Perşembe'nin gelişi
Çarşamba günü oynanan oyun, dün akşamın sinyallerini vermişti zaten. Oyunun ikinci çeyrekteki kısa bir özeti de herşeyi anlatıyorHırvatistan karşısında, bir önceki günden, Letonya maçından farklı olan çok şey yoktu sahada ay - yıldızlı forma adına...
Çarşamba günü oynanan maç, dünün, yani perşembenin habercisiydi zaten... Uyum sorunu, rollerin paylaşımındaki aksaklıklar, kısacası oyun içi "istikrarsızlık" artarak devam etti dün de... Tüm oyuncuların iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok; zaten bunun aksini iddia eden de... Ama yenilerle eskiler arasındaki bu uyumsuzluğu sona erdirecek, yani "bozulan Japonya kimyasını" yeniden eski haline dönüştürecek o "sihir" dün de gerçekleşmedi... Sihir diyorum; çünkü bu kadar kısa süre içinde gerçekleşirse eğer, bu ancak "sihir" diye nitelenebilir...
Oyunun ikinci çeyreğinden kısa bir özet, herşeyi anlatıyor zaten... Rakibi sekiz dakikadan fazla bir süre 5 sayıda tuttuk. Ama ardından 1,5 dakika gibi bir süre içinde 10 - 0'lık seriyi potamızda gördük. İstikrarsızlık sadece savunmada değil... Hücumda da, tıpkı savunmadaki "yardımlaşma özrü" gibi, takım arkadaşına pozisyon hazırlama sıkıntısı ve rakibin yaptığı gibi topu süratle elden çıkarmak yerine "zaman öldürerek" kaybetme alışkanlığı sürüyor...
Devler'in görüntüsü de bu boyutta seyredince, Letonya'ya göre birkaç gömlek daha iyi olan Hırvatistan da cezayı anında kesiverdi...
Devlerimiz, "Japonya beşleri" ile oyunu çevirdiği son çeyrekte de fark kapanmayacak kadar açılmış, artık iş işten geçmişti...
Böyle bir tokadı Avrupa Şampiyonası yerine Efes Pilsen World Cup'ta yemek, kötü bir rüyadan uyanmakla eşdeğer... Ama "kabus" kapıda; haberiniz olsun !..
gtüre@milliyet.com.tr

Cafe
