Yukarıdakiler Aşağıdakiler
Yaşı, yaşıma yakın olanlar hayal meyal hatırlarken, eskiler mutlaka nostaljik bir tatla hatırlar yazıya ismini veren TV dizisini. Tek kanallı televizyon günlerinin önemli İngiliz dizilerinden biriydi "Yukarıdakiler Aşağıdakiler" ve dizinin hatırımda kalan teması şuydu ki; hizmetçiler alt katta, asilzadeler üst katta yaşıyordu. Hizmetçilerin yaşamı gülünç anlatılırken, asilzadeler her daim derin hüzünler, büyük kahramanlıklar içeren bir hayata sahipti. Bu diziyi aklıma getiren şey ligimizin dengesi ve terazisi falan olmadı. Sadece, gazetemde okuduğum bir haber bu diziyi ve ismini hatırlattı bana. Fenerbahçe-Antep karşılaşmasına dair Milliyet Spor'u okurken, Yusuf Kobal imzalı "Yıldırım Temizlik" başlıklı haber dikkatimi maç yazısı kadar çekti:"Bazı kombine kart sahiplerinin Başkan Aziz Yıldırım'a şikayetçi olması nedeniyle tüm stattaki koltuklar, güvenlik görevlileri tarafından maçtan saatler önce bezlerle temizlendi. 50 bin koltuğu tek tek silen görevliler, tribünleri pırıl pırıl yaptılar.
Temizleme operasyonunu, Başkan Yıldırım yönetici arkadaşları ile bizzat takip etti. Yıldırım'ın, görevlilere temizlikten sonra kontrol yapacağını söylediği de belirlendi. İddialara göre, seyircilerin şikayeti nedeniyle öfkelenen Başkan Aziz Yıldırım'ın tribünlerdeki güvenlik merdivenlerine oturulmasına sinirlendiği ve maçlarda özellikle maraton tribünündeki seyircilerin koltuklarına oturarak maç izlemelerini istediği ifade edildi. (…)Öte yandan statta sabahtan beri nöbet tutan özel güvenlik görevlileri, ellerine bez verilerek koltukları silmeleri istenince isyan da etti. Güvenlik görevlileri kendilerine değer verilmediği gerekçesi ile sitemde bulundular. Ekstra ücret isteyenler ise geri çevrildi."
Ellere var onlara yok mu?
Her daim zenginliğiyle övünen bir kulüp kültürünün ve onun taraftarına sirayet eden yansımalarının bir oyuncuya yıllık milyonlarca euro ödemekle övünmesi anlaşılabilir bir şeydir. Zenginlik tanımlamasının har vurup harman savurmak ve gösterişe hapsedildiği dilimizde, birileri çalışma ve emeğin karşılığı gibi erdemleri öğrenmedikçe haber başlıklarımız da "yıldırım temizlik" olarak taçlanacak ve maç haberlerinin arasında dikkat çekmez yerini alacaktır.Bu, "yıldırım temizlik" değildir. Bu eskiden beri gayet iyi bildiğimiz otoriter, baskıcı ve "ben yaptım olducu" anlayışın o gün Şükrü Saracoğlu'nda tekrar küçük bir piyes gibi sahnelenmesidir.
Birileri Sayın Yıldırım'a hatırlatmalıdır. Cephe savaşı izliyormuş gibi denetlediği şey, koltukların temizlenmesidir. Ve seyrettiği yer Kocatepe değil endüstriyel futbolun Türkiye'deki sembolüdür.
Ancak gene hatırlatmakta fayda var Sayın Yıldırım'a, temizlik işleri için birçok şirket kurulmuştur yurdumuzda. Belirli bir ücret karşılığında işlerinin hakkını vererek stadınızı pırıl pırıl yaparlar. Böylece kombine kart sahipleriniz de şikayet etmekten vazgeçerler ve istediğiniz gibi yerlerine oturuverirler. Güvenlik görevlisi, adı üstünde güvenlik görevlisidir ve asli görevleri arasında koltuk temizliği yoktur!
