
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Burs deyip geçmeyin!
Bir burs, öğrencinin de, ailenin de ülkenin de kaderini değiştirebilir. Bunun o kadar çok örnekleri var ki. Örneğin Demirel, Örneğin Özal ve daha nice önemli isim.
Şu günlerde çalan her üç telefondan, gelen her üç mail'den biri burslara yönelik. Kimi yurtdışı için, kimi üniversiteler için kimi de özel okullar için burs arıyor.
Pek çoğumuz için önemsiz gibi gözüken paralar, yüz binlerce genç için umut ışığı olabiliyor. İşte bu yüzden, yeni öğretim yılında burs konusunun sil baştan yeniden ele alınıp hem miktarının hem de verilen öğrenci sayısının artırılması gerekiyor.
Devletin verdiği burs miktarı çok yetersiz. Ayda 150 YTL. Özellikle büyük kentlerde, eğer aile desteği yok ise bu kadar parayla geçinmek mümkün değil.
Vakıf ve derneklerin verdiği burslar da çok yüksek değil. 300 YTL'yi aşanı bulmak çok zor. Daha çok öğrenciye burs vermiş olmak için sayıyı artırıp miktarı azaltıyorlar ki, bu iyi bir yöntem gibi gözükmüyor. Alanın, aldığına değmiyor. Hele bazıları, bizden burs alan başkasından alamaz gibi saçma sapan kurallar koyuyorlar ki, durum daha da bir içler acısı noktaya gelebiliyor.
YURTKUR her ne kadar yeniden yapılansa da bu konuda yetersiz. Burs veren vakıf ve dernek sayısı, olması gerekenin çok altında. Kurum ve kuruluşlara eğitim yatırımı yapmaları ve burs vermeleri halinde vergi muafiyeti getirildi. Ama hâlâ bu konuda alışkanlık kazanabilmiş değiller. Özel gayret gerekiyor.
Bu konuda en etkin oluşumu cemaatlar yani tarikatlar gerçekleştiriyor. Sadece burs vermekle kalmayıp onların barınmalarına, stajlarına, işe girmelerine hatta iş ve yuva kurmalarına da yardımcı oluyorlar. Bu kadar hızla büyümeleri ve siyasette etkin hale gelmeleri de bu yüzden.
Yeni olanaklar yaratılmalı
Türkiye'deki burs fonları ile gelişmiş ülkelerdeki fonlar kıyaslandığında arada derin uçurumlar var. Burs konusu, özellikle de yükseköğrenime yönelik olanı yeni kurulan Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'nın kontrolünde gerçekleşebilir.
Ülkemizdeki handikaplardan biri de bu. Güya tek elde toplanmaya çalışıldı ama bir işe yaramadı. Devletin diğer kurumları eskiden burs verirken, şimdi veremez hale geldiler. Oysa daha fazla vermeleri teşvik edilebilirdi.
Bilim Bakanlığı benim öteden beri en önemli beklentilerimden biriydi. Keşke sonuna bir de burs eklense. Yani Bilim, Teknoloji ve Burs Bakanlığı olsa.
Burs deyip geçmeyin, bir ülkenin kaderini değiştirebilir. Örneğin maçlardan, piyangodan, reklam gelirlerinden, şirket cirolarından, faizlerden ve benzeri ekonomik faaliyetlerden yapılacak binde birlik yasal kesintiler bile çok büyük meblağlar oluşturabilir. Verilen burs sayısı bir yılda on katına çıkarılabilir. Hem de en az asgari ücret düzeyinde olmak koşuluyla. Yeter ki istensin.
Türkiye'nin en büyük sermayesinin iyi yetişmiş genç insan gücü olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama son yıllarda bu güç, kısır tartışmalar, kaynakların yetersizliği ve hovardaca kullanılması yüzünden giderek eriyor.
Burslar sadece fakir fukara çocuklarına değil, başarılı varlıklı çocuklara da verilmeli, özel okullarda ve yurtdışında okumak isteyenlere de. Ama tek şartla. Onlar da ileride varlıklı biri olduklarında, diğer öğrencilere burs verme koşuluyla. Yoksa hazıra dağ dayanmaz. Burs fonlarına sürekli yeni kaynaklar aktarılmalı ki arkadan gelenlere de çok daha iyi olanaklar yaratılsın.
Öyle vakıflar var ki 100 binden fazla öğrenciye burs vermiş. Ama geri dönüşüm yüzde 10 bile değil. Bu işte kesinlikle bir yanlışlık var. Elbette ille de yasal zorunluluk gerekmez. Önemli olan o sorumluluğun kazandırılması ve geri dönüşümün kendiliğinden sağlanması. Yoksa bugünkü gibi icra takipleri başlatılır ve sonuçta değişen bir şey olmaz.
Özetin özeti: İyi işleyen bir burs mekanizması Türkiye'de çok şeyleri değiştirebilir...
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe