
Bulutay ve ekonomide yaşananlar
İktisat/İşletme ve Finans dergisi 22 yıldan beri aralıksız yayımlanıyor. Ali Bilge'nin çıkardığı bu dergide yayımlanan makaleler, Amerikan Ekonomi Kurumu (AEA), JEL ve EconLit'de endeksleniyor. Dergi sayesinde, Türkiye'de de bilimsel makale ve incelemeler, aynı yabancı ülkelerde olduğu gibi hakemle değerlendirilip endeksleniyor.
Derginin temmuz sayısında, Tuncer Bulutay, "Dünyada ve Türkiye'de Yaşanan Son İktisadi Gelişmeler"i incelemiş. Makale, gerçekten muhteşem bir bakış açısıyla, dünya ve Türkiye ekonomisini değerlendiriyor. Bu makale mutlaka okunmalı. Makaleden bazı çarpıcı değerlendirmeleri kısaltarak sıralıyorum:
İktisat kuramında "bedava yemek yoktur" vurgusu yapılır. Ama, günümüzün konut ve borsa balonlarıyla, spekülatörler için özellikle ABD'de üretime dayanmayan bedava yemekler yaratılıyor. Bunalım çıkınca da bu yemeklerin parası toplumdaki ya da uluslararası alandaki güçsüzlere ödettiriliyor.
Kâr edenler, zarar edenler
Sıcak paranın girişi ve çıkışı sırasında getirdiği ve götürdüğünün niteliği önemsenmiyor. Oysa, götürülen büyük kâr, faiz ve rantlar ekonominin geleceğine büyük zarar verebilir.Azgelişmiş ülkeler için yasal güvence olsa bile ekonomik güvence yok. Çünkü, ekonomik güvence güçle gelir. Bu yüzden, koruyucu (hedge) fonlar denilen sorumsuz fonlar, gelişmekte olan piyasalarda istedikleri gibi at oynatmakta, büyük rantlar, faizler sağlayabilmektedir.Enflasyon hedeflemesinin bir etkisi, reel faizler artırmak, kâr ve ücretleri azaltmaktır. Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflemesi politikası, para politikalarında açıklık, tutarlılık, sorumluluk getiriyor. Ama, enflasyonu düşürmenin sorunları çözmeye yeteceği, üretim artışı sağlayacağı düşünülmemeli. Merkez Bankası, enflasyon hedefini tutturmaya aşırı önem veriyor. Bu amaçla, TL'nin aşırı değerli olmasının sakıncalarını göz ardı edebiliyor. Bu durum, dövizle borçlananlara ve sıcak para sahiplerine yarar ve kâr sağlıyor.
Tüketiciler de ucuz dışalım fiyatlarından yararlanıyor. Buna karşılık, dışsatımcılar zarara uğruyor. Asıl zararı ise, orta dönemde ekonomi görüyor. Dış borçlar artıyor. Borçlara büyük reel faizler ödeniyor.
İmalat sanayii gelişemiyor. İşsizlik artıyor. Yükselen iç ve dış borçlar, sıcak paranın yurtdışına kaçma olasılığını artırıp bunalım tehdidini sürekli kılıyor.
Rezervin artırılması öneriliyor
AKP iktidarı döneminde yoğunlaşan dış kaynakların, yatırımları artırma etkisi olmamıştır. Yatırımların eskiden olduğu gibi yine iç tasarruflar düzeyinde bir seyir izlediğini görüyoruz. Yabancılara sadece yüksek reel faizle değil, TL'ye değer kazandırılarak da kaynak aktarılıyor. Yabancılar, bozdurdukları dövizlerini daha az TL vererek geri alabiliyorlar. IMF'nin temel kaygısı, yabancı yatırımcıya güven sağlamaktır. Bu nedenle, Merkez Bankası'na 60 milyar doları aşan döviz rezervinin daha da artırılması öneriliyor. Bu rezervler, bir kaçış durumunda yabancı yatırımcılara ucuz döviz satabilmek için tutuluyor. Üstelik, rezervler getirileri çok düşük biçimde yabancı bankalara yatırılıyor.
Yarın da devam edeceğim.
ytoruner@milliyet.com.tr