Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ağustos 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu kampanyaya destek verin

Satır Arası / Deniz Sipahi

Karşıyakalılar aslında İzmir sporunun içine girdiği bu kısırdöngüyü çok önceden görmüşlerdi. Camiayı harekete geçirecek ve duraklama dönemini en az hasarla geçirecek organizasyonları kurmayı başlamışlardı.
Örneğin 1912 Karşıyaka Derneği bunlardan bir tanesiydi.
Dernek, spor kulübüne endeksli bir proje değildi.
Elbette KSK’nin başarı için elden gelen her şey yapılacaktı ancak hedef camiadaki birlikteliği güçlendirmekti. Yani Türkiye’de giderek yükselen spor fanatikliğinin karşısında camia olmanın keyfi hatırlatılacaktı.
Elbette bunu yapmak çok kolay değildi.
Spora endeksli olmama şartı aransa da elbette lokomotif bir gücün olması gerekiyordu.
KSK’nin Süper Lig’te olmaması, planlanan projelerin hayata geçmesini geciktirmiş olabilir.
Ama ben inanıyorum ki; kuruluş aşamasında İzmir ve Türk sporunun içinde bulunduğu durumla ilgili çekilen genel fotoğraf bugün için de geçerlidir.
Belki size bu sözler fantezi olarak gelebilir.
Ancak emin olun ki; İzmir’deki aidiyet duygusunu Türkiye’nin hiçbir yerinde bulmanız mümkün değildir.
Bu ülkenin her bölgesini, her şehrini gezmiş bir insan olarak Karşıyakalı olmanın, Göztepeli olmanın, Altaylı olmanın, İzmirsporlu olmanın çok önemli bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
O yüzden bu tür girişimleri çok önemsiyorum.
* * *
Son kırk yılda göçle dengeleri bozulan kentlerimizin, bu coğrafyada yaşayan insanların ''ortak hayaller'' kurabilmesi için başka seçenekler elimizde bulunmuyor ne yazık ki...
1912 Karşıyaka Derneği, kentin en önemli bölgelerinden biri olan Karşıyaka’nın geleceği kadar geçmişiyle de ilgili... Çünkü geçmiş geleceğin aynasıdır. Eğer bugün sağlıklı kararlar vermek istiyorsak dün yaptıklarımız da önem kazanıyor. O yüzden spor kadar kentli yaratmayı da konuşmalıyız; kültürel mirası da sanatın katkısını da gençliğin dinamizmini de çocuklarımızın hayallerini de...
Karşıyaka’da başta 1912 Karşıyaka Derneği olmak üzere birçok oluşumun bu amaç endeksli çalışıyor olması bu kent için bir şans. Bunları konuşuyor olmak bile İzmir adına bir fırsattır.
* * *
www.yesil-kirmizi.com sitesi uzun zamandır bir başka kampanyanın bayraktarlığını yapıyor.
Karşıyakalılar kendilerine ait, camiaya yakışır bir statta maçlarını oynamak istiyor.
Belediye Başkanı Cevat Durak da bunun planlarını yapıyor.
İlçeye yapılacak bu stadın hem Türkiye’deki birçok kulübe örnek olabilecek bir yapı olması arzu ediliyor, hem de stada konulacak isimle mesaj verilmek isteniyor.
Grubun sözcüsü Deniz Gezginci diyor ki...
''İzmir Türkiye’nin en aydınlık yüzü. Bir ilki yine gerçekleştirebilir. Spor özellikle de futbol erkek egemenliğinde yapılıyor. Bugüne kadar neden bir kadının ismi bir futbol stadına verilmedi? Bunu biz niye yapmayalım? Bu kişi de neden yüce önderimiz Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmasın?
Sitemizde bir anket yaptık. Karşıyakalı taraftarlar statlarının bir an önce yapılmasını ve adının da Karşıyaka Zübeyde Hanım Stadyumu olmasını istiyor. Biz Karşıyaka taraftarları olarak bir şeyler yapmaya, yönetimimize yardımcı olmaya ve Karşıyakalıların farklı olduğunu, sporun barış, kardeşlik olduğunu anlatmaya çalışıyoruz...''
* * *
Ben bu kampanyayı destekliyorum.
Ve...
Karşıyakamızın Süper Lig’teki ilk maçını, Karşıyaka Zübeyde Hanım Stadyumu’nda izlemeyi çok arzu ediyorum.

Türkiye ve ''sarı öküz olayı''

Öyküyü okumuş veya duymuş olabilirsiniz; yine de özetleyerek hatırlatmakta yarar var sanırım. Bir zamanlar otlağın birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslanlar sürüye saldırır, ancak bir araya toplanan öküzler bu saldırıları kolayca savarlarmış. Aç kalan aslanlar otlağı terk etmeyi düşünürlerken en çelimsiz, ama en kurnazları Topal Aslan ''Ben bu işi hallederim'' diyerek, elinde bir beyaz bayrakla öküzlerin lideri Boz Öküz’ün yanına gitmiş ve ''Size saldırıyoruz, ama hep Sarı Öküz yüzünden. Onun rengi gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor... Verin onu bize, barış içinde yaşayalım!'' demiş. Boz Öküz ve önde gelen öküzlerce tartışılan teklife yaşlı Benekli Öküz dışında hepsi sıcak bakmışlar ve Sarı Öküz verilmiş aslanlara... Gerçekten de günlerce saldıran olmamış sürüye; ta ki aslanlar yeniden acıkana dek. Topal Aslan yeniden gitmiş Boz Öküz’ün yanına. ''Gördünüz ya biz ne uysal milletiz. Yalnız şu sizin Uzun Kuyruklu Öküz... Kuyruğu öyle uzun ki! O kuyruğu salladıkça, bizim aklımız başımızdan gidiyor... Verin onu bize, yeniden barış içinde yaşayalım.''
* * *
Boz Öküz yine danışmış sürünün büyük başlarına ve Uzun Kuyruklu Öküz’ü de vermişler. Benzer olaylar tekrarlandıkça aslanlar semirmiş ve çoğalmış, öküzlerse zayıflamış ve seyrelmişler. Üstelik aslanlar iyice küstahlaşmış; artık bir neden göstermeden ''Verin bize şu öküzü, yoksa karışmayız'' diyorlarmış.
Geriye kalan birkaç öküzden biri Boz Öküz’e sormuş bir gün ''Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu savaşı aslanlara karşı?''
* * *
Boz Öküz, nemli gözlerle ve pişmanlıkla titreyen bir sesle yanıtlamış. ''Sarı Öküz’ü verdiğimiz gün''
Türkiye’nin ''Sarı Öküz Olayı'' kimilerine göre köy enstitülerinin kapatılması veya Türkçe ezan zorunluluğunun kaldırılması, kimilerine göreyse Amerikan yardımları.
''Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet / Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.''
Belki de Türk aydınlarını hedef alan cinayetler dizisi, AB’ye girmek için Kıbrıs’ta verilen ödünlerdir sarı öküz olayları. Sarı öküzlerse hapse atılan Nâzım Hikmet, görevleri sona eren İsmail Hakkı Tonguç, Rauf Denktaş, gibileri; katledilen Abdi İpekçi, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi nice aydınlar.
* * *
Sarı öküzler kibrit kutusunda ters duran kibrit çöplerine benziyor; hemen dikkat çekip, ilk onlar yanıyor. Karanlık çevrelerine yaydıkları ne ilk, ne de son ışık oluyor bu. Ne yazık ki sarı öküzlerin nesli hızla tükeniyor. Onları korumak, kollamak gerek.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bu kampanyaya destek verin





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet