Masai Mara'nın avcıları! (1)
Bir aslan grubu otların arasına yerleşmiş. Kıpırdamaya niyetleri yok. "Araçtan inip biraz daha yaklaşsam!" diyorum rehberimize. "İyi bir akşam yemeği olursunuz!" diyor suha.umar@isbank.net.tr
Dört motorlu, pervaneli Dash 7, tarla ile toprak yol karışımı pistten kalktıktan sonra bir türlü yükselemiyor. Endişe dolu bir ifade ile güzel hostese bakıyorum. Bana gülümsüyor. Ve uçak alçalmaya başlıyor! "Buraya kadar Süha" diyorum. Birden, üç zürafanın başını sıyırarak yine bir tarlaya iniyoruz. İkisi İranlı biri Karayipler'den üç genç kız bize veda edip uçağın kapısına yöneliyor. İranlılar konuşmalarımızdan Türk olduğumuzu anlamışlar. Biz onları İspanyola benzetmiştik. Kısmen yanılmışız! Biz bir sonraki durakta ineceğiz!
Büyük göçün mekanı
Kenya'da, Mara Nehri'nin suladığı, Masai Mara Doğa Koruma Alanı'ndayız. Daha aşağısı, Tanzanya'nın ünlü Serengeti Yaylası. Mara Nehri 1 milyon 300 bin wildebeest'in her yıl iki kez geçmek zorunda olduğu nehir. Belgesellere konu olan bu göç, timsahlar nedeniyle hayvanların korkulu rüyası.Nehri, Sosis Ağacı Geçidi'ndeki köprü ile aşıyoruz. Sosis şeklinde, içi süngersi meyveleri olan bu yatık dallı ağaçlar leoparların tercihi. Avları ile birlikte ağaca tırmanıp hem leş yiyen sırtlanlardan, çakallardan uzak duruyor hem de tehlikeden uzak bir yerde uyuyabiliyorlar. Bu defa şansımız yok. Mara'nın leoparlarına rastlamıyoruz.
Nehrin ötesinde, batı yönünde büyük bir fil sürüsü, otlayarak ağır ağır kuzeye ilerliyor. Çoğunluk dişilerle yavrularda. Yarım mil kadar geride, her renkten bir evcil sığır sürüsü. Çobanları, kırmızı pelerinleri ile Masai savaşçıları! Herkes kendi yolunda. Anadolu bozkırında koyun burada fil, antilop, ceylan hatta hippopotam! Hep birlikte, arada da Masailer ve evcil sürüleri, yaşayıp gidiyorlar.
Ernest Hemingway haklıymış! Masailer sırım gibi ve güzel insanlar. Aslanı bile bir vuruşta öldürdüğü söylenen "Masai topuzu" ve uzun mızrakları ile antik çağlar savaşçılarını anımsatıyorlar.
Rehberimiz Alex, "Water buck" diyor. "Yırtıcılar bunları tercih etmiyor çünkü etlerinde garip bir koku var!" "Masai Mara'nın büyük kedilerinin de bir damak tadı var demek" diye düşünüyorum, fotoğraf çekmeye başlarken. Oradan ayrılıyoruz, bu kez karşımızda Topi antilopu. Tam bir karayağız delikanlı!
En tehlikeli yaratık
Birden etrafımızı saran yabani manda sürüsü, tüylerimi diken diken ediyor! Belki 200 manda var sürüde. Onların da yavruları, zebralar gibi kahverengi. Erişkin bir yabani manda, bir tondan fazla çeken tam bir kas yığını! Yatık boynuzları ne kadar ürkütücü ise üzerinde dolaşan ve parazitlerini toplayan kuşlarla böylesine bir dostluk kurmuş olmaları bir o kadar şaşırtıcı. Temsil ettiği güç ölçmekle bitmez. Zaten ölçmeye de gelmez! Özellikle sürüden atılmış, yaşlı erkek yabani manda, dünyanın en tehlikeli yaratığı! Afrika'da her yıl en çok insanı öldüren de o!Bir aslan grubu otların arasına yerleşmiş. Kıpırdamaya niyetleri yok. "Araçtan inip biraz daha yaklaşsam!" diyorum rehberimiz Alex'e. "İyi bir akşam yemeği olursunuz!" diyor. Parlak fikrimden vazgeçiyorum.
"Ormanlar kralı!" ama aslan ormanda yaşamıyor. Topu topu 30 metre uzaktayız aslanlardan. Her tarafı açık bir arazi aracının içinde. Avcılık günlerimde kaçan tilkiyi durdurmak için yaptığım gibi, keskin bir ıslık çalıyorum! Rehberimizin ve araçtaki biri Kenyalı diğeri İrlandalı iki genç çiftin şaşkınlık dolu bakışları arasında aslanlardan biri kalkıyor. Ve bana istediğim bütün pozları verip tekrar otların arasına uzanıyor. "Sağol!" diyorum. "Bu iyiliğini unutmayacağım!" Bana dönüp koca sivri dişlerini göstererek esniyor! Alex'in sözlerini anımsıyorum. Sırtım ürperiyor.
Masai Mara'nın avcılarının tok olduğuna şükrediyorum!

Cafe