Galatasaray ve bu nasıl transfer politikası?
Laf yine Galatasaray'a gelmişken... Ya da...Ben lafı yine Galatasaray'a getirmişken.
Şu "son yılların en iyi transferleri" denilen transferler...
Gerçekten öyleler mi?
* * *
Linderoth, cebinde 1 milyonu olan her takımın alabileceği bir oyuncu.
İyi oyuncu miyi oyuncu ama hepsi bu.
Daha fazlası değil.
Serkan ve Barış da öyle.
Şimdilik "Ya tutarsa".
Önleri açık, ama şuanda bu kadarlar.
Üstelik...
Onlar için 1 milyona da gerek yok.
Bouzid'e gelince...
Gelmeyelim.
Yok ki!
Ve Servet...
Tomas kalsa manasız olurdu.
O gidince, Servet'in gelişinin bir manası oldu.
Hele Song ve Tomas'dan birinin gönderilmesi için alındığı belli olunca, daha bir manalı oldu gelişi.
Ve Lincoln...
Şimdilik "büyük transfer" tanımına uyan, bir o var.
Lafım yok.
* * *
Gelelim, gidenlere...
Tecrübeli bir kaleciye ihtiyacı yok mu "UEFA Kupası'nı alacağız" diye sezon açan Galatasaray'ın?
Var.
Ellerinde yok muydu?
Vardı.
Gönderdiler.
* * *
Çabuk bir stoper sıkıntısı çekiyorlar.
O da vardı.
Gönderildi.
* * *
En çarpıcısı...
Bir daha yazalım, bir daha çarpsın:
Hızlı, sprinter, bire birde adam geçen, sağı solu olan, kafa vuran bir golcü arıyorlar.
Gönderdikleri adamı.
Necati'yi.
Üstelik...
O hem hakiki bir 9 ve 10 numara bir forvet arkası.
Ve...
Bu nasıl bir transfer politikası?
* * *
Dünyanın en iyi üç sol bekinden birini aldı Fenerbahçe.
Dünyanın en eleştirilen sol bekini de yolladı.
Sonra...
Solu daha zayıfladı.
Bize özgü bir şey bu.
* * *
Galatasaray'ın, bir kaleciye, bir stopere, bir forvete ihtiyacı var.
Daha doğrusu....
2 ay önce ihtiyacı yoktu.
Mondragon'u, Tomas'ı, Necati'yi yolladılar.
Şimdi var.
Bu da bize özgü.
* * *
Son bir şey:
Kalli kızmış kendisini erkenden gönderenlere.
"Gitmiyorum" demiş.
Keşke buna kendi karar verebilse...
Burası Galatasaray.
Göndermişlerdir belki onu da haberi bile yoktur.
Gerets gibi.
* * *
Lucescu varken Terim'le söz kesen, Gerets'le sözleşme imzaladıkları günlerde Feldkamp'la da anlaşan kişiler, belki mesela Kasım'daki Galatasaray'ın yeni teknik direktörünü de şimdiden belirlemişlerdir.
Mesela...
İster misiniz yönetim önce Kalli'ye istediklerini göndertsin, sonra da Kalli'yi göndersin?
Olur mu, olur.
Olmuşları var.
Kimsenin gıkı çıkmaz, Feldkamp'ın zaten çıkamaz.
Öyle gelmiş.
Böyle gider...
Fenerbahçe'nin arenası ve teknik direktörleriArthur Antunes Coimbra...
Zico yani.
Eskiden sadece yorumcuların dilindeydi.
Şimdi...
Herkesin.
* * *
Kimi görsem "Zico" diyor.
Ve...
Sonra da neler neler diyor.
Hak ediyor mu bu kadarını?
* * *
Zico'yu ciklet gibi çiğneten Fenerbahçe Yönetimi.
Kötü sundular Fenerbahçeli'ye.
Yok Capello 9 milyon istemiş, yok Ancelotti "5-meş" demiş...
Yok şu şöyle, yok bu böyle.
Zaten 2 milyon, sudan ucuz...
Bula bula onu bulduk.
Gibi.
Sunuldu.
* * *
Neyi nasıl verirlerse bize öyle yiyoruz.
Milletçe...
Zio'yu öyle verdiler, böyle yiyoruz.
* * *
Mesela "şampiyon yapmasına rağmen Fenerbahçe'de başarılı değil" denebilir (ne demekse?), mesela "Fenerbahçe'yle uyuşamadı" da olabilir.
Veya...
Beyefendi Zico'yu ve kariyerini rencide etmeyecek şekilde, farklı eleştiriler de yapılabilir.
Kim ne diyebilir...
Ama...
Haftanın her günü bir televizyon kanalında aşağılıyorlar, gazetelerin her bir köşesinde yerin dibine sokuyorlar.
Ve...
Sadece dört kelime söylüyorlar:
"Zico bu işi bilmiyor."
Bu ayıp!
Ve saygısızlık.
Ve söyledikleri sıradan ve yaratıcılıktan uzak.
Kendileri gibi.
"Siz kimsiniz?" diyen de yok "sen kim Zico kim?" diyen de...
* * *
Fenerbahçe'nin arenasının bir tarafında localar var.
Yazmıştım...
O localarda da Fenerbahçe'nin sosyetesi ve etkili ailelerin Fenerbahçeli beyleri var.
Dokunulmazlar.
Tam karşılarında, Fenerbahçe'yi yönetenler, İstanbul'u, Türkiye'yi yöneten Fenerbahçeli beyler var.
Fenerbahçeli protokol.
Onlar da dokunulmaz.
Sahada da Fenerbahçeli yıldızlar.
Onlar da öyle.
Kala kala bir hakem kalıyor, bir de teknik direktör, dokunulabilecek.
Ve...
50 senede 50 antrenör, böyle gelmiş, böyle gitmiş.
* * *
Büyüyen Fenerbahçe'nin teknik direktörü, en az Fabio Capello gibi (en çoğu nasıl olacaksa?) olmalı.
Hatta gibisi bile olmamalı.
Fabio Capello olmalı.
Üç beş takımda şampiyonluk yaşamışi biri.
Real Madrid'i 10 sene şampiyon yapıp gelen birine bile "Real Madrid'i babam bile şampiyon yapar" diyebilir bizimkiler.
"Bi tuhaf"tır onlar.
Mümkünse asistanı Mourinho olmalı.
Hiç olmazsa uzun bir süre dokunulmaz olmak için...
Ve son bir şey:
F.Bahçe'nin teknik direktörlerine Allah kolaylık versin.
Arda, Hasan ve benArda, Hasan Şaş ve Herr Feldkamp...
Ne tuhaf.
Tıpkısının aynısı.
Sanki ben ve matematikçi Herr Rinnert.
Veya...
Sanki ben ve Almancacı Herr Umlauf.
* * *
Kalli Feldkamp her hafta o dünlere döndürüyor beni.
Alman Liseli günlere.
Okulun en iyi talebelerindendim, en iyi Almanca konuşanlarından da...
İkmale bile kalmamıştım onuncu sınıfa kadar.
Benden bir Pisagor, bir Goethe yaratmak istediler.
El birliğiyle.
Önce Alman Lisesi'nden kaçtım, sonra Almanya'dan, sonra Almanlar'dan.
Önce İtalya'ya ve Güzel Sanatlar'a (ne alakam varsa)...
Sonra sigortacı oldum (pes), sonra Jazz Klup açtım (valla billa)
Sonra Antik Roma ve Toscana üzerine üç-beş uzmandan biri... (rüyamda görsem inanmazdım valla)
Sonra da bu işler... (ha ha ha)
* * *
Arda ve Hasan Şaş'ın kaderi Herr Feldkamp'ın elinde.
O dünlerdeki ben gibi.
Ya bu deveyi güdecekler ya da bu diyardan...
* * *
Bu ülkede son yıllarda yetişen en yetenekli futbolcu, bakalım 30'unda ne olacak, nerede olacak?
Kalli'nin planladığı bir yerde mi?
Ya da kel alaka bir yerde mi?
Benim gibi.
Ya da Hasan Şaş...
Bu seneyi nerede bitirecek?
Galatasaray'da mı?
Ya da bitiremeyecek mi?
Benim gibi...
"Yandım Allah" diyerek kaçacak mı?
bilgingokberk@mail.com

Cafe
