 4 ) maçı sırasında ev sahibi takımın kalecisi Roman Weidenfeller'in rakip takımın Alman Milli Takımı'nda da oynayan siyahi futbolcusu Gerald Asamoah'a "Kara Domuz " diye hitap etmesi ortalığı karıştırdı. Leipzig yakınlarında bir köyde Hint asıllı bir grubun şenlik sırasında ırkçı dazlaklar tarafından dövülmesiyle birlikte futbol alanındaki "Kara Domuz" öyküsü, gündeme yoğun tartışmaları getirdi.
Anlaşılan o ki, ırkçılık Avrupa toplumlarının derin kültüründen bir türlü sökülüp atılamıyor. Alman Futbol Federasyonu'nun yönetmeliklerine göre Weidenfeller'in en az 8 maçla cezalandırılması gerekiyor... Asamoah'ın kişisel dava açma hakkı da saklı tabii.
Irkçılık, gerçi bizim kültürel derinliklerimizde kök bulamaz ama...
Günün birinde futbol alanlarımızda maçın yarattığı yoğun rekabet ortamı ve gerginliğin etkisiyle böyle bir durum bizim Turkcell Super Lig'de yaşanamaz mı ?
Dileyelim olmaz!
Ama ya olursa ?
Mevcut yönetmeliklere "ırkçı söylem", "ırkçılığa dayalı hakaret" gibi bir madde ekleyip şimdiden hazır olmakta yarar var!
Beşiktaş'ın yabancılarıBeşiktaş, dün gerçekleştirilen Higuain transferiyle kadro harekatını sanırım tamamladı. Arjantinli futbolcunun alınmasına Ertuğrul Sağlam'ın onay verdiğini, Sinan Engin'le Mario Berk'in de Başkan'ın da katılımıyla işi bitirdiğini biliyoruz.
Son transfer hamlesinden sonra Beşiktaş'ın yabancı futbolcularını hatırlayalım :
Diatta, Tello, Cisse, Delgado, Ricardinho, Bobo ve Higuain...
Bunlara bir de "Mert" Nobre'yi ekleyelim...
Şimdi soru şudur :
Beşiktaş'ın 6 yabancısı ve Nobre aynı anda bir arada oynayabilir mi ?
Ben sanmıyorum...
Aklına güvendiğim futbol uzmanı arkadaşlarım da "Oynayabilir" demedi.
O yüzden "turnike"ye devam!
Tekke ve SemihFatih Tekke üzerinde yoğun transfer pazarlıkları süredursun, bazı görüş sahipleri milli futbolcunun Kezman'dan pek de farklı olmadığını ileri sürerek Fenerbahçe'nin hamlesini doğru bulmadıklarını dile getiriyorlar.
Olabilir... Bu görüşlere saygı duyarım.
Ama bir de şöyle düşünelim...
Kezman sürekli forma giymesine rağmen, bekleneni verdi mi ?
Buna evet diyebilmek o kadar kolay değil.
Öte yandan Tekke'yi yadırgayanların bir de Semih - Fatih Tekke çift santrforu konusunu düşünmelerini öneririm.
" - Zico'nun aklına gelmez, Alex'i ne yapacağız ?"
Diyenlere de beklemelerini söyleyebiliriz.
Bakarsınız, zaman zaman beklenmedik işler yapan Zico, Alex'in önünde Tekke ve Semih'le bir "11" oluşturabilir.
Hayal mi ? Hiç sanmam!
agokce@milliyet.com.tr

Cafe
