BarışaRock’ta ‘Efsun’lanacağız
BarışaRock’ta bu yıl ilk kez sahne alacak olan Efsun Grubu’nun solisti Gülay Boyalar, müzik yolculuklarını anlattı: Bizim şarkılarımızın iki dili var. Hem kendini arayan, hem aşkını arayan birini anlatıyor genelde Efsun şarkıları...
İlknur Taş
2004 yılı başlarında üzerinde çalıştıkları besteleri sahnede seslendirmek ve bir albüm çıkarmak amacıyla yola çıkan Gülay Boyalar ve Özer Dönerkaya, kendilerine Farsça’da ''Büyü'' anlamına gelen ''Efsun'' ismini seçti. Aynı yıl içinde bas gitarda Tuna Erden, davulda Etem Uysal, perküsyonda Ata Güner’den oluşan Efsun grubunu kurdular.
Grubun solistlerinden Gülay Boyalar, ''Biz gerçek bir grubuz, bir arada yaşayan ve bir arada çalışan'' dediği Efsun Grubu’nu anlattı:
Efsun ne zaman kuruldu?
2004 yılında Özer Dönerkaya’yla birlikte kurduk. Onun öncesinde de Özer’le benim grup çalışmalarımız vardı. 1998’den bu yana beste çalışmaları yapıyorduk. 2004 itibariyle besteleri toparlamıştık. Bir grup oluşturalım ve bunu sahnede çalalım istedik. Grubu kurduktan sonra İstanbul’da Hayal Kahvesi’nde düzenli olarak sahneye çıktık. Bir kitle oluşturduk, müziğimizi oluşturduk. Belli bir ısınma dönemi yaşadık ve o sıcaklıkla albüm kaydına girdik. 2007 ekiminde albümümüz piyasaya çıktı. İlk klibimizi ''Rüya'' isimli şarkıya çektik. Bir ay öncede ''Makus Talihim'' adlı parçaya ikinci klibi çektik.
Türkiye’de gruplar kurulur ve birkaç yıl sonra dağılır nedense?
Müzikal yaklaşımla ilgili bir şey. İnsanlar bu ayrımı pek fazla ayırt etmiyorlar ama grup müziği bir aile gibi. Siz sahnede bir grup gördüğünüz zaman birbiriyle iletişimi olan, ne yaptığını bilen, orada o anda bulunan insanların müziğini dinliyorsunuz ve aynı ekiple kayda giriyorsunuz. Bir grupla yaşamak çok keyifli.
Efsun adının özel bir hikâyesi var mı?
İsim konusunda açıkçası ben çok ilgilenmedim. Özer çok büyük çaba sarf etti. Yaptığımız şeyi tanımlayan bir şey aradılar. Doğu’yu Batı’yı anlatsın isteniyordu. Efsun bir arkadaşımızın fikriydi ve çok hoşumuza gitti. Efsun Farsça büyü demek. Aynı zamanda korunma büyüsü. Çok uzun bir anlamı var aslında.
Müzik kariyeriniz nasıl başladı?
Şan ve gitar dersleri aldım. Çeşitli barlarda gitar çalıp şarkı söyleyerek müzik dünyasına girdim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği eğitimi aldığım dönemde İstanbul Devlet tiyatrosu’nda ''Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'' adlı oyunda korist-dansçı olarak görev aldım. Daha sonraları birkaç farklı müzik grubu deneyiminden sonra 1996 yılında Pandora grubuyla, Kemancı, Rockhouse, Hayal Kahvesi gibi mekânlarda sahne aldık. Onun dışında ise reklam müziği, belgesel ve tanıtım filmlerinde vokal ve seslendirmenlik yaptım. Ama benim için temel olarak müzikal tarihin başlangıcı besteleri oluşturmamız ve onları sunmaya başlamamız.
Hangi reklam filmlerinin müziklerini yaptınız?
Aslında o konulara pek girmemeyi tercih ediyorum. Efsun tarafıyla tanısalar daha iyi. Sayamayacağım kadar çok reklam filminin müziğini yaptım. Mesela Coca Cola’nın şarkısını okudum. Halen de reklam filmi müziğini aktif olarak yapıyorum ama Efsun kimliğiyle değil. O benim bireysel yaptığım bir şey. O yüzden ikisini karıştırmak istemiyorum.
Albüm ne kadar sürede hazırlandı?Parçaları bilgisayarda oluşturmuştuk. Değişiklikler yaptık, bazı arkadaşlarımız aramıza katıldı. Özer’in prodüktörlüğünde kayıda girdik. 2.5 ayda kaydettik. Yurtdışında master yaptırdık. İstediğimiz gibi bir sound elde ettik. Bizim bütün şarkılarımızın iki dili var. Hem kendini arayan birini, hem aşkını arayan birini anlatıyor genelde Efsun şarkıları. Tek bir şeye konsantre olmuyor da, bütün dertlerini bir arada getiriyor.
Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Biz müziği yapan tarafız ama bir tanımlama gerekirse biz İstanbul Rock dedik kendimize. İstanbul bütün sesleri içerdiği için bizim yaptığımız müzik de o anlamda birleşimi içinde taşıdığı için, tabii ki kendi duygularımız, kendi ifade tarzlarımız da dahil olmak üzere İstanbul Rock dedik. İstanbul Türkiye’nin bütün seslerini belki de dünyanın bütün seslerini içerdiği için hoşumuza gitti. Müziğimizi tanımlamak, isimlendirmek bizim görevimiz değil. Çok da önemli değil.
‘Rüya’ bizim rüyamızdı
Barışarock’ta 25 Ağustos’ta sahneye çıkacaksınız. Heyecanlı mısınız?
Heyecanlıyız tabii ki. Çok çalıştık, prova yaptık. Bizim kendi parçalarımız ve daha Efsun yorumuyla yeniden yorumladığımız, çaldığımız birkaç şarkıyı da dinleyebilecekler Barışarock’çılar. Bizden tam bir konser değil, bir kesit görecekler.
Rüya adlı klip çok ilgi gördü. İzleyiciyi çeken ne oldu?
Rüya’da birkaç mekân kullandık bu anlatımı ifade edebilmek için. Kerpe’de kayalıklar üstünde çok güzel görüntüler eşliğinde bir rüyayı tasvir ettik. Ben temsil ettim orada onu. Bir de Galata Kulesi’ne bakan o ikisinin arasında bizim aslında yaşayan, uyuyan rüyadaki halimiz, umutlarımız, düşüncelerimiz ve olanlar arasındaki farklılıkları anlattık. Derdi olan bir klipti bu da izleyici tarafından beğenildi.
Kısa sürede bu kadar ilgi göreceğinizi bekliyor muydunuz?
Benim düşündüğümden çok daha geniş bir kesimden ilgi aldık. Bu bizi çok mutlu etti. Doğal olarak İstiklal Caddesi’nde bar performansı yapıyorsunuz. Belli bir kitleye hitap ediyorsunuz. Ama ''Rüya'' çok geniş bir kitleye hitap etti.
Grup olarak anlaşmadığınız zamanlar oluyor mu?
Özer’le benim dönem dönem çekişmelerimiz oluyor. Diğer arkadaşlarımızla çok daha iyi geçiniyoruz. (Gülüyor) Kim biz billur gibi anlaşıyoruz derse bana inandırıcı gelmez. O zaman tek bir kişinin zihni hâkim demektir olaya.

