Maçı Alex ve Kezman alır
Fenerbahçe bu ön eleme turu hikayesi boyunca Avrupa'da hiç olmadığı kadar iyi durumda. Bu iyi durum kendisinden değil şartlardan ve rakipten kaynaklanıyor. Şöyle de diyebiliriz: Futbolculuğunda Zico'nun yanında hiç olmayan şansı Fenerbahçe'de en yakın arkadaşı.
Bir kere, en başta, en uygun rakip çıktı.
Fenerbahçe kadrosu karşısında rakibin ayakları titriyordu. 45 dakika oyuna giremediler bile. Fenerbahçe öne geçti. Anderlecht 2. yarı uyandı, bastırdı. Bastırabildiğini, rakibi baskı altına aldığını gördü ama atamadı.
Şimdi çok güvenliler. Keskin bir ruh hali değişikliği oldu. 1-0'lık ilk maç sonrasında bu kez Anderlecht, Fenerbahçe'nin bir balon olduğunu düşünüyor. "İstanbul'da bu kadar rahat rakip kaleye gittiysek, Brüksel'de onları yarı sahalarından çıkarmayız". Ruh halleri bu.
Rahat ve saldırgan oynayacaklar. Çok güvendikleri Frutos bu kez oynayacak olsa da Anderlecht'in bu seviyede, rahat bir 2 yönlü oyun oynaması olası değil. Diğer Arjantinli Biglia daha çok hücuma yöneleceği için normal olarak savunma güvenliğinde aksama yaşayacaklar.
Ve düşünün böyle bir maçta Fenerbahçe'ye 1 gol yetiyor. Bundan daha uygun bir durum olamaz.
Gelelim Fenerbahçe'ye. Bir 45 dakikayı dar alanda oynayabiliyorlar. Bu büyük avantaj. Daha büyük avantaj ise gol yemenin ciddi bir sıkıntı yaratmayacak olması. Hatta 2 gol yemek bile ciddi bir sıkıntı yaratmayacak. 2-1 tur demek.
Bundan daha iyisi olmaz.
Fenerbahçe'nin aradığı, fizik olarak diriyken ve konsantrasyon tamken, yani maçın başında üzerine gelecek bir takım. Uzun süredir ilk kez bunu bulacaklar.
Savunma sorunu yapısal olarak çözülmüş durumda. Lugano bu sene çok daha farklı. Ama asıl önemlisi Fenerbahçe'nin Van Hooijdonk'tan sonra bir saha içi teknik direktöre kavuşmuş olması. Roberto Carlos, iyi niyetli ve çalışkan oyunun yanı sıra takımın konsantrasyon sigortası. Herkesle konuşuyor. Herkese yerini gösteriyor. Hiç susmuyor. Bu durum savunmaya sınıf atlattırdı. Orta saha ayakta kaldığı sürece savunma ciddi bir sıkıntı yaşamıyor.
Dizayn etseniz bundan daha iyi şartlar sağlayamazsınız. Gelelim kopma noktasına. Tümer ve Alex bu tip oyunlarda vasatlarının altına düşmüyorlar. Şut var rakibi yaran koşular var. Eğer bu standardı sağlarlarsa, hücum öncelikli Anderlecht'in dayanabilmesi olasılık dışı. Özellikle Biglia duvarından kurtulacak olan Alex bundan daha uygun bir oyun tarzı arasa bulamaz.
Ve kilit adama gelelim. Mateja Kezman ruhsal olarak bundan daha dipte olamaz. Pas verecek yerde şut çekip tersi durumda tam tersini yapıyor. Ama en kötü gününde bile haftanın asistini yapmayı başardı. Seyirciyle kavgada olmayacağı, atacağı bir golün bile her şeyi değiştireceği bir maça çıkıyor. Sıkıntı minimumda. Alex, Tümer gibi pasörlerin görece rahat oynayacağı ve onun pazarına hitap eden bir maçta oynayacak. Bu maçı çevirmek onun hakkındaki düşünceleri tamamen değiştirecek. Sadece artanları toplamayı kafaya koysa hem kendisini hem takımını kurtaracak. Kezman bu durumdan fayda çıkarır.
