Slifke’nin yoğurdu
Deniz, yemekler, mağaralar, civardaki antik yerler; Silifke’de yapılacak çok şey var. Mümkünse giderken karnınızı doyurmayın. Çünkü orada öyle bir yemek yiyeceksiniz ki, halinize şaşıracaksınız fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Silifke, Toros Dağları’nın eteğinde, Göksu Irmağı’nın iki yakasına kurulmuş. İl merkezi Mersin’e 80 km mesafede. Yöreye ilk yerleşen halkların Luviler ve Sümerler olduğu biliniyor. Eski adı ''Selefkus’un Şehri'' anlamına gelen ''Seleukia''. Komutan Selefkos Nikator’un kendi adına kurduğu sekiz şehirden biri. Ve bugüne dek ismini yaşatan tek şehir...Antonius’un Kleopatra’ya hediyesi
Silifke, M.Ö. 1. Yüzyıl’da Romalıların yönetimine girmiş. Isauria Eyaleti’nin başkentliğini yapmış. Bir söylenceye göre, aşkını ifade etmek uğruna, Antoniu’nun Kleopatra’ya hediyesi olmuş. Bizans Dönemi’ndeki dini merkezlerden ve hac yollarından biriymiş. Selçuklular, Karamanoğulları, derken 1471 yılında Osmanlı topraklarına katılmış. ''Seleukia'' da, zaman içinde Silifke’ye dönmüş.''İl'' statüsündeyken, 1933’te İçel’e bağlı bir ilçe durumuna gelmiş. Bugün civardaki en büyük ilçe.
Çarşısı güzel, insanı güzel
Köprülerin kenarındaki taş evler yavaş yavaş yıkılıyor, ne yazık ki. Gene de elde olanlar çok güzel. Çarşı çok içime sindi. Bakır tencereci, gerçekten ''pişirmek için'' tencere alan halka hizmet veriyor. Tabii durum böyle olunca, kalaycı da var. Bıçak bileyici, at boncuğu yapan esnaf da...Ama en güzel şey, her zaman her yerde, insan. Bir yeri rezil eden de, vezir eden de insan. Silifke halkının çoğu yumuşak huylu. Hiç kavgaya şahit olmadım, hiç ekşi bir surat, düşmanca bir bakış hissetmedim.
O zaman yediğim her şey daha lezzetli geldi belki de... Gördüğüm her köşeyi de ''fazlaca'' beğenmiş olabilirim...
Ne yapılır?Ne yenir?
Topalak, keşkek, kulak çorbası, sıkma börek, çekme, bazlama, batırık... Tabii ki mevsime göre balık, üzerine bu yörenin bol sulu limonlarından... Yanında bolca yeşillik... Ah, tabii, bir de yoğurdu. Enfes! Çok sert, hafif ekşimsi bir yoğurt. Tek başına, ya da ekmeğin üzerine sürülerek yeniyor. Aslında sedece ticari olarak ortaya çıkmış; yani aslında ''Silifke Yoğurdu'' diye bir şey yokmuş. Yörük köylerinden keçi peyniri almanızı da öneririm. Bir kere peynirden ''Brucella'' olmuştum, ama yemeye devam!

