Yeter ki işiniz görülsün!
Bunca çirkinlik yetmemiş akıllanmak için! Sadece saha içinde değil, saha dışında da sürüyor hesaplaşma.Önce Galatasaray, sonra Trabzonspor.
İkisi de şampiyon adayı.
İkisi de büyük...
Ama ikisi de daha sezon başında 5'şer maçlarını seyircisiz oynamak zorunda.
Neden?
Çünkü bir avuç densizin, kendini bilmezin canı öyle istedi.
Çünkü görevini yapması gerekenler olup biteni seyretti.
Çünkü yöneticiyim diye geçinenler aslında kendilerini bile yönetemeyeceklerini gösterdi.
Birinde Allah ne verdiyse sahaya atıldı, futbolcunun can güvenliği hiçe sayıldı.
Ötekinde hakemin sağlayamadığı adaleti sağlamaya kalkanlar çıktı.
Sonrası daha beter...
Bu sefer kravatlı, okumuş adamlar girdi işin içine!..
Kavga televizyon ekranına, gazete sayfalarına, basın toplantılarına taşındı.
Ne ararsan var
İşte Trabzonspor- Sivasspor maçı.Tekmili bir yerde.
Tehdit, isyan, çelişki, kabadayılık, eyyam, korkaklık...
Ne ararsan var.
Baştan aşağı her şey yanlış.
Maç gecesi yaşanan diyaloglardan, Futbol Federasyonu yönetiminin kaçak dövüşüne, PFDK kararlarından hakemine sahip çıkamayan MHK'sine kadar her şey, gizlenemeyecek bir rezaletin ipuçlarını veriyor.
Trabzonspor Başkanı Nuri Albayrak maçtan sonra Futbol Federasyonu yönetimini tehdit ediyor, üzerine alınan bir Allah'ın kulu yok.
Hakem Bülent Demirlek hakem yorumcuları tarafından adeta linç ediliyor, MHK Başkanı ve üyelerinin sesi çıkmıyor.
Disiplin Kurulu olay dosyalarını derleyip üç günde racon kesiyor, Futbol Federasyonu bir türlü toplanıp maçın sonucunu tescil etme cesareti gösteremiyor!
Belki zaman kazanıp tansiyonu düşürmeyi planlıyor, belki de yeni pazarlıklara yelken açılıyor!
"Sivasspor olayda mağdur olan taraftır" deniyor, kimse 250 bin YTL'lik para cezasının neden verildiğini açıklayamıyor.
Hukuk Kurulu "Maç 3-0 Sivasspor'un lehine tescil edilmelidir" görüşü bildiriyor, federasyon haberi yazan gazeteciden hesap sormaya kalkıyor.
Trabzon'da yerel medya tüm duygusallığı ile "Ya adalet ya kaos" başlığı atıyor, futbolu yönetenler tatile çıkıyor.
Sanki korkunun ecele faydası var!..
Sanki bu federasyon eninde sonunda o maçla ilgili kararını vermeyecek.
Ve sanki açıklanacak sonuç herkesi memnun edecek!
Bir bedeli var
Şu gerçeği kimse inkar etmesin, geçmişte benzerlerini yaşadık, sonuçlarını gördük.Adı Haluk, Levent, Hasan ya da Ayhan olsun.
Eğer iktidar koltuğuna ancak bazı pazarlıklarla oturabiliyor, ödünler veriyor veya alıyorsanız.
Bunun bir bedeli olacağını da bilmeniz gerekir.
Ama üç ay, ama üç yıl sonra birileri çıkar, diyetini ister.
Öküz ölür, ortaklık bozulur, beklentiler sona erer, çıkarlar çatışır...
Tıpkı Türkiye- İsviçre maçının doğurduğu sonuçlar...
Tıpkı Trabzonspor- Sivasspor maçının ardından ibretle izlediğimiz gelişmeler gibi.
Önünüze bir hesap konur ve size iki seçenek kalır!
Ya öder, ya çeker gidersiniz.
