CHP, geçmişte değiştiği için ayakta kalabildi
CHP, ekonomiyi AKP'den iyi yöneteceğini kanıtlayamazsa iktidara gelemez. CHP'yi ilerletecek insan sermayesi, mitinglerde görüldü. Sol, emekçilere yeni orta sınıfla daha rahat ulaşabilir. CHP, yeni orta sınıf tabanı en güçlü olan parti. CHP'nin sorunu, oy oranından çok seçmen-parti arasındaki ilişkide. CHP tabanının standartlarıyla partinin performansı arasında büyük bir mesafe var. Dinden yararlanma konusunda merkez sağ bile AKP ile yarışamadı
22 Temmuz'da ne oldu? - Prof. Dr. Sencer AYATA
ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sencer Ayata, CHP'nin "ekonomiyi AKP'den daha iyi yöneteceğini kanıtlamadıkça iktidara gelemeyeceğini" vurguluyor.
CHP'nin geçmişte değişmeyi başarabildiği için ayakta kalan tek parti olduğuna işaret eden Ayata, bu partiyi geliştirecek birikime sahip insan sermayesinin cumhuriyet mitinglerinde ortaya çıktığının altını çiziyor.
Seçim sonuçlarını Milliyet için çözümleyen Ayata'ya CHP konusunda yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
Sizce CHP'nin temel hatası ve sorunu ne?
AYATA: CHP en çok iki açıdan eleştirildi: Liderin bir kesim tarafından benimsenmemesi ve politikasını neredeyse tamamen laiklik üzerine oturtması. İşsiz güçsüz insanlara "laiklik elden gidiyor" propagandasının etkisi olmadığı söyleniyor. "Siyaseti, geleceğe dönük umutlar üzerinden yapmadı" eleştirisi, kanımca en yerinde olanı. CHP'nin sorunu, oy oranından çok seçmenle parti arasındaki ilişkide.
Yıllar önce yapılan TÜSES araştırması da, Yılmaz Esmer'in yeni araştırması da CHP'ye oy veren seçmenin partiye umut bağlamadığını, benimsemediğini, ülkeyi iyi yönetebileceğine ve temel sorunları çözeceğine inanmadığını ortaya koyuyor.
Seçmeni, tarihi ve kültürel nedenlerle cumhuriyet ve laiklik değerlerini savunan parti olduğu ve bu konuda diğer partilere güvenmediği için CHP'ye oy veriyor.
Nasıl bir kitle bu ve ne hissediyor?
AYATA: Yılmaz Esmer araştırması büyük partiler arasında bilime en çok inanan, etnik hoşgörü düzeyi en yüksek, katılımcı demokratik kültüre en fazla sahip, bireysel özgürlük ve serbestileri en çok benimseyen seçmenin, CHP seçmeni olduğuna işaret ediyordu.
Bu tabanın standartları ile partinin performansı arasında büyük bir mesafe var. Bu taban, kendini "bir dakika karanlık" eyleminde, mitinglerde ve tatildeyken büyük şehirlere doğru oy verme mobilizasyonunda ortaya koydu. Mitinglerin, tatilden gelip oy vermenin beklenen sonucu vermemesinin, CHP'nin bu seferberliğin önemini yeterince dile getirmemiş olmasının üzüntüsünü yaşıyorlar.
Milyonlarca insan, kendi kendine, gönüllü olarak, hesap kitap yapmadan, kendi kaynakları ile büyük bir siyasi katılım kampanyası gerçekleştirdi. Bu tamamen bireysel ve gönüllü olduğu için Türkiye'de ilktir.
Bu mobilizasyon sadece kıyıları mı etkiledi?
AYATA: CHP başka kesimlere de uzanarak biraz oy artırabilseydi dünya medyası bu örgütlenmeyi anlatıyor olacaktı. Biz güce, başarılı olana, kazanana tam not verip diğerlerini göz ardı ediyoruz.
Evet, CHP'ye yöneltilen eleştirilerden birisi, kıyıların, apartmanların, zenginlerin partisi olması. Eğitim düzeyi yüksek, varlıklı, kentli, iyi yerlerde oturanların partisi, Ege ve Trakya partisi olması.
Eleştirinin kesinlikle doğru olan bir yanı var. Çünkü, CHP, emekçi sınıfların desteğini sağlayamıyor. Sendikalar ve çalışanlardan, meslek örgütlerinden destek sağlanmadan, bir sosyal demokrat parti olma iddiası yürütülemez.
Yeni 'orta'da güçlü
Yani CHP, dar gelirlilere ulaşamayan bir "orta sınıf" partisi mi?AYATA: Üniversite mezunları arasında CHP neredeyse her iki kişiden birinin, AKP ise dört kişiden birinin oylarını alıyor. AKP'nin de yeni orta sınıf tabanı oluşuyor, ama, CHP yeni orta sınıf tabanı en güçlü olan parti.
Yeni orta sınıf kavramı bazen yanlış anlaşılıyor. Buradaki "yeni" henüz ortaya çıkan, çıkmakta olan anlamına gelmiyor. Modern anlamda doktorluk, avukatlık yüzlerce yıldır var olan meslek kategorileridir, ama onlar yine "yeni orta sınıf" kapsamında ele alınır.
Apartmanda veya müstakil evlerde oturduklarına ya da siyasi duruşlarına göre tanımlayamayız bu grubu. Türkiye'de yeni orta sınıflar, çoğunluk itibarıyla "çağdaş yaşam" diye adlandırılan bir kültürü tercih ediyor.
Ama, bu sınıf CHP'yi iktidara taşımaya yetmiyor...
AYATA: Evet, Türkiye'de yeni orta sınıf henüz sayıca çok büyük değil. Belki toplumun yüzde 15'i, bilemediniz biraz fazlası. Bütün gelişen ülkelerde köylü, esnaf, sanatkâr kesimi zaman içinde küçülürken, hatta sanayi işçilerinin oranı yüzde 50'lerden 20'lere, hatta 10'lara gerilerken, büyüyen kesim bu yeni orta sınıf. Çünkü, hizmet sektörü büyüdükçe, ekonomi daha fazla bilgi temeline dayandıkça, yeni orta sınıf büyüyor. Blair bu kesimi yakalayabildiği için, öncelikle onların oylarıyla üç seçim kazandı.
Şimdi, tam benimsemeden de olsa, bu kesimin CHP'ye oy vermesi bir zafiyetmiş gibi değerlendiriliyor. "Kıyıda oturan zenginler" diye neredeyse küçümsüyoruz. Evet, bu kesim elitist kültürel yönelimler, paylaşımcı-dayanışmacı değerlerin zayıflığı, siyasi organizasyon konusunda yeterince yenilikçi ve iddialı olamama açılarından eleştirilebilir. Ama, bu kesim geniş siyasi vizyonu olan bir siyasi hareket oluşturmak için de vazgeçilmez bir öneme sahip. Bu olursa, merkez sol emekçi sınıflara çok daha rahat ulaşabilir.
Sorunu laiklik değil
Sadece laiklik vurgusu bu kadar oy getiriyor, diyebilir miyiz?AYATA: CHP'nin sorunu, laikliğe sahip çıkması değil. Laiklik, ne ilerlemeye mani, ne demokratikleşmeye. CHP, dar alanda siyaset yapıyor. Temel rejim sorunları dışında siyaseti sınırlı sayıda parti politikası, parlamento mücadelesi değişkenine indirgemiş durumda.
AKP, çok daha geniş ve çeşitlenmiş bir alanda politika yapıyor. CHP, emekçi sınıfların sorunları, sosyal politikalar, dünyaya açılma, piyasa dinamizmi, yerel siyaset, kadın, eğitim ve teknoloji başta olmak birçok temel konuyla ancak marjinal olarak ilgileniyor.
Laiklik anlayışı, CHP'nin bu konularla derinlemesine ilgilenmesini hiçbir şekilde engellemiyor ki...
Ve sadece laik vurgu, örneğin yoksullukla mücadeleyi ikame edemiyor...
AYATA: Köylü nüfusun, akın ettiği yerlerde kent toplumunun parçası olabilmesi için gelire, konuta, ulaşım ve sağlık hizmetlerine, parklara, okullara ihtiyacı var. CHP, 1970'lerde bu değişime odaklanmış ve hiç değilse siyasi söyleminin merkezine bu sorunu oturtmuştu.
Oysa, günümüzde göç ve kentsel bütünleşme konusuyla AKP daha fazla ilgileniyor. AKP, bu nüfusa ekonomik ve sosyal hizmetler götürüyor, ama, bunu kültürel bir çerçeve içinde dini unsurları kullanarak, geleneksel sosyal örgütlenmelerden yararlanarak yapıyor.
Hiyerarşik, erkek-egemen, otoriter, içe dönük cemaat değerleri ile uyumlu ilişkiler kurarak yapıyor.
Seçimler 'demokrasi alanı'nı genişlettiDemokrasiyi sürekli olarak gelişen, genişleyen bir alan olarak düşünebiliriz. Bu seçimlerin önemli bir sonucu, Türkiye'nin demokrasi alanının genişleme sürecinin yeni bir boyut kazanmasıdır.
Türkiye'de cumhuriyetin ilk döneminde Anayasa, temsili meclis, ilkesel olarak sivil yönetim, evrensel oy hakkı gibi birçok kurum oluşturuldu. Daha sonra, Demokrat Parti ve Adalet Partisi çevrenin temsil mekanizmalarını güçlendirdi. Farklı siyasi elitler siyasete katılma olanağına kavuştu.
Sancılı ve zor bir dönemin sonucunda sol partilerin varlığı ve önemi kabul edildi. 1970'lerde sağ-sol eksenini içine alan yeni bir demokratik alan oluştu. Tam 30 yıllık uzun bir süre içinde dini kimliği temel bir referans olarak kabul eden siyasi akımlar parlamentoda temsil edildi, iktidar ortağı oldu ve günümüzde neredeyse egemen siyasi görüş haline geldi.
Yeni parlamentoda laiklik, ılımlı İslam, merkez-sol, merkez sağın yanı sıra etnik kimlik vurgusu yapan partiler doğrudan temsil ediliyor. Demokrasinin gelişmesi, özünde siyasi aktörler arasındaki yarışma, müzakere ve işbirliği pratiklerinin, deneyimlerinin gelişmesi demektir.
Yeni parlamento, Türkiye'nin temel çatışma eksenlerinin yumuşatılması ve böylece demokratik siyaset alanının içine çekilebilmesi bakımından yeni ve önemli deneyimlere sahne olacaktır.
Atatürk dünyaya açılmada öncüydüBiraz içine kapanmış bir parti karşısında mıyız?
AYATA: CHP'nin yerel sorunlara siyasi çözümler getirme iddiası iyice zayıfladı. Bir diğer uçta, partinin dış dünyaya yeterince açık olmadığını da söyleyebiliriz. Günümüzde, Atatürk'ün ulusal bağımsızlık fikri içe dönme, içe kapanma olarak değil, Türkiye'nin ulusal rekabet gücünü artırma olarak yorumlanabilir. Ortada gerçekten çarpıcı bir "Karadeniz Gemisi Projesi" var Atatürk'ün...
Dünya ticaretine açılma konusunda herkesten çok önce, hem de günümüzde bile hayranlık uyandıracak bir estetik anlayış içinde organizasyon gerçekleştiriyor.
Türkiye'nin uluslararası ekonomide ve toplumda yerini güçlendirmesinde, bilimsel-kültürel-ekonomik ilişki ağının dünyaya yayılmasında CHP önemli bir rol oynayabilir.
Bilime yatırım laikliği de güçlendirir
CHP, seçim yarışında AKP'nin yöntemleriyle rekabet edebilir mi?
AYATA: Sosyal demokrasi, CHP, bu tür din ve muhafazakâr cemaat temelli kültür politikaları izleyemez. Merkez sağ bile AKP ile yarışamadı dinden yararlanma konusunda. CHP, kentli seçmeni kültürel-ekonomik değil, sosyoekonomik politikalarla yakalayabilir.
