
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Son Atatürkçü
Çankaya'da 7 yılı aşkın süren "Sezer dönemi" sona eriyor. 10. Cumhurbaşkanı, görevini bugün TBMM'deki üçüncü tur oylamada cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen Abdullah Gül'e devredecek.
Sezer, Çankaya'dan toplumda geniş bir çoğunluğun sevgisini kazanmış, iyi izler bırakmış, dürüst bir hukuk adamı olarak iniyor.
1989'da Özal'la başlayan, 1993'te Demirel ile devam eden Köşk'teki siyasi liderler dönemi, 2000 yılında eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle "tarafsız" ve "partilerüstü" nitelik kazanmıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer, mesleği olan yargıçlığın siyasi ilişkilerde gerektirdiği "bağımsız duruşu" önce kendisini aday gösteren çevrelere karşı sergiledi. 2001 Şubat krizindeki anayasa kitapçığını fırlatma olayı Sezer'in iktidarlarla arasına koyacağı mesafenin habercisiydi. Dönemin Başbakanı Ecevit'in paniğe kapılarak MGK'da yaşananları televizyondan açıklamasıyla Türkiye ekonomide ağır bir fatura ödedi.
2002 seçimlerinde AKP'ye iktidar yolunu açan, geniş işsizlik dalgası ve 1990'larda zayıf koalisyonların çökerttiği ekonominin ülkeyi "yolsuzluk ve yoksulluk" sarmalına mahkûm etmesiydi.
Sezer'in bir darbesiyle on yıllık düzen yıkıldı.
Cumhurbaşkanı Sezer, AKP döneminde laik cumhuriyeti koruma, İslamcı kadrolaşmayı önleme, Irak işgali sırasında Türkiye'yi Ortadoğu batağına çekmeye dönük ABD yanlısı politikaları frenlemede önemli rol oynadı.
Erdoğan-Gül yönetimine kalsa, 1 Mart 2003'te Türkiye de işgalin tarafı olacaktı.
Tezkere reddedilince, Irak serüveninde ABD yalnız kaldı ve Ankara'ya AB yolu açıldı.
AKP'nin 22 Temmuz 2007 seçimlerini kazanmasında, ABD ekonomisini bile zorlayan Irak işgalinin dört yılın sonunda Türkiye'ye etkilerinin -PKK eylemleri ve Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi dışında- sınırlı kalması da rol oynamıştır. Ülke kaynaklarının savaş ekonomisine gideceği bir ortamda, enflasyonun düşmesi ve büyüme yaşanmazdı.
Sezer'in 2003'te Türkiye'yi savaşın dışında tutmaya dönük politikasının ekonomiye etkisi, Şubat 2001 krizinin etkilerini unutturmuştur.
AKP ilişkilerinde "hükümeti frenleyen" bir misyona sahip gözükse de Sezer, Çankaya'nın anayasal yetkilerini parlamenter rejimin sınırları içinde tutarak, Özal ve Demirel örneklerindeki gibi "icraat"ta başbakanlarla yarışan bir cumhurbaşkanı profili çizmemiştir. Askeri kışkırtmaktan uzak durmuştur.
"Son Atatürkçü" 10. Cumhurbaşkanı Sezer'i saygıyla anacağız.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe