
Melih AŞIK
Açık Pencere
Kiracı öğrenciler
Üniversite öğrencileri yavaş yavaş bavullarını toplamaya başladılar. Bütünleme sınavına girecek olanlar baba evinden üniversite kentine doğru yola çıkma hazırlığında... Üniversiteli yakınımız dedi ki geçenlerde:
- Eskişehir'e biraz erken gideceğim. Ev arayıp bulmak zorundayım.
- Üniversite bu konuda size destek olmuyor mu?
- Hayır... Emlakçıları dolaşmak zorundayız... Onlar da zaten bizi bekliyorlardır şimdi!
Emlakçı, komisyon olarak bir aylık kira da kendisi istiyormuş...
Oysa dünyada pek çok üniversite, bu iş için bir öğrenci bürosu kurar... Evini kiralamak isteyen konut sahipleri bu büroya başvurur. Büro, ev sahibi ile öğrenciyi buluşturur. Emlakçıyı aradan çıkarır.
Üniversiteler bu zahmete girmek istemiyor mu? Öğrencilerin üniversite içinde böyle bir büro kurmasına destek olur. Hizmeti onların eliyle yürütür.
Tabii sözünü ettiğimiz Avrupa kentlerinde... Biz evini kiraya veren aileleri, öğrencilere katkıda bulunma çabası içinde gördük. Türkiye'de maalesef öğrenciler kimi ev sahiplerince yolunacak kaz gibi görünüyor...
İktidar ise malumunuz "yurt sıkıntısı"nı çözümlemek için pek gayretli değil.
Çünkü yurtlarda yer bulamayan ve ev tutamayan öğrenciler soluğu cemaat evlerinde alıyor. Bunda da sakınca görülmüyor!
O yüzden üniversiteler dışarıdan gelen öğrencileri koruyucu önlemler almak zorundadır...
Gül cumhurbaşkanı olursa Kayseri Belediye Bandosu "Gülüm Benim" türküsünü çalacakmış.
Kimileri de "Ömürler geçiyor ağlaya güle" şarkısını söyleyecektir mutlaka...
Haldun Ertem
İran ne yapıyor? Pejak saldırıları biraz artmayagörsün... Derhal Kandil Dağı'nı bombalıyor. Kadın, çocuk dinlemiyor. En ilginci de... ABD'den ya da peşmergelerden bir tepki gelmiyor... Bağımsız ülke saygınlık ve korku yaratır. Bağımlı ülke tokadı yer durur... Hem onurunu hem gençlerini harcatır...
Ve iki hafta boyunca akşam yemeklerini değiştirmezmiş... Stefanos Yerasimos'un "Sultan Sofraları" adlı kitabından öğreniyoruz ki, ayın ilk on dört günü Fatih, her akşam şalgamlı ve yumurtalı kuzu yer, yanında sarı erikli çorba içermiş. Geri kalan 14 gün ise soğanlı tavuk kebabı ile yanında koruk ya da erik suyu katılmış bir balkabağı çorbası yermiş...
Sabah yemekleri ise daha bol ve çeşitliymiş... Yumurtalı lapa, mantı, yoğurtlu erişte, kestaneli bulgur, soğanlı mutancana, sarmısaklı balık, nohutlu kabuni, pazılı burani, tavuk kalyesi vs...
Ayrıca, Fatih ömründe hiç domates ve patates yememiş... Çünkü bu iki sebze henüz Avrupa'ya gelmemiş...
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe