
Metin MÜNİR
Subprime: Bir açgözlülük, çakallık ve korku öyküsü
Dünya borsalarındaki düşüşün arkasındaki nedeni aramak için derin iktisat teorilerine ihtiyaç yok.
Neden çok basit. Açgözlülük, yani "paraya karşı bencil, aşırı ve kontrolsüz tamah." Çakallık ve korku.
Dünyada görülmemiş bir para bolluğu var. Geçtiğimiz 10-15 yılda bazı kişilerin, kurumların ve devletlerin ellerinde astronomik miktarda paralar birikti. IMF'nin Nisan 2007 raporuna göre 2005 sonu itibariyle toplam finansal varlıklar dünya gayri safi milli hasılasının 3.5 misli idi.
Para bolluğu, yanında başka bir gelişme getirdi: Düşük faiz.
Varlıklılar eskiden paralarını daha çok bankalarda, borsada, veya bonoda değerlendiriyorlardı. Bu kaynaklardan gelen temettüler yetmemeye başladı. (Açgözlülük.)
Yatırım bankalarının temiz yüzlü ve iyi giyinmiş genç MBA'lileri süper zenginlerin temettü iştahını tatmin etmek için yeni enstrümanlar icat etmeye başladılar. (Çakallık.)
Bunlar daha çok getirisi ama olan daha riskli ve karmaşık enstrümanlardı. Bu enstrümanlarla değişik teminatlara bağlı bir sürü türev yaratıldı. Para bol olduğu için hangi kurum veya kişilere kredi açıldığına gerekli dikkat gösterilmedi. Geri ödenmesi şüpheli alacaklar yaratıldı ve bunlar birinci sınıf krediymiş gibi paketlendi.
Uyarılar artmaya başladı
Bankalar bu alacakları ellerinde tutmadılar. Herkes gibi yüksek temettü peşinde koşan başka bankalara, emeklilik fonlarına, sigorta şirketlerine, "hedge" fonlara ve diğer fonlar ve özel kişilere sattılar. Risk küçük parçalara bölünüp dünyanın dört bir köşesine dağıtıldı ve küçük olduğu için daha hazmedilir hale geldi. Bu olgu da gözü kara kredi genişlemesini körükledi.
Bazı merkezlerden gidişin iyi olmadığına dair sesler hep duyuldu. Ama bir kural var: İşler iyi giderken, yani herkes bol para kazanırken, bu gibi uyarılar, doğru oldukları bilindiği halde, asla kale alınmaz. Yatırım bankaları üç-dört yıl içinde rekor kârlar elde ediyorlardı.
Geçen senenin ikinci yarısından başlayarak bu kredi ve türev bolluğunun balon gibi şiştiği ve krize yol açabileceği konusunda uyarılar artmaya başladı.
Ve kriz, birçok ekonomistin beklediği gibi, Amerika Birleşik Devletleri konut sektöründe patlak verdi. Düşük gelirlilere konut almaları için değişik finans kurumları tarafından açılan subprime mortgage kredilerini verenler ve alanlar iflas etmeye başladılar.
Ve korku devreye girdi. Yatırımcılar ellerindeki diğer kâğıtların subprime mortage'lar gibi ellerinde patlayacağından endişe etmeye başladılar. Batı'da bankalar bile birbirlerine kredi açmaya korkar oldu. Merkez bankaları devreye girip likidite darlığını gevşetmek zorunda kaldılar.
Parti sona erdi ve ışıklar söndürüldü. Şimdi, bu balonu şişirten bankalar dahil herkes, karanlığın ne kadar uzun süreceğini merak etmekle meşgul.
mmunir@milliyet.com.tr

Cafe