Fenerbahçe bu maçı alacaksa Alex'le birlikte Kezman alır. Aksi durumda yönetimden Zico'ya, taraftardan Kezman'a herkes için çok zor olacak.
'Şakmaya' az kaldı
Nike'ın şon kampanyası şok güzel, Premiership ise harika. Peki bir araya gelince bu rezalet naşıl oluyor? Yahu gol pozisyonunda TV'nin göbeğine şak istediğin yere diye kocaman bir şamur (çamur) lekeşi konur mu? Top girdi mi şıktı mı belli değil! Bizim evde hiç belli değil çünkü şesi kışıp şeyrediyorum. Ama yine de Ştuart, Porşmut şesleri yankılanmakta beynimde. Chateauroux'ya, Çetraks denebiliyor çünkü yayında.
"Şak istediğin yere" diyor ya reklamda. şoktan şakmıştım da TV'nin takşiti bitmedi daha.
(Bu metin fox'ça yazılmıştır. S'lerinizin ayarıyla oynamayınız)
Kalli de mi Fener'in ajanı?
Hakan Şükür'ü Ersun Yanal istemediği için ortalığı yıkanlar, milli takım teknik direktörünü Fenerbahçe ajanı ilan edenler, sizce Necati'nin hesabını neden sormuyor?
"Necati'nin gönderilme sebebini açıkla Adnan!" haykırışlarını neden duymuyoruz? Necati teknik sebeple bırakılır mı? Rıdvan Dilmen'in abartarak yaptığı "Bir Necati, bir Kaka" tanımlaması kadar olmasa da, kimdir Necati'nin Türk alternatifi? Var mı ona yaklaşabilecek bir oyuncu? Para ediyor diye adam bırakılır mı? Kone'ye toplam 25 milyon euro ödenecekti kabul etmedi. O paraya Necati'nin çocuğu, torunu, onun torunu oynar Galatasaray'da.
Peki Kalli, Polat, Sezgin açıklayabildi mi Necati'nin gitmesini?
Yoksa misal Kalli de mi Fenerbahçe ajanı? Yoksa Sezgin mi Fener ajanı? Çünkü iftiraysa ona da atıldı iftira. Aynı Ersun Yanal gibi onun da zamanında Fenerbahçe'den teşvik primi aldığı iddia edilmişti hatırlarsınız. Birisi Cafer hikayesi, diğeri Petkov masalı?
Hadi bağırsanıza nedir sebebi diye? Anlat Kalli, açıkla Adnan! Yok! Bu kez kimse bağırmıyor.
Fatih Terim çok formsuz
Piontek - Terim devriminden bu yana hep ligimizden iyi bir milli takımımız oldu. Şimdiyse milliler ligin 20 yıl gerisinde. Lig gümbür gümbür. Mücadele üst düzeyde. Üstüne Avrupadakiler de iyi. Tuncay eksik oynuyor ama sorun futbolunda değil. Sadece zihinsel eşiği aşması lazım. Hamit öyle bir Bayern girişi yaptı ki, 2 sezon böyle oynasa yerinde dünyanın en iyisi olabilir. Nuri doğru bir tercihle kendisini gösterebileceği bir lige gitti. Asıl önemlisi Premiership'in deneme liginde olması. 2 gol attı haftasonu. Halil parlıyor. Geçen sene ideal 11'in hepsi sorunluydu şimdi ortalık oyuncu kaynıyor. Umut'a bakın, Mehmet Yıldız'a, Beşiktaş'ın Serdarlarına bakın. Necati'yi, Semih'i kullanmıyoruz. O kadar yani. 4 büyükte 7 milli kaleci var. Sadece 1 yabancı, o da yedek.
Böyle bir ülkenin takımı maç kaybedebilir. Peki bu kadar kötü oynar mı? Doğrusu. Bu kadar mı oynamaz! Haftaya daha detaylı gireceğiz konuya. Ancak şunu söyleyelim: Norveç maçından bu yana bu kadar kötü olmamızın tek açıklaması var. Terim çok ama çok formsuz.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe
