Kafana sıkar giderim...
Ayrılmak istemeyen bir erkekten ayrılmanın zorluğunu kadınlar iyi bilir. Gelsin telefonlar... tubakyol@yahoo.com
Kadınların okuduğu varsayılan gazete eklerinin ve kadın dergilerinin evir-çevir, dön-dolaş sürekli farklı kulplar taksalar da özde ve sözde hep aynı iki konuları vardır. Erkekleri nasıl kafeslersiniz, bir; ayrılık acısını nasıl atlatırsınız, iki.Geçen gün Kelebek ayrılık acısı mevzuunu "farklı" bir yaklaşımla konu yapmıştı: "Erkeklerin yöntemleriyle ayrılık acısını unutun."
Erkeklerin yöntemleri...
Ne bunlar?
Sürekli telefonla arayarak küfretmek, "Kanının üzerinde yürüyeceğim" diye tehdit etmek falan olabilir mi?
Tuğba Özay ayrılmak istediğinde Akın Büyükoğlu'nun yaptığı gibi.
"Biz ayrılamayız"
Özay'ın ilişkilerini, sevgililerinin işini-gücünü, el değiştiren para miktarını, mafya bağlantılarını, böyle bir ilişkiden kurtulmak için ne tür insanlardan ne mene bir yardım istediğini vesaire ben bilemem.Ama ayrılmak istemeyen bir erkekten ayrılmaya kalkışan bir kadının başına gelebilecekleri biliyorum.
Çoğu kadın da bilir.
Gelsin telefonlar...
Hakikaten hiç bitmeyen, sonu bir türlü gelmeyen telefonlar bunlar.
Sakin başlayan, giderek gerilimi artan, sertleşen, yalvarmak işe yaramayınca kimi zaman hakarete sapan, evlenme teklifinden öldürme tehdidine iki uç nokta arasında salınan...
Ki telefonla taciz aslında en hafifi. Ama inanın, en hafifi bile öyle rahatsız edici ki!
* * *
Terk edilmek çoğu erkeğin ezberini bozuyor.
Sırf mafyöz tiplerin değil, beyaz yakalıların da...
Anlayamıyorlar.
İnanamıyorlar.
Deliriyorlar.
Delirmelerinin bir sebebi aşksa bile, tek sebep aşk değil.
Erkeklik gururları inciniyor.
Doğuştan sahip oldukları, hak saydıkları iktidarı yitirme endişesi çoğu erkeği canavara çeviriyor.
"Erkeklerin yöntemleriyle ayrılık acısını unutun", öyle mi?
Kadınlar başlarının çaresine bakarlar bir şekilde.
Önce erkekler ayrılık acısını atlatmayı öğrensin de...
Tuğba Özay niye polise gitmedi?
Elinizi vicdanınıza koyun, söyleyin, siz olsaydınız, polise gider miydiniz?
Siz olsaydınız, araya mafyayı da sokmazdınız büyük ihtimalle.
Siz zaten araya sokacak mafyöz tipler de tanımıyorsunuzdur herhalde.
Siz olsaydınız o adamla en baştan sevgili de olmazdınız.
Yine de başınıza böyle bir şey gelmez sanmayın.
Her kadına musallat olabilir bu yapışkan kimseler.
İlle silahlı olmaları, ölümle tehdit etmeleri gerekmiyor.
Kapıya dayanma tehdidi bile yeterince ürkütücü değil mi? Hele ailenizin bu ilişkiden haberi yoksa... Ya da yalnız yaşayan bir kadınsanız...
Apartmanın içinde kapıyı yumruklayan bir erkek, keşke sadece kendini rezil ediyor olsaydı. Ne yazık ki komşular öyle düşünmüyor!
Terk edilinceye kadar gayet "düzgün" görünen bir erkek yüzünden bir arkadaşım işini bıraktı, evini taşıdı, telefonunu değiştirdi.
Fakat polisi aramadı.
Sizi rahatsız eden boşandığınız kocanız ya da tamamen yabancı biriyse, evet, polis sizi korur.
Peki ya eski sevgiliden?
Bir erkeğin aşkını takdir etmediğinize, evliliğe giden bir ilişkiyi reddettiğinize, yeni ilişkiler kurmaya da açık olduğunuza göre...
Yoksa siz "kötü kadın" mısınız?
Polisler de bu ülkede yaşıyorlar ve toplumun genelinin ahlak anlayışını paylaşıyorlar. İşin ucunda yani, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak da var.
Erkeklerin ayrılık acısını unutma yöntemleri bunlar mıdır?Kelebek'in "Erkeklerin yöntemleriyle ayrılık acısını unutun" haberini görünce, şu sıralar gündemde olan Tuğba Özay'ın sevgilisinin ayrılık acısını taşıma yönteminden esinle, Kelebek tüm kadınları birer Nazire Şenlendirici olmaya teşvik edecek zannettim.
Yok, böyle değilmiş.
Habere göre erkekler ayrılığın ardından evdeki eski sevgiliye ait eşyaları titizlikle topluyor, hediyeleri ortadan kaldırıyor, ilişkiye dair bir iyi yönler-kötü yönler listesi çıkarıyor, çevresini ve gittiği yerleri değiştiriyor, eski sevgiliyi hiç aramıyor falan filan.
Böyle sistemli bir şekilde ayrılık acısını dindirmeye gayret eden, muhtemelen kadın dergilerinin sıkı takipçisi hassas ruhlu erkekler de vardır herhalde, liste-miste hazırlayan...
Hiç yok değildir.
Ama ayrılık acısını efendice yaşayan erkeklerin bir sırları varsa eğer, eminim o sırlar, bunlar değildir.
Biri diyor ayrılalım, öteki anlıyor evlenelimŞu hayattaki en zor şeylerden biri, bir erkeği terk edildiğine ikna etmek olsa gerek. Resmen inanmıyor adamlar.
Nikaha razı etmek ya da istediği başka bir şeyi -o kürkü, şu yüzüğü- elde etmek için taktik gereği ayrılan kadınlar var galiba ya da en azından böyle bir kent efsanesi var...
Bunun üstüne bir de erkeklerin terk edilmeyi sindiremeyen egoları devreye girince, ayrılık konuşması şöyle yürüyor:
- Vallahi ayrılmak istiyorum.
- Tamam, tamam, yarın tarih alırız.
İlişkiler üzerine yazılan milyonlarca kitabın, dergilerde yer alan ilişki tüyolarının bizi getirdiği nokta budur.
Kadın diyor "Bir daha seni görmek istemiyorum", erkek anlıyor "Ömrümü seninle geçirmek istiyorum."
Tuğba Özay her ayrılmak istediğinde Akın Büyükoğlu, Özay'ın ondan karısını boşamasını istediğini mi zannediyordu acaba?
Özay: Vallahi billahi, yemin ederim ayrılmak istiyorum.
Büyükoğlu: Tamam hayatım, yarın veriyorum dilekçeyi, karımı boşuyorum.

Cafe