
M. Ali BİRAND
Gül seçilemedi, ancak kazandı...
ANKARA.
Pazartesi günü öğleden sonraya kadar Ankara'da garip bir hava vardı.
Dünkü yazımda buna özellikle değinmiştim.
Sanki birşeyler olacakmış da, ne olacağının tam bilinmediği bir ortam yaşanıyormuş gibiydi.
Bu soğuk hava Pazartesi akşam üstü dağıldı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna 448 milletvekilinin katılması, bütün havayı değiştirdi.
Meclis başkanı Toptan'ın dahi, heyecanla 367 rakkamının çok üstünde bir mevcutla oturumu açtığını ilan etmesi hepimizin dikkatini çekti.
Koridorlarda dolaşırken, milletvekillerinde de bir şaşkınlık gördüm. Onlar da, ilk oturumun ne anlama geldiğini biliyorlar ve katılım sayısını merak ediyorlardı.
Herhalde en çok rahatlayan kişi Abdullah Gül olmuştur. Eminim, ilk turda seçilmek isterdi.
Ancak, olayın bütününe baktığında, herhalde sonuç itibariyle kazançlı çıktığının farkına varmıştır.
Herşeyin başında, CHP hariç tüm partiler, bu seçimin anayasaya ve demokratik kurallara uygun şekilde yapılmasında anlaşmış oldular.
Boykot eylemini benimsemediler.
Daha da önemlisi, herhangi bir dış müdahele istemediklerini açıkça ortaya koydular.
Bazı AKP'lilerin korkusu neydi biliyor musunuz?
CHP'yi, diğer partilerinde izlemesi ve Gül'ün sadece AKP oylarıyla seçilmesine yol açılması.
Bunun yerine, (CHP hariç) her parti kendi adayını gösterdi ve herkes kendi adayına oy verdi.
TBMM'de dün adeta bir şenlik vardı.
Kendine güvenin arttığı bir manzara hakimdi.
Abdullah Gül'ü rahatlatan ve belkide kazanç hanesine yazdıracağı diğer bir gelişme de, DTP'nin oy vermemesiydi. (!)
Size belki garip gelecek, ancak diğer muhalefet partileri içinde sadece DTP'nin Gül'e oy vermesi hemen kuşkulu bakışların ona dönmesine ve bazı kaşların kalkmasına yol açacaktı.
Eğer Gül, seçim öncesindeki turlarda, 367 engeli çıkmasa ve AKP oylarıyla Çankaya'ya oturmuş olsaydı, bugünkü kadar meşru bir Cumhurbaşkanı konumuna giremeyecekti. Daima kuşku ve kaygıyla bakılacaktı.
Bugün ise Gül, anayasaya uygun, demokratik sistemin iyi işlediği bir ortamda seçiliyor.
İşte, bu açıdan da kazançlı çıktı.
CHP'nin stratejisi, muhalefet partilerinin seçime katılmamaları ve köşkü boykot etmeleri üzerine kurulmuştu.
Bu strateji, CHP'yi hem ana muhalefet partisi olarak güçlendirecek, hem de seçim sonuçlarının ters etkilerini ortadan kaldıracaktı.
Oyunu ilk bozan MHP oldu.
Bahçeli, bu tutumuyla iki yönlü prim kazandı.
En başta, türbana sempati besleyen seçmeniyle ters düşmekten kendini kurtardı. İkincisi de, CHP'yi yanlızlığa itip, ana muhalefet rolünü oynama imkanı elde etti.
DTP'nin başka türlü hareket etmesi beklenmiyordu.
Ancak, DSP'nin çark etmesi affedilir bir şey değildi.
Bugün CHP'lilerin önemli bölümü ateş püskürüyorlar.
Kemal Anadol'un bizimle yaptığı söyleşi, bu açıdan çok önemliydi. DSP'lilerin sorumlu olduklarını hatırlattı ve tarihe not düştüğüne dikkat çekti.
Hangi CHP'liyle konuşsam aynı tepkileri aldım.
"Buna nankörlük denir. Sırtımızda taşıyıp meclise soktuk. Yok olup gideceklerdi, biz canlandırdık. Şimdi yaptıklarına bakın. Arkamızdan hançerlediler..."
Belki stratejilerinin çökmesi, belki çok yalnız kalmanın verdiği tepki nedeniyle, CHP'lilere şu sıralarda DSP hakkında soru sormamak gerekiyor.
Ateş püskürüyorlar.
Peki bundan sonra ne olacak?
CHP sert bir tutum takınmak ve yalnızlığını daha arttırmak niyetinde değil.
En önemlisi, Gül'ün meşruiyetini sorgulamak, Çankaya'ya hapsetmeye çalışmak gibi bir niyet yok. Zaten buna güçleri de yetişmeyeceği için, tutumlarında bir ince ayar yapma fikri ağır basıyor.
Yine Gül'ün davetlerine katılmayacaklar, yine muhalefetlerini sürdürecekler, ancak şimdilik belirli bir çizginin ötesine geçmeyecekler.
Onlar da, Gül'ün performansını izleyecekler. Tutumuna göre adım atacaklar.
Birgün önceki Ankara havası dağıldı.
Birşeylerin beklendiği o puslu atmosfer, yavaş yavaş normale dönüyor.
Burada hemen herkes, 28 Ağustos günü meşru ve demokratik bir seçim sonucunda, Abdullah Gül'ün 11 inci Cumhurbaşkanlığına seçileceğine mutlak gözüyle bakıyor.
Ancak, sizler yine tedbirli davranın.
Türkiye'de hiçbir şeye "yüzde yüz olacak" diyemeyiz. Bir rüzgar eser, insan neye uğradığını şaşırıverir.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

Cafe