Bengü’nün yolu
malphan@milliyet.com.tr
Şarkıcı Bengü benim ortaokul ve liseden sınıf arkadaşım olur. Geçen perşembe Ali Eyüboğlu’na verdiği röportajda söylediği gibi okulda müzik faaliyetleri ondan sorulurdu. Ondan sorulurdu derken, koro olur, müzikal olur, hepsinde yer alırdı. Genelde de başrolde olurdu. En güzel sesli kızdı yani.Sivriliğini görmedim.
Tatlı, iyi huylu, olduğundan da küçük gösteren, bebek yüzlü bir kızdı.
Okulda hobi gibiydi müzik onun için. Ne bileyim, bir gün müzikle ilgili bir şeyler yapabileceğini düşünürdüm hayatta ama popçu olacağı aklımın ucundan geçmezdi.
Hele hele seksi pozlar verip ağzının kenarından dondurmalar akıtacağına hiç ihtimal vermezdim.
Bir gün duyduk, Kenan Doğulu’ya vokalist olmuş. Sonra albüm yaptı, bir albüm daha yaptı. Arada bir klibini görür, bir-iki programda rastlardık.
Ne olduysa şu dans yarışmasıyla oldu.
''Burada ne işi var?'' diye düşünmeden edemedim.
Popülaritesi de bu yarışmadan sonra arttı galiba.
Yeni albümüyle de ''seksi'' bir imaja büründü. Ama uğraşarak seksi olunamıyor. Ya seksisindir ya da değilsindir.
Bengü seksi olma çabaları içine girdi. Haksız da sayılmaz. Şirin ve iyi kız imajıyla bu piyasada tutunamadı. Tutunsa da arzuladığı çıkışı yakalayamadı.
Ne zaman ki Erol Köse’nin kanatları altına girdi, Serdar Ortaç elinden tuttu; ardından elmalar arasında yuvarlanma, dondurma yemeler falan geldi...
Ve Bengü üzerine uymayan bir elbise giymiş gibi seksapeline kavuştu. Ama bu seksapel eğreti duruyor üzerinde, gitmiyor ona.
Serdar Ortaç deseniz zaten ''eller havaya'', ''sabun köpüğü'' gibi plaj şarkıları yapıp duruyor. T-Box bikini gibi seri üretim Serdar Ortaç şarkıları satılıyor. Partilerde, gece kulüplerinde içkiye meze, abur cubur niyetine şarkılar bunlar.
Belki Bengü şöhret yolunda emin ellerde olduğuna inanıyor.
Öyledir eminim. Ama ne bileyim, ben onu başka yerlerde görmeyi isterdim...
Yan gelip yatmayı hepimiz istiyoruz
Eda Taşpınar’ın tüm gün ve günler boyunca güneşin altında nasıl yattığı hepimize dert oldu.
E nasıl olmasın?
Kıskançlıktan çatlıyoruz tabii. Biz burada oturup dirsek çürütürken, Taşpınar bütün gün yatıyor.
İş yok, güç yok, yat da yat...
Arada gelsin kolalar, biralar, karpuzlar... Yatmaya devam.
30 dakika sırtüstü, 30 dakika yüzükoyun.
Dert yok, tasa yok.
Kol mesafesinde masmavi deniz, arada ördekleri beslemek falan... Bazen sahildeki mağazalarda alışveriş.
Bazen sevgiliyle öpüşüp koklaşmak.
Çoğu zaman da yağlanıp şezlonga yapışmak.
Kulağıma gelenlere göre Taşpınar’ın güneşe dayanma gücünün sırrı serummuş.
Arada - artık fenalaşınca mı bilmem ama- Bodrum’da hastaneye gidip serum alıyor, sonra sahile dönüp güneşlenmeye devam ediyormuş.
Etsin, bize mi dert oldu?
Zaten insanın doğasında tembellik yok mu?
Öyle olmasa neden herkes kısa yoldan para kazanmanın hayalini kursun?
Neden herkes lotodan medet umsun? Biz ekipçe her hafta loto oynuyoruz. Herkes beş milyon atıyor, artık alabildiğimiz kadar kupon alıyoruz. Şansımızı artıracağız ya!
İtiraf edemesek de hepimizin hayali yan gelip yatmak.
Aynen Eda Taşpınar gibi.
Artık isteyen Eda Taşpınar gibi deniz kenarında yatar, isteyen evinde bütün gün televizyon izler, isteyen seyahat eder. Herkes kendi ''hiçbir şey yapmama'' tarzını oluşturur. Kim karışabilir ki?
Esas ayı biziz!
Bingöllü köylüler yaralı bir ayıyı taşlayıp çivili sopayla öldürene dek dövdüler geçen hafta. Hayvan suda debelenip duruyor, dermanı kalmamış.
Bizim ayılar hâlâ zavallı hayvanı dövüyor.
Bu ülkede insanlar hayvan cinayetinden de yargılanmalı.
Yoksa bu insan müsveddelerinin akıllanacağı yok.