Bugün futbolun tüm unsurlarının, kulüplerin ve Futbol Federasyonu'nun düştüğü açmaz budur.
O yüzden hiç umudum yok!
İktidarlar değişir, spor bakanları değişir, federasyon başkanları değişir.
Birileri gider, birileri gelir.
Yine aynı ödünler, tavizler verilir, karşılığında Levent'teki tarihi köşkün anahtarı alınır.
Anahtar verilir, alınır.
Verilir, alınır...
Düzene kızmayın!...
Çünkü bugün onun, yarın ötekinin işi görülür!..
Fikstürün azizliği!
Galatasaray ve Trabzonspor teknik adamları kahretse de, seyirsiciz oynama cezalarına avuçlarını ovuşturarak sevinenler de var.
Kimler mi?
Ç.Rizespor, Ankaragücü, Konya, Beşiktaş ve Ankaraspor tabii ki...
İster fikstürün azizliği, ister şans deyin.
Biliyorsunuz bu sezon Trabzonspor ligde Galatasaray'ı takip edecek.
Sarı-kırmızılılara konuk olan takım sonraki deplasmanında Karadeniz'e gidecek.
Beğendiniz mi?
İlk hafta Ali Sami Yen'de boş tribünlere oynayan Ç.Rize, yarın aynı sessizliği Avni Aker'de yaşayacak.Sonra sırasıyla Ankaragücü, Konyaspor, Beşiktaş ve Ankaraspor takımları seyirci baskısından uzak, ciddi iki rakip karşısında önemli bir avantaj sağlayacak.
Daha ne olsun?
Sahaya girip yumruk atan...
Sövüp küfür eden ...
Oyun alanına su şisesi, kırık koltuk parçası, bozuk para, cep telefonu, ayakkabı fırlatan da yok!..
Yok oğlu yok.
Taa Kasım ayına dek iki haftada bir, iki önemli maçta seyirci yok.
Nasıl?..
Beğendiniz mi futbolumuzun yeni trendini?
Oftaş İzmir'e değil, Van'a
Göztepe'yi TMSF'den kurtaran yeni patronu şimdi de Gençlerbirliği Oftaşspor'a talip olmuş.
Önce şunu söyleyeyim;
Ben Oftaşspor'un satılmasına değil, bazılarının istediği gibi ligden atılmasına karşıyım.
Ama bu noktada kırmızı-siyahlıların İzmir'e taşınmasına da muhalifim.
Renginin sarı-kırmızı olacağından, adının değişeceğinden filan değil tepkim.
Eğer koskoca İzmir kenti bunca potansiyele karşın Süper Ligi milyon dolarlar verip bir başkasının penceresinden izleyecekse, olmaz olsun böyle transfer derim.
Her ne kadar Futbol Federasyonu Oftaş'ın başkent dışına çıkmasına onay vermiyorsa da, yarın talimatlar değişirse İzmir'e gideceğine Anadolu'nun bir başka kentine taşınmasını tercih ederim.
Federasyon bu yasağı niye koydu?
Ligdeki takımların belli merkezlere toplanmasını önlemek ve oyunun kapsama alanını genişletmek için...
Ama ortada bir gerçek daha var.
Süper Lig'deki 18 takımdan 9'u İstanbul ve Ankara arasında sıkışmışsa, Oftaşspor'un satışına izin verilmeli ama rota batı değil, doğu olmalı.
Daha açıkcası Oftaşspor Erzurum'a, Van'a, Çorum'a, Diyarbakır'a, Hakkari'ye taşınabilmeli.
Ama Ankara'nın batısına, İzmir'e veya Antalya'ya asla!
Parasını verip ithal zevkler yaşamak konusunda uzmanlaşan bu kentler, turizme yaptıkları yatırımın onda birini futbola ayırdıkları takdirde, çok değil bir sezon sonra övünebilecekleri yeni değerler yaratabilir, "İşte bu da bizim eserimiz" diyebilirler.
cersen@milliyet.com.tr

Cafe