Tutumlu (!) kulüp
Zenginliğiyle övünen Fenerbahçe, görevliler üstlerine vazife olmayan işleri yaparken ek ücret talep edince bu isteği de geri çevirmiş. Tabi ki geri çevirecek! Parayı dikkatli kullanmak lazım. Futbolculara sıradan bir galibiyet sonrası ödenmesi gereken binlerce dolarlık prim nasıl ödenir sonra?Yukarıdakiler ve aşağıdakiler böyle hizalanır işte ve yaşamak budur; bir aşağı bir yukarı bakar dururuz. Sorun, bu sorunu nasıl çözeceğimizdir. Yoksa oyun güzeldir. Ona hiç kuşkumuz yok. Merakım oyunu güzel insanlarla güzelce ne zaman oynayabileceğimizdir...
Haa! Unutmadan! Aziz Yıldırım bir de bilet kontrolü yapmış ya kurumsallasmış Fenerbahçe kulübü başkanı olarak... Bundan sonra ısrarlı bir Fenerbahçe takipçisi olan Yıldırım Demirören'den de önümüzdeki haftalarda tırnak kontrolü bekliyoruz...
Lincoln'ü tanıyalım 4:
Yine diğer yüzüne dönüyorum Lincoln'ün. Huysuz ve hırçın yüzüne... Anlatayım da, ister gülün, ister düşünün... Kaiserslautern'den kavgalı ayrılan Lincoln, bir gün vergi dairesine gider. Kaçakçılık yapıldığı gerekçesi ile önce kulüp yönetimini, sonra da kendini ihbar eder. Mahkemede söyledikleri ise herkesi şaşırtır. Ve günlerce gündem yaratır... İşte o satırlar... Başkanımız Rene C. Jaeggi bana baskı yaptı. Gerçekleri açıklarsam, paramı ve aylığımı alamayacağımı söyledi. Hatta futbol oynayamayacağımı da belirtip, tehdit etti beni. İşin doğrusu, eski kulübüme 1 milyon Euro elden verildi. Bu para kayıtlara geçmedi. Suç işlendi... Sonuç mu? Lincoln bu işten paçayı para cezası ile kurtardı!
(Korkut Göze - Hürriyet)
Dinleyin Ziya Abi'mi!
Galip olduğunuz bir maçta sahaya taraftarlar girecek. Baba dünyanın her yerinde 3 puanını silerler adamın. Bu böyledir.
(Ziya Şengül - Futbolig, Star)
At kadehi elinden!
Cuma günü senin 02.30'da bir gece kulübünde elinde içki bardağıyla olma hakkın var mı? Bardağı da attım...
(Serhat Ulueren - Telegol, Kanal1)
Cangele'yi tanıyalım 2:
Sinemayı sever. Bilgisayar oyunlarından asla vazgeçemez. Sakarya'ya geldiğinde yeni evliydi. Şimdi üç aylık çocuğu var.
(Korkut Göze - Hürriyet)
Evet!
Biz burda keyif aldığımız için mi eleştiriyoruz?
(Gökmen Özdenak - Telegol, Kanal1)
Hayır!
Biz kötüyü iyi söylemek zorunda mıyız, yazmak zorunda mıyız?
(Gökmen Özdenak - Telegol, Kanal1)
Gökhan Gönül'ü tanıyalım 3:
Söyleneni dikkatle dinler. Ama bildiğini okur. Dış görünüşü uysal ve sakindir. Yine de dalına basarsanız, barut fıçısına döner... Asi bir ruha sahiptir.
(Korkut Göze - Hürriyet)
Al burdan yak!
Dünyada nasıl Türkiye üzerine bazı planlar yapılıyorsa, Türkiye'de de Trabzon üzerine oyunlar oynanıyor.
(Trabzonspor Başkan Yardımcısı İbrahim Baturoğlu )
yakantop@gmail.com

Cafe