Dünyada, sosyal demokrasinin en önemli başarısı ve birikimi eğitim, konut, sağlık, sosyal güvenlik, yoksullukla mücadele politikalarıdır. Artık, AKP ile cenaze kaldırma veya nohut dağıtma yarışına girmek mümkün değil. Bu alanda ilerleme, ancak bilim ve bilgi yoğun olarak sağlanabilir.
AKP'nin emek yoğun yöntemlerini, hem aynı başarı ile uygulamak olanaksızdır, hem de bu yöntemler sol bir parti için arzu edilir olmayabilir. Merkez sol için en önemli kaynak, bilgi, birikim ve uzmanlıktır.
Bu işi yapacak olan insan sermayesi, kendini mitinglerde ortaya koyan CHP seçmen tabanında mevcuttur.
CHP, bilim, eğitim ve teknoloji konularıyla yeterince ilgili mi?
AYATA: Tarihi ve kültürel anlamda CHP'nin dünya görüşünün, dünyayı değiştirme anlayışının temelinde bilim ve eğitim var. Atatürk'ün en temel mirası bu. İster elitler deyin, ister cüppeliler, yakın geçmişinde CHP hep üniversitenin partisi oldu. Şimdi, kapitalizmin tarihinde ilk defa kapitalist ekonomiyi ateşleyen temel güç "bilgi" haline geldi.
CHP, tüm enerjisini Türkiye'yi ileri bilgi ekonomisine taşımaya yöneltebilir. Üniversiteleri, medyayı, meslek örgütlerini, iş dünyasını bu konuda mobilize etmeyi temel bir siyasi hedef haline getirebilir.
Eğitim ve insan kaynaklarını geliştirmeyi bir numaralı hedef haline getiren bir parti olabilir. Laikliği, cumhuriyeti, demokrasiyi, çağdaşlaşmayı en sağlam temellere oturtacak araçlar da aslında bunlar değil midir?
İktidarın şartı
CHP'nin açılım önerdiğiniz girişimci sınıfla ilişkileri nasıl görünüyor?AYATA: Siyasi kadroları içinde çok sayıda girişimciyi bulundurmasına rağmen genel olarak girişimci dünyasından oldukça kopuk bir parti görünümünde. Oysa, günümüzde siyaset dünyası, girişimciliğin yurtiçi ve yurtdışı açılımlarından, birikiminden, dinamizminden yararlanmak zorunda.
Türkiye'de ekonomi ile siyasetin iç içe geçmesinden, tercihli kaynak dağıtımı uygulamalarından rahatsız olan, sosyal sorumluluk bilincine sahip olan pek çok girişimci var. Dünya piyasalarında bu kesimlerin önünün açılmasında, rekabet güçlerinin artırılmasında CHP iddialı bir parti olduğunu gösterebilir.
İç ve dış dinamiklerin bu ölçüde karmaşıklaştığı bir ortamda CHP, ekonomiyi AKP'den daha iyi yönetebileceğini kanıtlamak zorunda. Bu kanı değiştirilmedikçe CHP seçim kazanamaz kolay kolay. Bırakınız girişimci kesimi... İş-aş isteyen vatandaşın da gözü yatırımda, ekonomiyi kimin yönetebileceğinde.
Geçmişteki gibi değişmeli
CHP'nin dönüşebileceği konusunda işaretler görüyor musunuz?AYATA: Olumsuzluklar var, ama CHP neredeyse 90 yaşında bir parti. CHP modern Türkiye'yi kurdu, Türkiye'ye demokrasinin en temel özelliği olan muhalefet kurumunu kazandırdı, ilk büyük merkez-sol kitle partisini kurdu.
Türkiye'deki tüm iktidar partileri, darbeler veya uzun muhalefet dönemlerinin sarsıntılarına dayanamayıp yok olup gitti. CHP geçmişte değişmeyi başarabildiği için halen ayaktadır ve öyle sanıyorum ki yeni gelişmelerin gerektirdiği organizasyon ve siyasi görüş değişikliklerini yerine getirebilecek kurumsal kapasiteye sahiptir.
BİTTİ

Cafe